BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah Mehmet Amca!..

Ah Mehmet Amca!..

“İşte dostlar memleketimiz o halden bu hale geldi. Halimize şükredelim. Yoksa bu nimetler elimizden giderse ah vah etmekten başka bir şey yapamayız...”



Nasıl anlatayım seni ve senin tevekkülünü? Şimdi diyeceksiniz ki, “Kim bu Mehmet Amca?” Mehmet Amcanın hayatını, elinde son model telefon, cebinde on liralık sigara paketi, önüne dört çeşit yemeği beğenmeyip yemeyip bir kenara iten biz ve bizim gibiler anlar mı acaba? Mehmet Amcanın, saliha, ihlaslı bir hanımı var. Ancak çocukları olmamış bir garip karı koca... Öyle elle tutulur bir “tarla” bile olmayan birkaç dönümlük tarlasına buğday eker, onu un ve bulgur yapar. Ormandan evindeki tek vasıtası eşeği ile odun getirir satar; onunla yağ, şeker, çay vesaire ihtiyaçlarını alır, geçimini temin eder. Bir gün ziyaretine gittim. Öyle sevindi ki... Dualar etti... “Yemek yiyelim” dedi. Kıramadım. Evde sadece bulgur pilavı var. Bir de kuru soğan kesti yanına. Kendi yaptığı tahta kaşıklarla, besmele çekerek ve Rabbimize verdiği nimetlere şükürler ederek yedik. Aman yarabbi ne lezzetli yemekti öyle anlatamam... Şimdi her bulgur pilavı yerken aklıma gelir, nerede o tat... Tabii o yemekte muhabbet vardı. Yan tarafta bir bez üzerinde çay serili idi: -Bunlar ne, dedim. -Demleyip içtiğimiz çayı kurutuyoruz, tekrar kaynatıp içiyoruz dedi. Gözlerimden akan damlaları göstermemek için dışarı çıktım. Yine de hallerine şükrediyorlardı. Mehmet Amca hayatını anlatmaya başladı. -Ömer, dedi. Ben babamı on iki yaşımda gördüm ilk defa. -Nasıl oldu, dedim. Başladı anlatmaya: Babası savaş yıllarında askere alınıyor. Mehmet Amca yeni doğmuş. Aradan on iki sene geçiyor. Meşhur Yunan Savaşlarının geçtiği Kocatepe’de ordumuz Yunan’ı önüne katmış Dumlupınar tarafına sürüyor. Mehmet Amcanın babası süvari birliğinde. Kendi köylerinin hemen yanından geçiyorlar. Komutanına diyor ki: “Komutanım şurası bizim köy. 12 senedir uğramadım. İzin ver de bir bakıp döneyim. Arkanızdan yetişirim.” Komutan da “evladım harp halindeyiz” diyor ama dayanamıyor; “haydi çabucak git de gel!” diyor. Mehmet Amca, yaşlı dedesi ile evin önünde otururken, bir atlı asker geliyor. Baba, yani Mehmet Amca’nın dedesi, askere gönderdiği kendi öz oğlunu 12 sene sonra tanıyamıyor. -Buyur asker evladım, diyor. -Baba ben oğlunum, diyerek boynuna sarılıyor ağlaşıyorlar... İşte o zaman dede, torununa dönüp diyor ki: -Bak bu senin baban. Mehmet Amca, “öyle dediklerinde ilk defa gördüm babamı” diyor. Mehmet Amca ve hanımı vefat ettiler. Allahü teâlâ kabirlerini Cennet bahçesi eylesin. Mehmet Amca, inşallah o çektiğin sıkıntılar kefaret olmuştur. Şahsen ben senin samimi iyi bir Müslüman olduğuna şahadet ederim. Ömer Uran-İstanbul Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT