BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeraltı’ndan nağmeler!

Yeraltı’ndan nağmeler!

Zeki Demirkubuz’un isminin ve sanatının varsayılan ağırlığı altında büzüşmeden salondan çıkar çıkmaz bir seyirci olarak “Bu ne be. İçim karardı. Ne anlatıyorsun sen?” diyebilmenin özgürlüğünden asla vazgeçmeyeceğim.



Zeki Demirkubuz’un isminin ve sanatının varsayılan ağırlığı altında büzüşmeden salondan çıkar çıkmaz bir seyirci olarak “Bu ne be. İçim karardı. Ne anlatıyorsun sen?” diyebilmenin özgürlüğünden asla vazgeçmeyeceğim. Engin Günaydın’ın usta oyunculuğuna, hatta bütün kadronun usta oyunculuklarına saygı gösteririm ve hatta Demirkubuz’un bir yönetmen olarak hikaye anlatışına, kamerasına, ışığına, topyekûn yönetmenliğine de... Ama “seyredin” diye önümüze servis ettiği film için Melih Gökçek’ten yardım isterim. Ne oldu şimdi? İç burkuntularını ve hayatın anlatılmaz gerçekliklerini midene ve beynine giren krampları istediğin gibi sergilediğin için mutlu musun? Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ından mülhem “Yeraltı”, saplantılı bir adamın kendi dangalaklıklarından beslenmesini ve kendi çirkin dünyasında boğulmasını anlatıyor. İnsan hacet giderirken de varoluşunun en temel gerçekliklerinden birini yaşar ama klozetin içine kamera yerleştirip bunu sergilemezsin. Bunu yapmadığına göre, buna gerek olmadığına göre, tiksindirici olduğuna göre, iğrençliğin sınırlarını sanat adına zorlamanın ve tamamı karanlık bir bakış açısıyla seyirciyi büsbütün bir kasvetin içine sokmanın ne anlamı var? Sanatın başarısı olumsuzlukları, o olumsuzlukları çoğu zaman sergilemeden, sadece hissettirerek insana değer katacak bir üslupla anlatabilmek olmalıdır. Kahramanın evinde yalnızlığıyla boğuştuğu sırada yaşadığı iğrençlikleri uzun uzun seyircinin gözüne sokmak, yönetmen kurgusunun özgürlüğü olmamalı. Geçelim... Haftanın bir diğer filmi “Film” için de yukarıdaki satırların tamamı geçerlidir. Farklı olmak adına “saçmalamak” genç sinemacılarımız adına hüzün verici. Aldıkları bir ödüle asla aldanmamalılar. Bu hafta illaki görmenizi istediğim film, “Aşk Yemini”... Barış, özgürlük, sevgi klişeleri ile her daim İstiklal Caddesine dökülen aydınlarımız, “sanat”ın toplumun içini ısıtacak ve aydınlatacak yönlerini de görmeliler. Aşk Yemini bu açıdan hayatı ve sevgilerimizi sorgulatan, belki birçok “eleştirmen”in içinde “anlaşılmaz” hiçbir şey olmadığı için burun kıvıracağı bir film. Ama siz aldırmayın... Aşk eskimez ve tükenmez bir derya. Onun içinden akla gelmeyen bir ihtimal üzerine kurgulanmış sevimli ve düşündürücü bir hikaye... Sevdiğinizi kaybetmek ve bir yabancı gibi sıfırdan başlayıp tekrar kazanmak... İyi seyirler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT