BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altın madalyaya AVM bodrumundan uzanacak

Altın madalyaya AVM bodrumundan uzanacak

Ülkemizi Londra Paralimpik Olimpiyatları'nda okçuluk dalında temsil edecek olan Girişmen, "Sanırım oyunlardan sonra aktif sporu bırakıp, yeni okçular yetiştirmek için kolları sıvarım" diyor. 11 yaşında geçirdiği trafik kazasıyla omirilik felçli duruma düşen Gizem, "Kendimi kısa sürede bu duruma adapte edip, hayat akışını ve başarılarımı yeni hayat tarzıma monte ettim" diye konuşuyor.



> Hüsamettin Acar'ın röportajı Gizem Girişmen.. 1992'de 11 yaşında iken geçirdiği trafik kazasından sonra T5 seviyesinde omirilik felçli duruma düştü... Çocuk denecek yaşta 1-0 yenik duruma gelen genç kızımız hayata küsmedi. Tekerlekli sandalyeye mahkûm olsa da, o bunu hayatın bir cilvesi bir oyunu olarak kabul edip önce kendini bu gerçeğe hazırladı, sonra da kendini aşacağı, sıkıntılarından alıp başka dünyalara taşıyacağı bir uğraş edindi: Okçuluk... Bir düşünün... Hayat şartları acımasız ve sen ömür boyu başka bir insanın desteğine ihtiyaç duyacaksın... Hayatın içindeki bütün kavramlar sanki sana karşı durmuş, önünde bir aşılmaz bir duvar... Fakat hayata sımsıkı sarılan Gizem'in çelikten azmi, arzularını, isteklerini ve hedeflerini öyle güçlü kılıyor ki, önündeki aşılmaz dağlar, geçilmez engeller ona, "Buyur, burdan geçiver" der gibi adeta selam duruyor... Gizem hayata tutunma sebebi saydığı okçuluk sporuna bundan yaklaşık 7-8 yıl önce başladı. Ve geride kalan bu kısa süre içinde Olimpiyat ve Dünya şampiyonluklarının dışında birçok başarıyı da ekleyiverdi kariyerine... Londra Paralimpik Oyunları'nda ülkemizi Klasik Yay ARW2'de temsil edecek. Gizem'le, Ankara'nın Kent-Park AVM'sinin zemin katında sohbet ettik. Her zaman kızına destek olan annesi Seyhan Girişmen, yine yanı başındaydı; Gizem'in idmanlara hazırlanmasında, yolda, araca binerken ve her yerde gölgesi gibiydi. Ülkemizde 8.5 milyon engelli yaşıyor. Bu bir ülke nüfusu demek. Gizem Girişmen, donanımı, başarısı, hayata bakış açısı ve çelikten azmiyle onlara en güzel örnek... -Gizem, kaç yaşına kadar ok akmayı düşünüyorsun? İleride, Kent-Park'ta çalıştığın mekan gibi bir yer açmak ister misin? "Aslında bu benim son olimpiyatım, bu seneden sonra bırakmayı planlıyorum. Elbette keyif aldığım için ok atmaya devam edeceğim ama milli takım düzeyinde yapmayı düşünmüyorum. Türkiye'de okçuluğu yaygınlaştırmak, yeni engelli sporcuların yetişmesine katkı sağlamak için eğer bilgi, birikim ve deneyimime ihtiyaç duyulursa her zaman için destek vermeye hazırım. Spor kültürünü yaygınlaştırabilmek, benim için altın madalya kadar değerli. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu'nun desteğe ve sponsorlara ihtiyacı var..." -Okçuluk sporunda hedeflerine ulaştın mı, arzu ettiğin dünyayı bu sporla doldurabiliyor musun? Günde ne kadar vaktini bu spora veriyorsun? "Okçulukta bir sporcunun yaşayabileceği en güzel duyguları tattım. 2008 Pekin Paralimpik Oyunları'nda şampiyon oldum, bayrağımızı göndere çektirdim ve İstiklal Marşımızı dinlettim. 2009'da Dünya Şampiyonu oldum. Sporun oscarları olarak bilinen Laureus Dünya Spor Ödülleri'ne (2010) aday gösterildim. Tüm bu başarılar ve bana hissettirdikleri, benim hayatımda ve hayata dair motivasyonumda çok önemli bir yere sahip... Bu saydığım başarıları elde edebilmek içinse çok çalışmak gerekiyor. Çok sayıda milli takım kamplarımız oluyor. O altın madalyalar kolay gelmiyor. Bir çırpıda söylüyoruz, altın madalya aldık diye ama antrenörlerimizin gözetiminde günde yaklaşık 6-7 saat ok atıyoruz. Neredeyse her ay 10-15 günlük milli takım kamplarına katılıyoruz. Ben, takım arkadaşlarım ve antrenörlerimiz büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Ortada bir başarı varsa bu bir ekip işidir. Fizyoterapistimizden, antrenörlerimize, federasyonumuzdan, idarecilere kadar çok emek verdik takım olarak...." -Paralimpik değil de normal olimpiyatlarda, dünya ya da Avrupa şampiyonalarında yarışmayı düşünüyor musun? Hani, Osgar Pistorius gibi... "Okçuluk sporunda, çok küçük kural farklarıyla engelli sporcular engelli olmayan sporcularla beraber aynı atmosferi paylaşabiliyor ve aynı çizgide atış yaparak dayanışma ve rekabet içinde olabiliyor. Bu anlamda engelli sporcuların engelli olmayan sporcular ile yarışmamaları için hiçbir neden yok. Ben artık kariyerimin sonuna geldiğim için bu biraz zor ama başka sporcularımızın bu arenalarda yarışabilmeleri için hep destek olmaya hazırım..." -Hayatın en cıvıl cıvıl devresinde; 11 yaşında 1-0 yenik duruma düştün... Bu durumu aşmayı nasıl başarıp dünya çapında sporcu oldun... Hayattan mutlu musun, yoksa ana fotoğrafta bir şeylerin eksik olduğu hissine mi kapılıyorsun? "Aslında ben kazadan psikolojik anlamda çok olumsuz etkilenmedim. Rehabilitasyon sürecinde de psikolojik bir destek almadım. Annem bana ilk kez yürüyemeyeceğimi söylediğinde Almanya'daydık. İlk öğrendiğimde sadece "neden ben?" demiştim ama düşündüğümde aslında her gün, herkesin başına gelebilecek bir şeyin o gün benim başıma gelmiş olduğuydu. İnsan geniş düşündüğünde, aslında yaşamda herkesin bir şeylerle sınırlandığını görebiliyor. Ben böyle engellendim, başkaları çok farklı nedenlerle sınırlanıyor. Bu yüzden, kendi engelime odaklı bir dünyada, hayatı kendime ve sevdiklerime zehir ederek yaşamanın bir anlamı yoktu. Ailelerin çocuklarını desteklemeleri, her şartta yanında ve arkasında olduklarını hissettirmesi de çok önemli...." -Kısa sohbetimizde bile oldukça donanımlı, istediğini anlatan; kültür düzeyi yüksek bir sporcu intibaı edindim. İleride bir roman yazma gibi düşüncen olabilir mi? Yoksa gizliden böyle bir çalışman var mı? "Aslında pek boş zamanın olmuyor. Programlı bir yaşamım var. Hafta içinde işe gidiyorum. Zaten çoğu zaman milli takım kamplarındayım. Kampta olmadığım zaman akşamları evimizin garajında da antrenman yapıyorum. Kalan zamanlarımı ailemle ve arkadaşlarımla geçiriyorum. Yüzmeyi ve tüplü dalışı seviyorum; ama yoğunluğum nedeniyle dalışın en güzel sezonunu genelde kaçırıyorum; çünkü okçuluk bir yaz sporu. Kitap ile ilgili sorunuza gelince; benim hayatımın yazılacağı çalışmalar olabilir ilerde. Ben de belki anılarımı yazarım bir gün..." -Diyelim, Londra'da kariyerini 2. olimpiyat madalyası ile taçlandırdın; Gizem Girişmen olarak başka hedeflerin var mı? "Olimpiyat Şampiyonluğu her sporcunun hayalini süsleyen bir başarıdır. Dünyanın en eski ve en prestijli spor organizasyonunun bir parçası olabilmek, o arenada ülkenizi temsil edebilmek bir sporcunun yaşayabileceği en büyük onurdur. Bu sene de aynı başarıyı tekrarlayıp ülkeme altın madalya ile dönmeyi çok istiyorum. Genel anlamda hayattaki hedefim mutlu ve huzurlu bir hayat sürmek ve geriye dönüp baktığımda hayatı boşa geçirmemiş olmak. Dolu dolu, başkaları için de anlam ifade eden bir hayatım olsun istiyorum..." -------------- >>> ÖSYM'den engelliye ayırımcılık Görme engelli öğrenciler, 2012 ÖSYS Tercih Kılavuzu'nda kendilerine ayırımcılık yapıldığını söyledi. Engelli Öğrenci Platformu ve Görme Engelli Öğrenciler Platformu, yaptıkları açıklamada "Kılavuzda görme engellilerin büyük ölçüde dile dayanan veya işitme gerektiren sosyal, iktisadi ve beşeri bilimler alanlarındaki yükseköğretim programlarını tercih etmeleri beklenir, deniliyor. Bu madddede görme engelli adayların yalnızca işitme yoluyla bilgiye ulaştıkları var sayılmıştır. Bu, ayırımcılıktır. Düzeltilmesini istiyoruz” dedi. ------------- >>> ÖMSS kura atamaları bugün 60 bin engellinin heyecanla beklediği Özürlü Memur Seçme Sınavı sonuçları bugün açıklanıyor. 2012-ÖMSS/KURA ile kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına özürlü memur yerleştirme işlemleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımı ile bugün 11.30'da Ankara ATO Salonu'nda yapılacak. Kura çekimine; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile birlikte bakanlar, engelli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve adaylar katılacak. Yerleştirme sonuçları da https://sonuc.osym.gov.tr adresinden açıklanacak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT