BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocuğa baskı kekemeliği kalıcı hâle getirir!

Çocuğa baskı kekemeliği kalıcı hâle getirir!

Özellikle 2-6 yaş arasındaki çocukların çoğu kekeler. Çünkü düşünme hızları, konuşma hızından fazladır. Bu aşamada çocuğun takıldığı yerleri tamamlar, kelimelerini tekrarlatır, ona sabır göstermez, baskı yapar ve alay edersek kekemelik kalıcı hâle gelebilir.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ marmara.edu.tr 0 212 639 68 81 5 yaşında bir oğlumuz ve 9 aylık bir bebeğimiz var. 5 yaşındaki oğlumun 3 ay öncesine kadar konuşmasında hiçbir problem yokken oğlum 3 aydır kekeliyor. Önceleri ilgi çekmek için yaptığını düşündük fakat süre uzadıkça ne yapmamız gerektiğini bilemedik. Konuyla ilgili nasıl hareket etmemiz gerekir? (Yılmaz Sayın- İstanbul) Saygıdeğer okuyucumuz; kekemelik, en basit tanımıyla kişinin konuşmasında gerek akıcılık gerekse zamanlama açısından görülen bir rahatsızlıktır. Bazı uzmanlar, kekemeliğin yapısal bir bozukluk olduğunu savunurken bazıları öğrenilmiş bir davranış olarak ele alarak çevresel nedenlerin kekemelikte önemli rol oynadığı görüşünü ileri sürmektedir. Kekemelik erkek çocuklarda, kızlara oranla daha yaygındır ve yaklaşık olarak 3-4 kat daha fazladır. Genel olarak korku, stres ve kaygı doğuran durumlarda kekemelik meydana gelir. Çocuklarda görülen kekemeliğin nedeni büyük ölçüde stresten kaynaklanır. Konuşmasında herhangi bir anormallik yokken yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi ve ev içinde bütün ilginin bebeğe odaklanmış olması, çocuğunuzda böyle bir konuşma bozukluğunu ortaya çıkarmış olabilir. Buna bağlı olarak ileride kendiliğinden geçecek geçici bir durum ihtimalinden söz edebiliriz. Özellikle 2-6 yaş arasındaki çocukların çoğu kekeler. Çünkü bu dönemde çocukların düşünme hızı, konuşma hızından daha fazladır. Konuşmalarında “imm, şey, eee” gibi sesleri oldukça sık kullanılırlar. Dolayısıyla küçük çocukların konuşmasında sıklıkla görülen bu tür duraksamalar kekemelik olarak değerlendirilmemelidir. AMAN DİKKAT Bu aşamada çocuğun takıldığı yerleri tamamlar, kelimelerini tekrarlatır, çocuğa sabır göstermez, baskı yapar ve onun konuşmasıyla alay edersek kekemelik kalıcı hâle gelebilir. Anne-baba olarak çocuğun kekelemesine değil akıcı konuşmasına odaklanmalıyız ve onu cesaretlendirmeliyiz. En önemlisi, onu olduğu gibi kabul ettiğimizi ve sevdiğimizi one hissettirmeliyiz. Özetleyecek olursak nedeni ne olursa olsun kekemelik ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Bu konuda doğru teşhis için vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanızı tavsiye ederim. Ancak bir hususta sizi uyarmak istiyorum. Kendisinin dil ve konuşma uzmanı olduğunu söyleyen ehliyetsiz kişilerden uzak durun. Özellikle son zamanlarda “kekemeliğe kesin çözüm” ya da “iki haftada kekemeliğe son” gibi iddialı sözlerle halkımızın iyi niyetini kötüye kullanan insanlara çevremizde rastlayabiliyoruz. Bu nedenle yardım alacağınız kişinin bu konuda profesyonel eğitim alıp almadığına dikkat edin. Yanlış teşhis ve tedavi, telafisi olmayan olumsuz sonuçlara yol açabilir. NE TAVSİYE EDERSİNİZ? Derste iyi testte vasat 6. sınıfa giden çocuğum okul derslerinde çok başarılı bir öğrenci. Notları 90’ın altına düşmüyor. Ancak ayda bir yapılan deneme sınavlarında vasatın üzerine çıkamıyor. Öğretmenleriyle konuştuğumda beni tatmin eden cevaplar alamadım maalesef. Bu konuda beni bilgilendirebilir misiniz? (Necla Küçüktepe - Bursa) Öncelikle çocuğunuzda endişe edilecek bir problem olmadığını ifade ederek söze başlamak istiyorum. Çocuğunuzun klasik yazılı yoklama imtihanlarında yüksek notlar alması, deneme sınavlarında da aynı oranda başarılı olacağı anlamına gelmez. Çünkü yazılı yoklama imtihanları genellikle son işlenen konulardan hazırlanmış soruları içerirken deneme sınavlarındaki soruları doğru cevaplamak için en az bir dönem boyunca görülen bilgilere sahip olmak gerekir. Yani bir öğrenci yazılı yoklama imtihanına bir gün kala en son işlenen konuları tekrar ederek yüksek bir not alabilirken deneme sınavları öncesinde istediği kadar çalışsın yeterli bilgi alt yapısına sahip değilse istenilen puanı elde edemez. Sonuç olarak çocuğunuzun deneme sınavlarında başarılı olmasını istiyorsanız onun düzenli olarak, öğrendiği bilgileri tekrar etmesini ve çoktan seçmeli test tekniğini öğrenmesini sağlamalısınız. Bunun için çocuğunuzun okulda işlenen konularla ilgili test alıştırması yapmasını ve zaman zaman evde deneme sınavı çözmesini teşvik etmenizi öneririm. PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: FİLLER Dünyanın en ünlü fillerinden 4 metrelik “Jumbo” Başına buyruk erkek filler! Filler filhakika ilginç hayvanlar. Fotoğrafta gördüğünüz Jumbo, bizim maymun Charlie misali, dünyanın en bilinen fillerinden. Fransa’da ünlü oluyor, ardından İngiltere’ye transfer oluyor. İngilizlerin sevgisini kazanan Jumbo, bir de Amerika’ya gidiyor, daha doğrusu 10.000 dolara satılıyor. İngilizler onu o kadar sevmişler ki tam 100.000 çocuk, zamanın kraliçesine “Jumbomuzu ellere vermeyin” diye mektup yazıyor. Kraliçe “Onlar da bizden” diyor ve fili satıyor. 1800’lü yıllarda kıtalar arası seyahat edip bir şey olmayan Jumbo, 24 yaşındayken tren çarpması sonucu ölüyor. Jumbo’nun türdeşleri filler hakkında bilmediğiniz 3 şey... 1- Sürü hayatı: Fillerin sürü anlayışı çok farklıdır. Erkek filler, biraz hoyrat bir hayat sürerler, sürüden sürüye gezerler. Dişi fillerin aksine bir sürüye bağlı değillerdir. Dişi filler müspet bir hâl olmadıkça, yani ölmedikçe veya insanlar tarafından ele geçirilmedikçe sürüyü terk etmezler ve birbirlerini kollarlar. 2- Kilometrelerce öteden: Filler birbirleriyle, insanların duyamayacağı kadar düşük frekanslarda haberleşebilirler ve bu haberleşme, kilometrelerce öteden bile mümkün. 3- 5 kg beyin: Fillerin 5 kg’lık beyinleri, karmaşık kıvrım yapısıyla balinalarınkine benzer. Hortumlarını bir insan eli gibi kullanabilen filler, anahtarla kilit açabilir ve bir fil resmi yapabilir. Hissî manada ise hüzün ve neşe gibi farklı hisleri ayırt edebilir. KARMA SÖZLÜK Portakal > Washington’da yetiştirilen narenciye... (ssg) > Soyulup başucuna koyulan sayma aracı. (gauss) > Hollanda milli spor takımlarının lakabı. (golgi) armut > Dibine düşer, bir de pişip de düşenleri vardır, onlar ağza düşer. (çayındibi) > Almancada, yoksulluk anlamına gelen kelime. (punctum) > Uranyum zenginleştirmesinde kullanılan bir tür kompozit malzeme. (mic ex) elma > Kankası armutla ilkokul matematik dersi problemlerinin kıdemli işçisi olan meyve. (struct) > Macintosh dediğiniz, tek ısırık atılmış elma! (hopeisgood) > Adı eskiden Isaac Newton’la, şimdi Steve Jobs’la hatırlanan meyve. (jerry maguire) muz > İngilizce: banana, Fransızca: banane, Almanca: bananen, İsveççe: banan, Fince: banaani, Türkçe: muz. Farkımız her yerde. (hepsini windows 7) Okunuşu sinir bozan İngilizce kelime > Exhaustion: Egzousçın gibi bir şey, yazarken bile yoruyor. (emreticha) Okunuşu Kulağa Hoş Gelen İngilizce Kelime > Pseudo: Södo gibi basit ve hoş bir okunuşu vardır, “sözde” mânâsına gelir. (emreticha) > Karma Sözlük yazarı olmak istemez misiniz? O hâlde şu sorunun cevabını bize yazın, yazarımız olun: Birini tanımanın en iyi yolu sizce nedir? Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com TWEETÇİ Sokaktaki Madam Bir Japon anne, evlatlarına “Benim gözümde hepiniz aynısınız. Birinizi diğerinden ayırmıyorum” derse ben inanırım. Barış Lebowski Bir kadın söyleyeceği çok şey olduğu halde susuyorsa uyumuştur olum. Şşşt! Dur dur hiç uyandırma. Arda Biz erkeklerde “Dünya Kupası Hafızası” diye bir mevzu var ki çok acayip. Dün ne yedin diye sorsan hatırlamaz, Amerika 94’ü sor ezbere bilir. Burak Yaz tatilinde ne yaptın sorusuna “Hiç!” cevabı vermek için hazırlıklara başladım. Linkoln Bu gece (25 Mart) en çok 3-5 nöbeti tutanlara yarar herhâlde. ozguRugzo Bir dakika ben saati biraz fazla ileri aldım galiba. Camın önünden araba geçti. Üçüncü kattayız. Evrim Güvenç TDK’ya gidip “Burası Ti DiKey mi?” dedim, kafama camdan bağlaç “ki” ve dahi anlamında “de” “da” attılar zor kaçtım. Heycanı svyrmy heaaa! Nafer Ermiş Derdimi anlatacak kadar İngilizce bilsem, dünya Shakespeare yerine beni konuşuyor olurdu. E.K Para mutluluk getirmez belki ama kim bir Ferrari’nin içinde aşk acısı çekmek istemez ki? Soğan Medya Garsonluk yaparken tanışan çiftin düğününde Sodexo’lar havada uçuştu. etkiliyorum Salih UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Korsan evlilikler Görücü usulü evlenmekten utanıp flört arayışına girenlerin dramı beni çok etkiliyor. Peki severek evlenmek ve görücü usulü evlenmek ne demek acaba? Severek evlenmek zaten çok açık. Bir insanı tanırsınız, âşık olursunuz ve kısmet olursa evlenirsiniz. Görücü usulü evlilik nedir peki? Uygun biriyle tanışma fırsatınız olmadı ve evlilik çağındasınız. Güzel bir araştırma yaparsınız ve tavsiye edilen bir kişiyi görüp onunla tanışırsınız. İçiniz ısınırsa da evlenme kararı alırsınız. Peki hem birisine âşık olmamış hem de görücü usulü evliliğe karşı olanlar ne yapıyor? Elbette eşten, dosttan birilerinin tavsiye ettiği kişilerle gidip tanışıyor ve nasip olursa evleniyor. Birinde gidip ailesinin yanında görüyorsun, diğerinde arkadaş ortamında falan görüyorsun. Eğer amaç “görmek” dışında diğer duyu organlarını da işin içine katmak değilse, ne farkı kaldı bu işin görücü usulünden? Görücü usulünü küçümseyip, girdiği her ortamda bir avcı gibi etrafını tarayıp yüzük parmaklarına zum yapmak sizce de acınılacak bir durum değil mi? İnsanın kendini, birilerine âşık olmaya zorlaması kadar büyük bir trajedi var mıdır acaba dünyada? Kişisel manada trajedi olarak yaşanan bu durumun toplumsal yansımaları tabii bu kadar masum olmuyor. Flört geleneği, “Ruh ikizimi arıyorum” gibi idealist (!) bir zihniyetle onlarca ilişki yaşamış ve daha evlenmeden yorgun düşmüş ruhlar ve bedenler biriktiriyor toplumda. “Birlikte yaşıyoruz” kavramını da anlamak mümkün değil. Aslında aşağıdaki örneği vermeyi düşünmüyordum ama görücü usulünü eleştirirken, “Elma, armut mu alıyoruz kardeşim, evlilik bu?” diyenler olduğu için vereceğim. Bir bilgisayar programı satın almak istediğinizde önce ücretsiz deneme sürümünü indirebilirsiniz. Deneme sürümünde bütün özellikleri kullanamazsınız. Ama en azından program hakkında bir fikir sahibi olursunuz. Ve eğer beğenirseniz programın tam sürümünü satın alırsınız. “Birlikte yaşıyoruz” cümlesinin tercümesi, “Biz bir bedel ödemeden tam sürüm deneme yapmak istiyoruz!” oluyor galiba. Peki bu mümkün değil mi? Konu bilgisayarsa gayet mümkün. Adına da “korsan” deniyor. Ama korsan programlar mutlaka bir yerde arıza çıkarıyor. Ve korsan evliliklere en çok da “Korsana hayır, emeğe saygı!” diye bas bas bağıran sanat camiasında rastlanıyor. Bu arkadaşlar bir de konuya felsefi açılımlar getirip evliliğin sadece bir imzadan ibaret olduğunu savunuyor. Ev kiralamak istediğinizde ev sahibine, “Ya bırak imzayı falan hocam! Biraz oturalım, memnun kalırsak yaparız kontratı” diyebilir misiniz? Diyemezsiniz tabii. Öyleyse bana, “Bu ne yaman çelişki anne” diye bağırmak düşüyor. http://www.facebook.com/kursun.kalem1 kursunkalem@tg.com.tr twitter.com/_kursun_kalem_
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT