BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kekemelik

Kekemelik

Kekemelik, konuşma esnasında konuşmanın akıcılığını bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri tekrarlama ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile kendini gösteren bir bozukluktur. Kekemelik genellikle 5-6 yaş civarında ve erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür.



Kekemelik, konuşma esnasında konuşmanın akıcılığını bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri tekrarlama ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile kendini gösteren bir bozukluktur. Kekemelik genellikle 5-6 yaş civarında ve erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Sosyal hayatı olumsuz yönde etkileyebilen kekemeliğin tedavisinde başarılı olmak için, geç kalmamak gerekir. Kekemelik birbirinden bağımsız birçok faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilir: 1- Sinir sistemine ait sebepler: Seyrek olarak rastlanır ve birlikte farklı belirti ve bulgular vardır. 2- Kalıtsal sebepler: Anne, baba, 1. veya 2. derece akrabalarda kekemelik olması durumu problemin ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Sadece kekemelik değil aile bireylerinden birinde başka bir konuşma bozukluğu söz konusu olduğunda da kekemelik daha sık görülebiliyor. 3- Psikolojik sebepler: Aile problemleri, herhangi bir şeyden duyulan şiddetli korku da kekemeliğe sebebiyet verebiliyor. En sıklıkla gördüğümüz nedenler olduğundan üzerinde özellikle durulması gerekiyor. Kekemeliğe yatkın bir kişide, yaşanılan zorlu hayat şartları problemin ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Ancak bir çocukta kekemeliğin gerçek sebebini bulmak her zaman kolay değildir. Kekemeliğin neye dayalı olarak geliştiği genellikle bilinse de, bu durum tedaviyi çok da etkilemez. Sebep ne olursa olsun tedavi benzer şekilde yürür. Kekemeliğin şiddeti çocuk sosyalleştikçe, çevresindeki insanların sayısı çoğaldıkça artar. Çocuk heyecanlandığında, duygusal faktörler devreye girdiğinde, örneğin telefon konuşması sırasında kekemelik belirginleşir... Ne kadar erken dönemde hekime başvurulursa tedavinin başarılı olma şansı o derece artar. 3 yaşında bir çocuğa uygulanan tedavi ile 9 yaşındaki birine uygulanan tedavinin birtakım farklılıkları vardır. 3 yaşında bir çocuğa uygulanan tedavide konuşma bozukluğunun adını koymadan, düşük ritimli konuşma ile olay kontrol altına alınabilecekken ergenlik çağında çok daha detaylı bir tedavi gerekir. Geçer diye beklememek, bir an önce hekime danışmak tedavinin başarısı açısından çok önemlidir. Tedavinin şekli ve süresi hastanın yaşına ve kekemeliğin şiddetine göre değişir. Çocuk kekemeliğin negatif etkilerini ne kadar az yaşayıp, ne kadar erken hekime gelirse tedavi o kadar etkili ve hızlı olur. Ancak erken dönemde başvuran hastalarda kekemeliğin büyük ölçüde kontrol altına alınması ve çok daha akıcı bir konuşmanın sağlanması mümkündür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT