BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bugün itibariyle

Bugün itibariyle

Herkes cumhurbaşkanlığı derdinde. Bugün Demirel’in oylaması, bu satırların “yazıldığı” saatte tamamlanmış olmasa bile “okunduğu” saatte bitmiş olacak. Ak ve kara görülecek.



Herkes cumhurbaşkanlığı derdinde. Bugün Demirel’in oylaması, bu satırların “yazıldığı” saatte tamamlanmış olmasa bile “okunduğu” saatte bitmiş olacak. Ak ve kara görülecek. Demirel’i isteyenlerin de, istemeyenlerin de haklı sebepleri var. Ben kendimi, kendi tarihî araştırmalarıma kaptırmışım, inziva-yı akademiye’ye çekilmişim. Arada bir periskobumu suyun üstüne çıkarıyorum. Bakıyorum, “ne olacak bu memleketin hali?” diye. Görüyorum: Demirel’in Cumhurbaşkanlığı (Ümit Şimşek dostumuz, çektiği bir e-mail’de 2 Mayıs 1993 tarihli makalemi hatırlatmış bana, eksik olmasınlar. O gün, Tarihin Süzgecinde şunu yazmışım. “Etrafımıza bakalım. Gündem sadece Demirel’in Çankaya’ya çıkması değil ki!” Yorumsuz, göndermiş.) Tekrar dalıyorum, derinlere. Ve düşünüyorum, derin deyince çağrışım yapıyor. Acaba diyorum, Demirel’in Cumhurbaşkanlığını niye böyle önemsiyorlar? Sonra aklıma ileride -50 yıl sonra- araştırmacılar çıkacak ve 2000’de cumhurbaşkanı seçimini araştıracaklar. Onlar, siyasilerin söylediklerine, bizim yazdıklarımıza bakacaklar ve tarihi inşa ederken Demirel’in tecrübesi, istikrar unsuru oluşu, Orta Asya Türklüğü’ne ağalığının faktör olduğunu kaydedecekler. Ben de onlar için, yarının araştırmacıları için dipnot düşeyim. Bana göre bu seçimin esası şudur: Türkiye kendisine sadece bir Cumhurbaşkanı seçmiyor, aynı zamanda Millî Güvenlik Kurulu’na da başkan seçiyor! Ben bu kadar yazabilirim. Gerisi müstakbel siyaset bilimci ve tarihçilerin işi. “Olaydan sonra akıllı olmak kolaydır” diye bir Frenk sözü vardır. Biz tarihçiler, incelediğimiz dönemde bazı gerçekleri yaşayanlar nasıl görememişler diye ukalalık taslarız. Yarının tarihçileri de Cumhurbaşkanı 2000’i yorumlarken, hepimizi işin “mim noktasını” kaçırmışlar diye küçümsemesin diye bir parantez açayım dedim. Bu geleceğin doktorantlarına bir hoca kıyağıdır. Kıymetini bilin. Hoş, bu gidişle Türkiye’de ne hoca, ne talebe kalacak. Bir zamanlar üniversiteydi diye binaları müze ya da otel olarak kullanacağız. Özel teşekkür * Osmaniye’den Hilmi Erek’e... * Sn. Olcay Çeliksoy’a. Evet, ben de son zamanlarda Mukaddes Emanetler kısmında (Topkapı Sarayı’nın) Hz. Ali’nin (r.a.) Zülfikâr’ını göremiyorum. Beşir Ayvazoğlu’nun “Kuğunun Son Şarkısı”nı inşallah temin edeceğim. * Artvin’den genç arkadaşım Öznur Okutur. Ne güzel bir mektup yazmışsın. Kaleminle uğraşmışsın. Tebrik. Teşekkür. Başarılar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT