BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Savaşın masumları!

Savaşın masumları!

Jeremy James’in “Türk Atı”nı okuduğum zaman, bu müstesna varlığın “hayvan”ı aşan bir mahluk olduğunu düşünmüş ve hayran kalmıştım.



Jeremy James’in “Türk Atı”nı okuduğum zaman, bu müstesna varlığın “hayvan”ı aşan bir mahluk olduğunu düşünmüş ve hayran kalmıştım. Belgesel özelliği de olan bu “romanımsı” metin, İngiliz yarış atlarının atasının 1683’de savaş sırasında el değiştirmesini anlatıyor. Önceki ismi Azaraks (ateşin oğlu) Türkmen soyundan bir Karaman Atı... İngilizlerin eline geçtikten sonra ise Byerley Türk atı olarak anılacak ve tarihe geçecektir. Spielberg’in “Savaş Atı” ise bir gençlik romanından adaptasyon. Film boyunca Türk Atı’nı ve o metnin Spielberg tarafından bilinip bilinmediğini düşündüm. Derdim milliyetçilik değil. Türk Atı’nda hikaye çok daha güçlü, karakterler çok daha sağlam ve derin. At kadar seyise hayran oluyorsunuz. Ve At’ın savaş içgüdülerine... Neyse... Spielberg gençlik romanını “esaslı” bir film haline getirmiş yine de. Sevgi ve bağlılık üzerine, başrol oyuncusu olmayan veya herkesin bu ağırlığa ortak olduğu görselliği ve hikâyesi ahenk içinde bir film. Detay anlatmayı sevmiyorum. Fakat atın kaçış sırasında ve savaş hattının tam ortasında tel örgülere dolanarak çaresiz kalmasıyla başlayan sekans ve savaşın taraflarının sahibini bilmedikleri bir atı kurtarmak için el sıkışması ancak seyredilerek yaşanır. Tam bir aile filmi... *** Kevin Hakkında Konuşmalıyız, psikolojik tarafı ağır basan derinlikli bir hikaye olduğu varsayımıyla çekmişti beni. Umduğumu bulamadım... Filmde havada kalan veya mantığı zorlayan detaylar benim gibi sinemada “kendi içinde tutarlılık” arayan bir seyirci için can sıkıcı yönlerdi. Bu paragrafın tek sebebi Tilda Swinton’ın başarılı oyunculuğu. Çok absürt bir karşılaştırma olarak görülebilir: Jason Statham’ın aksiyondaki kendine özgü soğukkanlı ve yakışan tarzı, bu kadında da var: Psikolojik çalkantılarını naif ruhunun derinliklerinde saklayan, abartısız oynayan bir sanatçı... *** Karanlıklar Ülkesi- Uyanış’ta insan yok. Vampirler, Lycanlar, Melezler... Karanlık bir şiddet şöleni. Üç boyutlu... Ruhumu daraltmak ve karanlıkta boğulmak istiyorum diye düşünenler için... Taliplerine duyurulur. *** Eş Ruhumun Eş Zamanı, ismiyle ve ilk kuantum filmi gibi neresinden tutulacağı belli olmayan açıklamasıyla çektiği ilgiyi, perdeye yansıyınca hayal kırıklığına uğratıyor. Bazen yapınca olmuyor. Hayat bu... Kabullenmek lazım... Velhasıl bu hafta “Savaş Atı”nın ve geçen haftalardan kalan iyilerin haftası... İyi seyirler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT