BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yıkılmıştı Perihan hanım...

Yıkılmıştı Perihan hanım...

Küçük lacivert araba kapının önünde durunca Füsun telaş ve heyecanla bağırdı: - Geldi, Oktay geldi işte, bakın boşuna telaşlandınız...



Küçük lacivert araba kapının önünde durunca Füsun telaş ve heyecanla bağırdı: - Geldi, Oktay geldi işte, bakın boşuna telaşlandınız... Perihan hanım gözleriyle görmeden rahatlamayacağını bildiği için bir ok gibi fırladı oturduğu koltuktan, pencereye koştu. Gerçekten Oktay’ın arabası tam bahçe kapısının önünde durmuştu. Çok geçmeden kapı açıldı ve delikanlı indi aşağıya. Diğer kapıdan da İclal. Füsun takdirle söylendi: - Aferin kıza, buldu onu! Perihan hanım kımıldamadan koltuğunda oturan kocasına seslendi sevinçle: - Doğan, geldi oğlumuz, Oktay’ım geldi bak! Doktor yavaşça başını kaldırdı tepki olarak. Bitkin görünüyordu. Göz bebekleri ufalmış, ıstırabı yüzünün çizgilerinde derinleşmişti. Füsun kapıya atıldı gelenleri karşılamak için. Burun buruna geldiler İclal’le kapının önünde. Genç kız irkilerek geri çekildi, sonra toparlanarak gülümsedi: - Ah! Korktum birden Füsun abla... - Hoş geldiniz... Gözlerini genç kızın arkasındaki Oktay’a çevirdi: - Merhaba Oktay! Nasılsın aslanım? Delikanlı hafifçe başını eğdi. Fısıldayarak konuştu: - Füsun abla, sizi de rahatsız ettik, kusura bakmayın... İçeri girdiler. Salon kapısının önünde yalvaran bakışlarla izliyordu oğlunu Perihan hanım. Sanki ondan duyacağı bir tek sıcak kelime için canını bile vermeye hazır gibiydi. Fakat Oktay yıllardır anne bildiği, kucağında şefkati bulduğu bu yaşlı kadını görünce kaşlarını çattı ve Füsun ile İclal’e dönerek: - İzninizle, ben odama çıkacağım... Yorgunum. Diye özür diledi ve merdivenlere doğru atıldı. Yıkılmıştı Perihan hanım. Yan gözle İclal’e baktı. Genç kız Oktay’ın böyle davranacağını biliyordu. Yolda gelirken konuşmuşlardı. Oktay yol boyunca düşünmüş, tam arabadan inmek üzerelerken: - İclal, beni anlamaya çalış, daha hiçbir şey için hazır değilim. Onlarla konuşmak istemiyorum. Yardımcı ol! Diye yalvarmıştı. Genç kız ise büyük bir olgunlukla: - İçinden nasıl geliyorsa öyle davran Oktay... Şu anda zorlanmaları kaldırabilecek durumda değilsin, meraklanma, kimse senin kusuruna bakmaz, ben onlarla konuşurum... diyerek onu sakinleştirmiş, rahatlatmıştı. Perihan hanımın oğlunun arkasından büyük bir hayal kırıklığı ile dolu olan bakışlarını görünce hemen öne atıldı: - Lütfen, salona girelim biz. Konuşalım biraz, buyurun... Doğan bey sanki olan biteni farkında değilmiş gibiydi. Perihan hanım hıçkırıklar içinde attı kendini koltuğuna: - Bizi suçluyor, bizi suçluyor işte... Onu kaybedeceğim, dayanamam buna ben, yaşayamam... diyerek hıçkırıklara boğuluverdi bir anda. Füsun koşup geldi yanına, onun ellerini avuçlarının içine alıp teselliye çalıştı. İclal ise birkaç saniye düşündü, sonra tane tane konuşmaya başladı: - Lütfen, biraz sakin olur musunuz? Perihan hanım şaşkınlıkla baktı genç kızın yüzüne. O ise kendinden emin bir tavırla devam etti: - Hayır, kimsenin kimseyi suçladığı yok! Ben konuştum Oktay’la. Biraz düşünmeye ihtiyacı var ki, bu da son derece normal... Kendinizi onun yerine koyun bir kere. Bana zamana ihtiyacı olduğunu, biraz düşünmesi, meseleyi açıklığıyla kavrayabilmesi gerektiğini söyledi ve sadece sizinle değil, hiç kimseyle konuşmak istemedi. Hatta benimle bile. Yutkundu. Ufak bir yalanla sakinleştirmeye çalıştı yaşlı karı kocayı: - Hem sizi de suçlamıyor. Sadece şaşkın. Geçecek bunların hepsi. Anlayış gösterip çok fazla şey beklemeyin ondan... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT