BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı cihan devleti

Osmanlı cihan devleti

Milletimiz ve büyük Türk imparatorluğunun adına, şimdi kısaca Osmanlı diyoruz. Halkımızla birlikte birçok ırk, din ve mezhepten eski teb’amız da Osmanlı’dan hâlâ derin izler taşıyorlar.



Milletimiz ve büyük Türk imparatorluğunun adına, şimdi kısaca Osmanlı diyoruz. Halkımızla birlikte birçok ırk, din ve mezhepten eski teb’amız da Osmanlı’dan hâlâ derin izler taşıyorlar. Bunlar, niyet edilip de kısmen uygulanan 700’üncü Osmanlı yılı kutlamalarını, bayram sevinçleriyle yaşadılar. 1999’dan beri dünya çapında ilmî toplantılar, kongreler, sempozyumlar yapıldı. Yabancıdan, yerliden seçme bilginler, dünyayı bu konuda aydınlatan eserler yazdılar. Özellikle, gurur verici Osmanlı medeniyet ve sanatını, ilim derinliğinde anlatıp şerh eden ve mutlaka incelenmesi gereken değerli eserleri verdiler... 12 ciltlik bir külliyat şeklinde yayımlanan 10 bin sayfalık OSMANLI isimli yayını bu eserlerin başında saymalıyız (Yeni Türkiye Yayınları). Bunun yanısıra: a) Ekmeleddin İhsanoğlu’nun düzenlediği iki büyük ciltlik “Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi” (Faks: 0212 258 43 65) var. b) Prof. Ahmet Akgündüz’ün “Bilinmeyen Osmanlı”sı var. (Faks: 313 34 78). c) Galip Demir’in Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu ve Ahilik” (Faks: 0212 629 03 82) ve d) Vehbi Vakkasoğlu’nun “Osmanlı İnsanı” (0212 513 70 84) e) Türk Yurdu Dergisi’nin (sayı 148-149) “700. Yılında Osmanlı” Çerçeve Dergisi’nin (Yıl sekiz sayı 25, Ocak 2000) “700. Yılında Osmanlı” vs’dir. Türk Edebiyatı dergimiz ve daha birçok dergilerle gazeteler bu konuda önemli makale ve röportajlar neşrettiler. İngilizce ve başka dillerde, yepyeni bakışlar ifade eden önemli kitaplar ve yazılar da neşredildi. Kısacası, milletimiz ve dünya aydınları uzun yıllardır hasretini çektikleri üstün ve kâmil nizama, fikir ve gönülce seyirci olarak katılmaktan mutlu oldular. Fakat ne yazık, halkımızı ağlatan zelzele birçok şey gibi bu kaynaşmanın lezzetini de ortasından kesti. Daha sonra ne oldu? Sebebi bilinmez aksaklıklar dünyaya büyüklük timsali olan Osmanlı şenliğini vakitsiz kesip körlettiler. Buna bahane olarak Cumhurbaşkanı seçimini bahane yapanlar oldu. Şu günlerde daha kötü bir söylenti çıktı. Bilmem, batırılan bankaları kurtarmak veya müsrifçe harcanılan dış turizm vurgunlarını örtbas etmek için mi acaba? Osmanlı’nın milletin maneviyatını yükseltecek muhteşem yıldönümü törenlerinden “savurganlık” denilerek mi vazgeçildi bilmem. Buna da, kendi süfli ideolojik niyetlerini tatmin için “Asker istemiyor” gibi bir yalan uyduruldu. Halkın arzularına daima karşı çıkan, milletin ruhuna, tarihine, inancına yabancı ve düşman gazetelerden biri, etekleri zil çala çala: Askerlerin de “Modern Cumhuriyette İmparatorluk kutlamalarının ön plana çıkması doğru olmaz görüşünü taşıdıkları biliniyor” yalanını pervasızca yayımladı. Görüldüğü üzre Büyük Osmanlı kutlamalarının 12 Nisan’da yapılacağına dair müjde, halkın duygularına, sevinçlerine karşı ve hattâ düşman olan kimseleri kudurttu. Gençlerimizin Türk-Osmanlı büyüklüğü şuuruna varma yüceliğine, ulaşmaları korkusu, milletimizin düşmanlarını öylesine korkutuyor. Üstelik tam ahlak düşkünlüğü ile kara niyetlerini güçlendirmek için Türkün Ordusuna bunu bahane gösteriyorlar. Bilindiği üzre yine kendileri, göze girmek telâşına düşünce “üç bin yıllık, beş bin yıllık Türk Ordusu” övgüsünü samimiyetsizce kullanırlar. Peki kardeşim, bu ordunun ihtişamlı zamanlarının çoğu, Fatih’in, Yavuz’un, Kanunî’nin devirlerini şenlendiren zaferlerimiz değil midir? O halde, “Cumhuriyet askeri” en parlak zamanlarını gururla donatan öz ecdadına neden karşı çıksın. Üstelik “Gazi M. Kemal”in dahi, kurduğu Cumhuriyete kadar bir Osmanlı paşası olduğunu neden unutursunuz? Nitekim, Türk ordusunun Genelkurmay’ı, bu gazetenin küstahlığını pek açık lisânla kınamıştır: “Osmanlı imparatorluğunun 700’üncü kuruluş yıldönümü kutlamalarının yapılmaması hususunda, hiçbir kişi ve kuruluşa görüş bildirilmedi, telkinde bulunulmadı” denilmiştir. En âciz millet ferdi bile, Cihan Devleti’mize sahip olmanın şuurunda ve gururunda iken, rütbesiz bir askerimizin dahi, kendini bu gururdan mahrum bırakmak isteyebileceğini nasıl yazar, nasıl söylersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT