BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bahar harekâtı

Bahar harekâtı

İki büyük medya grubu, ekonomik olarak maliyetleri kurtarmayan fiyatlarla “daha çok satma kavgası” veriyor. Bu kavganın ne kadar süreceği ise şimdilik belli değil



Sonunda olacağı buydu diyeceğiz de, Allah bilir ya tekrar olacağını tahmin etmiyor idik. Yani gazeteler arasındaki rekabette tekrar fiyatlarla oynacağına ihtimal vermiyorduk. Zira ekonomik göstergeler, gazete fiyatlarına getirilen gıdım gıdım artışların da artık gerilerde kaldığını ve yeni ayarlamaların kaçınılmaz olduğunu gösteriyordu. Üstelik, Uzan Grubu bile, ama durum gerektirdiği için ama başka nedenlerle, ucuzculuktan vazgeçmişken yeni bir ucuzluk şoku ile daha karşılaştık. Uzunca bir süreden beri, yeni yapılanmaya hazırlanan Milliyet’in, piyasaya sadece yeni yüzü ile değil fiyatını da indirerek çıkacağı kampanyaya üç gün kala sır olmaktan çıkınca işler karıştı. Sabah’çılar kısa bir açıklama ve içinde yaşanılan milli ekonomik seferberlikle ilişkilendirerek fiyatlarını düşürdüklerini ilan ettiler. Bu beklenmeyen darbenin üzerine Doğan Grubu da, kampanya başlangıcını beklemeden fiyatını düşürdüğünü açıkladı. Gazete yeni yapısı ile ancak birkaç gün sonra piyasaya çıkabildi. Amiral gemisi de savaşta Ucuz rekabet, iki grubun birer gazetesi ile devam eder derken, biraz da Sabah lehine değişen satış sıralamasının etkisiyle Doğan Grubu, amiral gemisi Hürriyet’i de savaşa soktu. Üstelik, televizyon ekranlarından da yayınlanan bir memorandum ile. Hürriyet’in ardından Sabah grubu da, yeni gazeteleri Yenibinyıl’ın fiyatını neredeyse yüzde altmış kadar düşürüp “hodri meydan” çektiler. Evet, şimdi durum böyle. İki büyük medya grubu, ekonomik olarak maliyetleri kurtarmayan fiyatlarla “daha çok satma kavgası” veriyorlar. Bu kavganın ne kadar süreceği ise şimdilik belli değil. Gerçi Milliyet’çiler yeni fiyatlarını hâl⠓deneme fiyatı” diye sunmaktalar ve promosyonlu gazeteler de hâlâ eski fiyatlardan satılmakta ise de henüz bu konuda bir tahmin yapmak çok zor. Daha önceleri batı basını tarafından denenen ve olumlu sonuç vermeyen “fiyat kırma promosyonu” büyük ihtimalle bizde de belli bir ömre sahip. Ama rekabetin böylesine geniş bir alana yayıldığı bir süreçte, maliyet zorlamalarına inat vatandaş bir süre daha ucuz gazetelere ulaşacak gibi. Peki bu ucuzluk furyası tirajlara yansıdı mı derseniz. Doğan Grubu Hürriyet’i devreye sokana kadar Sabah bir kaç gün ilk sıraya yerleşmişti. Ama Hürriyet de fiyat kırınca satış sıralaması tekrar eski şekline döndü. Tabii satışlar da bir miktar arttı. İlginç bir diğer unsur ise, fiyatını düşüren Hürriyet’in Sabah’ı değil Milliyet’i vurmasıydı. Bu arada bir başka kavga da yurtdışında Doğan Grubu ile Uzanlar arasında cereyan etmekte. Hatırlayacağınız gibi Uzan Grubu’nun Hürriyet’in Almanya’da basıldığı tesisleri Erol Simavi’den devralmasını ve yaşanan bazı sıkıntıları geçen hafta belirtmiştik. Hürriyet’e sabotaj iddiası Hafta sonunda, Star’cılar tarafından, hâlâ basılmaya devam edilen Hürriyet’in Almanya dışı baskılarının sabote edildiği iddiası ortalığı karıştırdı. Hürriyet’çiler yayın yoluyla Uzanların Hürriyet’i hatalı olarak basılıp dağıtılmaya zorladığını ileri sürdüler ve devreye Alman yayın kuruluşlarını da sokarak durumu mahkemeye götürdüler. Star’cılar ise kuru bir açıklama yaparak Hürriyet’i durumu abartmakla ve komplo teorileri üretmekle suçladılar ve olayın sadece teknik bir hatadan kaynaklanmış basit bir olay olduğunu savundular.. Hürriyet Gazetesi piyasaya kırmızılara boyanmış sayfalarla çıkmak zorunda bırakıldı. Doğan grubu daha sonra, baskıları erkene çekerek Almanya dışı baskılarını da yeni aldığı tesislerde basmaya başladı. Bu arada birkaç yıldır aylık olarak yayınlanan ve Hürriyet gibi Simavi tesislerinde basılan bir başka gazete daha Uzanların gadrine uğradığını ileri sürdü.. “Türkiye Star” adlı gazete, ki sahibi eski bir gazetecidir, Uzanlar gazetesini basmadığını ileri sürüp doğruca Doğan Grubuna sığındı. Gazete, Doğan Grubu’nun da desteğiyle ve Doğan’ın yeni tesislerinde, başındaki Türkiye kelimesini atarak Star adı altında günlük yayınlanmaya başladı. Yani, Doğan Grubu da, bir anlamda Uzanların önünü, bir başka günlük Star gazetesine destek vererek kesme yoluna gitti. Yani kelimenin tam anlamıyla, ölçüsüz bir rekabet ve engelleme yaşanıyor. Bu arada dağıtım işinin nasıl gerçekleşeceği de henüz netleşmiş değil. Yani Uzanlar Türkiye’deki gibi olmasa da Almanya’da da bir dağıtım sorunu ile karşılaşabilir. Bu arada Erol Simavi’den devraldıkları tesislerde çok sayıda personelin de işine son verdiler. Bakalım sonuç ne olacak. Koç-Doğan muhabbeti bitti mi? Cep telefonları için yapılacak ihale, iş dünyasının devi ile medya arasındaki ilişkiler açısından ilginç bir tablo ortaya çıkardı. Koç topluluğu, bugüne kadar Aydın Doğan’ın ardındaki en büyük destek olarak bilinirdi. Hatta, Milliyet’in Koç’a ait olduğu da söylenirdi. Fakat son zamanlarda Koç’larla Doğan’lar arasına biraz soğukluk girdiği anlaşılıyor. Bilindiği gibi Koç, Migros Klüp Kartı uygulamasını Sabah’çılarla devam ettirmiş ve Bilgin grubuna Koç ilanları yağdırılmaya başlanmıştı. Nihayet önümüzdeki cep telefonu ihalesinde, Koç’un partner olarak Bilgin grubunu seçmesi ve konsorsiyumda yüzde yirmiye yakın pay vermesi ve Doğan Grubuna rakip olarak ortaya çıkması, şüpheleri doğruladı. İnternetten “ajan gazeteci” iddiası Bu internet denilen yeni imkan hayatımızı fena halde etkilemeye başladı. Buradaki fena halde lafı, fena oldu anlamında değil tabii ki. Gerçekten de oturduğumuz yerde alışverişten, arkadaş bulmaya ve her türlü bilgide sonsuz kaynaklara uzanmaya kadar pek çok konuda, internet hayatımızı oldukça kolaylaştırıp verimli hale getiriverdi. Derdimiz oturup internetin nimetlerini saymak değil elbette. Zaten bizi daha ziyadesi ile ilgilendiren internetin haberleşme, bilgilendirme konularındaki imkanları. Gerçi, ulaştığınız bilginin doğruluğundan emin olma şansınız yok ama, ulaşma konusunda da pek fazla engelle karşılaşmıyorsunuz. Şimdi sözü nereye getireceğiz derseniz. Son günlerde hayatımıza bir de www.atin.org diye bir kaynak daha girdi. Hatırlanacağı gibi, bir süredir Amerika’da yaşayan eski MİT’çi Mehmet Eymür, oralardan açıp beslediği sitede ilginç iddialar ortaya atıyor. Ve bu iddialar da Türk kamuoyuna bomba gibi düşüyor. Özellikle Aydınlıkçı Doğu Perinçek ile ilgili iddiaları epey gürültü kopardıydı. Eymür, sitesinde son olarak da MİT ajanı bir köşe yazarını diline dolamış görünüyor. Biz “bir köşe yazarı” diye geçiştirsek de, sitede bu yazarın adı ve sanı açık biçimde dile getirilmiş. Ama geleneksel çekingenliğimiz ve olay şimdilik sadece bir iddiadan ibaret olduğu için biz yine de “Bir köşe yazarı” deyip geçeceğiz. Eymür, söz konusu yazar ile ilgili olarak internetteki sitesinde “Malum kişi, görevli olduğum yıllarda MİT İstanbul Bölge Başkanlığının numaralı ajanıydı. Teşkilata yanaşması, bazı terör örgütleri ile özel ilişkilerini belirtmesi suretiyle olmuş. Hani her şeyi yapabileceğini, her imkana sahip olduğunu söyleyen, hayali geniş, atıcı tipler vardır ya, bu da onlardan biri. Ancak bu konuda kaydadeğer hiç bir faydası olmadı. Zaman zaman Ankara’ya karargaha, daha üst seviyede bilgi vermeye ve hareket tarzı için talimat almaya geliyordu. Bu gelişlerinin birinde ben araba yollayıp havaalanından aldırmıştım. Bu nedenle cep telefonu numaraları da halen cep defterinde kayıtlı duruyor. (Eymür burada numaraları da vermiş ve tabii biz yine es geçiyoruz) Merak eden varsa telefon kayıtlarına bakıp kimlerle temas ediyordu bulurlar” diye yazmış. Yine Eymür’e göre bu yazarın teşkilatla ilişkisinde parasal yön de var. Bu konuda da “Ne kadar para ödeniyordu bilmiyorum. Zaten bu gibi hususlar sadece ajanı sevk ve idare eden yöneticileri tarafından bilinir. Görevini hayli başarılı yaptığına göre bayağı yüksek paralar alıyordur” demiş. Konuyu internet sitesinden alıp sütununa taşıyan ve bizim gibi ihtiyat gösterip isim gizlemeye gerek görmeyen Fehmi Koru, söz konusu yazarın Eymür’den çok önce deşifre edildiğini ileri sürerek Radikal yazarı Haluk Şahin’in 1999’da yayınlanmış bir yazısını örnek gösteriyor. Şahin o yazısında, tabii ki isim vermeden, kod adı “siyah” olan birilerini “Gizli servis ve odaklardan aldıkları para karşılığı talimatla yazı yazdıklarını ve gazeteciliğin en kutsal erdemi olan bağımsızlığı sattıkları”nı ileri sürüyor. Koru’ya göre Şahin’in eleştirdiği kişi, Eymür’ün deşifre ettiği aynı kişi. Sanal ortamda epey gürültü koparan ve yazılı basına da sıçrayan bu iddialar bakalım nasıl bir tepki görecek. Ya da bakalım tepki görecek mi? Şifreli yayınlar sona mı eriyor? Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan, Türkiye’nin de 7 .9.1992 tarihinde imzalayıp 21. 5.1994’de yürürlüğe koyduğu “Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi” ve 15 ülkede geçerli olan “Sınır Tanımayan Televizyon Yönergesi” uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonuca ulaşırsa 1 .10. 2000 tarihinden itibaren ülke açısından büyük önem taşıyan ulusal ve uluslararası spor karşılaşmaları ve kültürel etkinliklerin şifresiz kanallardan yayınlanacağı belirtiliyor. Köşelerden inciler * Ve Babıali’nin en kaliteli ve en pahalı yazarlarını 100 bin liraya okumak, reform değilse, nedir? İlker Sarıer/24 Mart/Sabah * Kenan Evren, ağırlığını hangi kefeye koysa, orayı kazandırmak gibi bir popülaritesi vardı. Güneri Cıvaoğlu/29 Mart/Milliyet * Sovyetler Birliği’ni yöneten liderlerin ilginç bir özelliği var. Kel ve saçlı olanlar, sırayı hiç bozmadan birbirini takip ediyor. Zülfü Livaneli/29 Mart/Sabah * Süleyman Demirel gezisindeyim. RESMİ OLDUM. MİLLİ OLDUM. RESMİLEŞTİM. Perihan Mağden/29 Mart /Radikal * Önceki gün Beyazıt’ta bir pavyon var oraya gitmiştim. Bii sürü erkek egemen masaları vardı Savaş Ay/30 Mart/Akşam * Bir daha köşe adı seçerken “şenbülbül” veya “ebedi huzur” gibi mutluluk çağrıştıran isimler seçeceğim. Ayşenur S. Yazıcı / 26 Mart /Milliyet
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT