BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1920 Maraş katliamı

1920 Maraş katliamı

İşgal, tahrik, baskı, ayırım, aşağılama ve sivil halkı hedef gözetmeden bombalama. Yer, şahıs, zaman, zemin tafsilatıyla biliniyor. Acaba 1920 Maraş katliamının inkârı suç mu sayılsa?



ÖZEL ARAŞTIRMA İRFAN ÖZFATURA ŞEHRİ ATEŞE VERDİLER Fransızlar çarşıyı ateşe verir. Mevlevihane, Üdürgücü Camii ve Belediye Dairesi kül olur. Girdikleri evlerde bebekleri kafalarını duvara çarparak parçalar, etlerini keser, analarının ağzına tıkarlar. SORMAK LAZIM İşgal, tahrik, baskı, ayırım, aşağılama ve sivil halkı hedef gözetmeden bombalama. Yer, şahıs, zaman, zemin tafsilatıyla biliniyor. Acaba 1920 Maraş katliamının inkârı suç mu sayılsa? Cihan Harbi ilan edilmeden evvel (1914) Maraş’ta 57.362 Müslüman ve 18.075 Ermeni yaşar. (Prof. Dr. Ahmet Eycil) Harb-i umumi 1918’de sona erer ve ders kitaplarımızın ifadesi ile “Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayılırız.” 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesine göre İtilaf Devletleri emniyetlerini tehdit edecek bir durum vaki olursa diledikleri yeri işgal edebileceklerdir. Bu maddenin ardına sığınıp stratejik ve ekonomik değeri olan bölgeleri işgale başlarlar. Maraş da bunlardan biridir mesela... Ermeniler, İngilizleri güle oynaya karşılar (22 Şubat 1919). Trasanta rahiplerinin kurduğu bando yol açar, işgalciler çiçek yağmuruna tutulurlar. Ellik Gâvurları (Maraşlılar Ermenilere öyle der) taşkınlık yapar “Kahrolsun Türkler” diye bağırırlar. Halbuki rahatları yerindedir, zengin ve itibarlıdırlar. MÜCADELEYİ BAŞLATAN TABANCA Sütçü İmam’ın işte bu tabancasından çıkan kurşunlar Maraş mücadelesinin başlangıcı oldu. ÖNCE İNGİLİZLER Bir İngiliz subayı hükümete çıkar “güvenliği sağlamak için Maraş’ı işgal ettiklerini” bildirir. Mutasarrıf Ata Bey memlekette güvenliği bozan bir hâl olmadığını anlatır. “Eğer misafir sıfatıyla geldiyseniz kapımız açık” der, “Lâkin işgalci sıfatıyla geldiyseniz....” İngiliz kuvvetlerinde Hintli Müslümanların ağırlığı vardır, Maraşlılarla kaynaşıp dost olurlar. O günlerde Ermeniler sapada denk getirdikleri Müslümanları öldürmektedir. Hintliler, Müslümanlar katliama uğramasın diye Maraşlılara silah ve cephane sızdırırlar. Ermeniler İngiliz kumandanının yanına girip girip çıkar. Zamanında Türklere sattıkları mülkleri geri almaya çalışırlar. Türklerle evlenen Ermeni kızlarının kaçırıldığını söyler, yuvalarını bozmaya kalkarlar. Kolonel Max Andrio iddialar asılsız çıkınca Ermenilere karşı mesafeli durmaya başlar. Mısırlı Yüzbaşı Hasan Rufai ise “Müracaat merciiniz hükümet daireleridir” der başından savar. Ancak İngilizler kalıcı değildir, Musul’daki petrol yataklarına konabilmek için Maraş, Antep ve Urfa’yı Fransa’ya bırakırlar. O ünlü vaazın verildiği Maraş Ulu Cami... ADALETE FRANSIZLAR 30 Ekim günü de De Fontzine komutasında 1000 Fransız 500 Cezayirli asker ile üniforma giymiş 400 Ermeni Maraş’ı işgal eder. Ermeniler yine taşkınlık yapar “Yaşasın Fransa. Kahrolsun Türkler” diye bağırırlar. Ermeniler Fransız askerleriyle birlikte şehri dolaşır halka hakaret eder, saldırır sataşırlar. Hükümet konağının önündeki nöbetçi askere “bize kadın bul” der, yoldan geçen posta müvezzini hırpalarlar. O gün geçmek bilmez, halkın içini sıkıntı basar. İkindi üzeri bir grup Fransız askeri ve üniformalı Ermeni, Uzunoluk Hamamı’ndan çıkan kızcağızları sıkıştırır. “Burası artık Fransız müstemlekesi oldu. Başörtüsüyle gezemezsiniz, açılında güzelliğinizi görelim” diyerek yılışırlar. Mütecavizlerden biri, 15 yaşındaki Fatıma’nın peçesini asılır, garibim fenalık geçirir, oracığa yığılır. Çığlıkları duyan Maraşlılar koşar, Hacı’nın kahvesi boşalıverir bir anda. Ancak milisler silaha sarılır, kalabalığa kurşun yağdırırlar. O hengamede Çakmakçı Said şehit düşer, Gaffar Kabuloğlu Osman ve bir kaç genç yaralanır. Sütçü İmam hiç düşünmez, belinden tabancasını çıkarır, tetiğe basar. Fransızlar Sütçü İmam’ı ele geçiremez, dayısının oğlu Kadir’i yakalar, burnunu, kulaklarını koparır, garibi boğazlarlar. O günden sonra Ermeni saldırıları artar. Türklere “sizi kıtır kıtır keseceğiz, kadınlarınızı alacağız. Camilerinize çan takacağız” diye laf atarlar. Maraş’a atanan Guvernör Andrei genç bir subaydır. Ermeniler onu da şenliklerle karşılar (26 Kasım 1919). Andrei, birkaç gün sonra Ermeni zenginlerinden Hırlakyanların onuruna verdikleri ziyafete katılır. Müstakbel Ermenistan Prensesi Helena’yı dansa davet eder. Kız “Üzgünüm mösyö” der, “Kalesinde Türk Bayrağı dalgalanan bir memlekette Fransızların hâkim olduğunu nasıl düşünebiliyorsunuz?” Andrei kaledeki Türk Bayrağı’nın derhal indirilmesi emrini verir. Helena kendini subayın kollarına atar. İMAMLAR ÖNDE GİDER 28 Kasımda kalede bayrağı göremeyen Maraşlılar şok olurlar. Kısakürek ailesinden Avukat Mehmet Ali “Âlem-i İslam’a Hitap” adıyla bir beyanname yayınlar. Ki “Ey millet-i necibe-i Osmaniye, vaktine hazır ol” cümlesi ile başlayan çağrı yüreklere işler adeta. O gün Ulu Cami imamı Rıdvan Hoca minbere çıkar “Hürriyeti olmayan bir milletin Cuma namazı kılması caiz değildir” der. Cemaat minberdeki sancağı alıp sel gibi kaleye akar. Nazlı hilal tekbirlerle salavatlarla yerine asılır. Ağlayan ağlayana... Bu arada İslâhiye yönünden Maraş’a gelmekte olan bir Fransız müfrezesi pusuya düşürülür ve tamamen imha edilir. Guvernör bir bayrak için ölümü göze alan Maraşlıları anlayamaz. Bu insanların top tüfek umurlarında değildir, dik durmaktadırlar. Eşrafı toplayıp iki elini kaldırır “Bakın şu kolum güçtür, şu kolum ise lütuf, siz hangisine sarılmak istiyorsunuz?” Türklerin bu nutuktan etkileneceğini sanmıştır, umduğunu bulamaz. Maraşlılar muhtemel katliam için müteyakkız dururlar. Paralarını mallarını cihad uğruna sarf eder, zahireleri erzaklarını paylaşırlar. Jandarma deposundaki 850 silah ile bin sandık mermi mücahidlere dağıtılır. Hiç kimse düşmandan kaçmayacak, her ev bir mevzi olacaktır. Eski müfreze komutanları, ihtiyat zabitleri tecrübelerini konuştururlar. Kahramanmaraş şehir merkezinde yer alan “Sütçü İmam” abidesi 92 yıl önce verilen mücadeleyi resmediyor. YILDIRMA POLİTİKASI Maraş, Antep, Şanlıurfa Fransız kuvvetleri komutanlığına atanan General Queret, 6 Aralık’ta Maraş’a gelir şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı yapar. Tehdit eder, parmak sallar. Üzerinde silah bulunduran Türkler, tahkikat yapılmadan kurşuna dizilecektir. Her Fransız askerine karşılık, iki kişi öldürülecek, bunlar kur’a seçilecektir. Silah atılan ev yakılacak, memur ise işine son verilecektir. Küçük hadiselere bile makineli tüfek, bomba ve gazlı mermilerle gidilecektir. Artık çatışma kaçınılmazdır. Nitekim şehre silah ve cephane taşıyan nakliye birliklere pusuya düşürülür. Fransızlar büyük kayıp verir, telaşlanırlar. İşgalcilerin bir piyade alayı, dört topçu bölüğü, iki süvari bölüğü, dört zırhlıları ve 2000’in üzerinde gönüllüleri (Ermeniler) vardır. Orantısız güç kullanmalarına rağmen başarılı olamazlar. Şehirden çekilir Amerikan Koleji’ne sığınırlar. Şehri ağır silahlarla bombalar, Abarabaşı Kilisesi’nin kulesine yerleştirdikleri makineli çok can yakar. Buna rağmen mesafe alamayınca mütareke isterler. Heyet-i Merkeziye işgalcilere “derhal silah ve mühimmatlarınızı teslim edin, ayrılmanıza izin verelim” teklifi yapar, “yoksa...” Fransızlar karşılarında ciddi bir askeri birlik görememişlerdir, teslime yanaşmazlar. EL Mİ YAMAN BEY Mİ? 21 Ocak 1920 günü General Querette’in çağrısı üzerine yapılan toplantıda Fransız tarafından kurşun atılır ve bir Türk jandarması yaralanır. Türkler de silahlarına davranırlar. Savaş birden kızışır, şehir topçu ateşi ile harabeye döner. Maraşlılar destan yazmaktadırlar. Mahalleler arasında sevkiyat yapabilmek için evlerin iç duvarlarını yıkar, yer yer hendekler kazarlar. Bazı Maraşlılar Ermeni mevzileri açığa çıksın diye gözünü kırpmadan kendi evini yakar. Ermeniler zaman zaman bayrak açar, teslim olacağız derler ama öne çıkan liderlere (Evliya Efendi gibi) kurşun yağdırırlar. 1 Şubat 1920 Fransızlar çarşıyı ateşe verir. Mevlevihane, Üdürgücü Camii ve Belediye Dairesi kül olur. Girdikleri evlerde bebekleri kafalarını duvara çarparak parçalar, etlerini keser, analarının ağzına tıkarlar. Güney güzergâhı Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kontrolündedir. Nakliye sağlanamayınca işgalciler malzeme sıkıntısı çekmeye başlar. Haberleşme de kesilmiştir, çaresiz kalırlar. Nitekim 10-11 Şubat gecesi çekilmeye başlar, Ermenileri de yanlarına alırlar. Giderayak şehri bir defa daha top ateşine tutar, bir Türk daha öldürebilmek için ellerinden geleni yaparlar. Sormak lazım. Sözde Ermeni soykırımından siyasi ikbal uman Sarkozy Maraş hakkında ne biliyor acaba?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT