BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbrâhim-i Feşlî

İbrâhim-i Feşlî

Buyurdu ki: “Üstâd aramaktan maksat, İslâmiyyeti öğrenmektir. Onlardan görerek, i’tikâdda ve İslâmiyyete uymakta kolaylık elde etmektir...”



İbrâhim-i Feşlî hazretleri, Yemen’de yaşamış İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. On ikinci asrın sonları ile on üçüncü asrın başlarında yaşadı. 1217 (H.613) senesinde Zebîd şehrinde vefât etti. Bâb-i Sihâm Kabristanı’nda defnedildi. İbrâhim-i Feşlî hazretleri, sohbetlerinde buyurdu ki: “Sihir (Büyü) cinlerin insanlarda yaptıkları hastalıklardır. Müslümân cinlerden insanlara zarar gelmez. Cinler her şekilde görünür. Kâfir cinler, sâlih insan şekline de girer. Kâfir insanlar gibi, bir iyilik yapınca, küfre, fıska da sebeb olurlar. Arkadaşlık ettiği insanın göstereceği kimselerde hastalık, sihir yaparlar. Bu hastalıktan kurtulmak için, bu cinni öldürmek veyâ kovmak lâzımdır. Cinnin zararından kurtulmak için, en te’sîrli iki silâh, (Kelime-i temcîd) ve (İstigfâr duâsı)dır. Kelime-i temcîd, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm)dir. Bunu okuyandan cinlerin kaçdığı, büyünün bozulduğu ve istigfâr duâsının (Estagfirullahel’azîm, ellezî lâ ilâhe illâ huv elhayyel kayyûme ve etûbü ileyh) dertlere devâ olduğu hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir.” “Nisâ sûresi, yüzkırkyedinci [147] âyetinin meâl-i şerîfi: (Allahın ni’metlerine şükreder ve îmân ederseniz, Allah size niçin azâb etsin?)dir. Ya’nî azâb etmez. Allahü teâlâya şükretmek, Onun dînini kabûl etmek demektir ve İslâmiyyetin ahkâmını yapmak demektir. Cehennemden kurtulmak için, i’tikâdda ve amelde, dînin sâhibine “sallallahü aleyhi ve sellem” uymaktan başka çâre yoktur.” “Üstâd aramaktan maksat, İslâmiyyeti öğrenmektir. Onlardan görerek, i’tikâdda ve İslâmiyyete uymakta kolaylık elde etmektir. Yoksa, istediğini yapıp, istediğini yiyip de, mürşidin eteğine yapışarak azâbdan kurtulmak yoktur. Böyle sanmak, tam bir hayâle kapılmaktır. Kıyâmette izin verilmeden kimse, kimseye şefâ’at edemeyecektir. İzin alan da, râzı olduğuna şefâ’at edecektir. Râzı etmek için İslâmiyyete uymak lâzımdır. Bundan sonra, insanlık îcâbı kusûru bulunursa, ancak böyle kusûrlar, şefâ’atle afv olacaktır.” GÜNAHI BULUNSA DA!.. İbrâhim-i Feşlî hazretlerine, vefatından kısa bir zaman önce, şöyle bir sual soruldu: -Kusûrlu olan, günâhı olan kimseden râzı olurlar mı? Şöyle cevap verdi: -Allahü teâlâ, onu afv etmek isterse ve afv için sebeb araya korsa, o kimse, görünüşte günâhı bulunsa bile, elbette râzı olunmuşlardan demektir. Allahü teâlâ hepimizi râzı olduğu kullardan eyleye! Âmîn.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT