BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rakamlar rakamlar...

Rakamlar rakamlar...

Epey bir zamandır gazetelerimizi okumak şifre çözmek gibi bir iş oldu. Her gün bol bol rakam gözlerimizin önünde. Bir rakam sembolizmi içinde kaldık.



Epey bir zamandır gazetelerimizi okumak şifre çözmek gibi bir iş oldu. Her gün bol bol rakam gözlerimizin önünde. Bir rakam sembolizmi içinde kaldık. 5+5, 312, 69, 86, 101... Okuyucular bu rakamların ne mânâya geldiğini bilmek zorunda. Bir Amerikalı sade vatandaşın kafası bu kadar rakamı mümkün değil, kaldırmaz. Bizim vatandaşlarımızın maşallahı var! 5+5 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sembolü oldu. 5+5’e evet, 5+5’e hayır. İlim adamları 5+5’i tartıştı. 5+5’e sıcak bakanlar... 5+5’e soğuk bakanlar... 5+5’e ılımlı bakanlar... 5+5 maratonu... 5+5’e destek... 5+5’te fire... 5+5 çıkmazda... 312 TCK maddesi. Değişecek mi, değişmeyecek mi diye beklenen madde. İşte başlıklar: 312 aşağı, 312 yukarı. 312 ile yatıp kalkıyoruz. 312 pazarlığı. 312’de ısrar... 312’ye bir kurban daha... 69, 86 ve 101 ise, üzerinde değişiklik yapılması gündemde olan Anayasa maddeleri. “İlle de 69” başlığını görünce hemen ne demek olduğunu anlamak zorundasınız. Bütün bu maddeler arasında görünmez bir ip var. Görünmez ama sağlam... Hepsi birbirine bağlı. İpi bir noktadan çektiniz mi her tarafında ırgalanma oluyor. İpin ucundaki dökme demir halka da 5+5... Aylarca 7.4, 7.5, 5.5, 4.3 gibi sayılarla mücadele vermiştik. Çok şükür onlardan biraz kurtulduk galiba. Kuzey Anadolu Fay Hattı sakinleşmiş gibi. Bir de 67+5 formulü duyuldu. Rektörlerin görev süresini uzatma formülü. Beş deyip geçmeyin. Biz rakamlı konuşmayı seviyoruz, beşi daha fazla seviyoruz. Tavla kültüründen hayatımıza girmiş, şaşkınlık ifadesi olarak kullandığımız “şeşi beş görmek” deyimini çok severiz her şeyden önce. Şeş, malûm Farsça’da “altı” demek. “Beş aşağı, beş yukarı”, tahminî hesaplarımızın ifade vasıtasıdır. “Beşi bir yerde” yahut “beşibirlik” dediğimiz altın lira eskiden zengin gelinlerin takılarındandı, şimdi zenginlik alâmetleri değişti. “Beşlik simit gibi kurulmak”, paramızın hayli kıymetli olduğu devirlerden yadigâr bir deyimdir; bir zamanlar beş paraya kocaman simitler alınırmış, bir tanesi adamı doyururmuş. Zamâne çocuklarına bu deyimi nasıl anlatacağız? Onlar ki düşünceleri dolara endeksli. “Para” denilen para birimi, bir vakitler kuruşun kırkta biri idi, artık “kuruş” bile yok. “Ciğeri beş para etmez” de yine beş paranın kıymetli olduğu devirlerde doğmuş, karakterine kötü not verdiğimiz insanları yermek için kullandığımız bir deyimdir. Piyasada böyle bir para kalmadı ama ortalıkta ciğeri beş para etmediği halde beşlik simit gibi kurulan insan ne çok, değil mi? İşte, yaşayan dil! Beş rakamını seviyoruz biz. Türkümüzde bile der ki: Hey onbeşli onbeşli, Tokat yolları taşlı... 1915 tertibinde (Birinci Dünya Savaşı içinde) askere alınan gençlerin ardından yakılmış bir türkü. 1914 değil, 1916 değil, 1915 demişiz ona da. Halbuki ondört desek de, onaltı desek de uygun kafiye bulunurdu. Karacaoğlan da beşin önemini anlayanlardandır. Yetmiş yaşına vardı mıydı bilinmez ama ihtiyarlık kapısını çaldıktan sonra bir gün, genç bir kız ilişir gözüne. Onun gönlü de yaşlanmayan gönüllerdenmiş, beğenir, ama ne çare: Onbeş yaşında da kırkbeş belikli Bir kız bana emmi dedi neyleyim O kendisini hâl⠓civan delikanlı” sanırken, genç kızın daha baştan ret oyu gibi söyleyiverdiği “emmi” hitabını duyunca bozulur elbet. Ardından “Sakal seni makkabınan yolayım” derken tıraş olmanın meseleyi bir parça halledeceğine inanmış gibidir. O halde bugünkü erkeklerin işi nisbeten kolay. Velhasıl beş rakamının hayatımızda mühim yeri vardır. Var olmaya da devam edeceğe benziyor. 5+5’i şimdiden Türkçe’mizin zengin deyimler sözlüğüne dahil edebiliriz. Formülün doğma sebebi ortadan kalktıktan sonra da yaşayacağa benziyor. Kadere bakın, 5+5 üzerindeki ikinci oylamanın tarihi de 5 Nisan... Bir de 4X4 var. Bu da ne diyen çıkar mı? O kadar rakamı, 5+5, 312, 69, 86, 101... hepsini pekâlâ anlayan vatandaşlarımız için 4X4’ü anlamak nedir ki?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT