BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Egzoz gazlarının sağlığımıza verdiği zarar yeterince bilinmiyor!

Egzoz gazlarının sağlığımıza verdiği zarar yeterince bilinmiyor!

Tıpta ve teknolojideki bu kadar hızlı gelişim ve değişime rağmen, kalp hastalıkları ve kanserli hasta sayılarında ciddi artış var. Tabii bu kötü gidişin pek çok sebepleri vardır. Zararlı alışkanlıklar, uykusuzluk, stres, sağlıksız beslenme, kirli hava, kirli su...



Tıpta ve teknolojideki bu kadar hızlı gelişim ve değişime rağmen, kalp hastalıkları ve kanserli hasta sayılarında ciddi artış var. Tabii bu kötü gidişin pek çok sebepleri vardır. Zararlı alışkanlıklar, uykusuzluk, stres, sağlıksız beslenme, kirli hava, kirli su... gibi çevresel faktörler yanında, bugüne kadar fazla gündeme gelmeyen, en önemli sebeplerden biri olan, motorlu taşıtların egzozlarından bahsedeceğim... Egzoz gazlarının öldürücü, en zehirli gazlardan olduğunu bilenler çoktur. Öyle ki, kapalı bir mekanda çalışan bir aracın egzoz gazları, ortamdaki oksijeni azaltıp, hızla CO ve CO2 gazlarını artırdığı için, aynı ortamdaki nefes alan her canlı az sonra ölmeye mahkûm olur. Bu yoldan intihar edenler bile olmuştur. Açık havadaki, yollardaki egzozlar ise, öldürmese de süründürüyor, kanser ediyor. Hele bir de egzoz çıkışı aracın solunda ise, aynı yolda yolculuk yapanların, penceresi açık olanların vay haline!.. E5-E6 gibi yollarda, takriben 1 saat yolculuk yapmak, sigara içmiş gibi aynı riski ciğerimize yükler. Öyleyse ne yapalım? Yolculuktan da, motorlu taşıtlardan da vazgeçemeyiz. Bu yollardan gidip, geleceğiz elbette. Ama, zararı azaltabilir, bazı tedbirler alabiliriz. Bu konuda zararın çoğu egzozu soldan çıkan araçlardan (dolmuşlar, pikaplar, kamyonlar ve otobüsler) geliyor. Bizde trafik sağdan işlediğine göre, egzozların da sağdan çıkması, sollayan araçların egzoz dumanına maruz kalmaması gerekir. Tabi ki bu konu bir kanun muvacehesinde düzeltilebilir. Bu konuda hassasiyeti olan, herhangi bir milletvekilimizin kanun teklifi vermesi gerektiğini zannediyorum. İktidar milletvekillerinden biri olursa, eminim ki çok dua ve oy alır. Daha önce de 2 defa bu sütunda enerji tasarrufu ile ilgili olarak, saatlerin bir defaya mahsus geri alınmadan, yaz saatinin kışın da devam etmesi gerektiğini; yaz gelince yine ileri, kış gelince yine geri alarak gerçek enerji tasarrufunun daha çok yapılabileceğini yazmıştım. Avrupa’da güneş doğunca hayat ve hareket başlıyor. Bizde ise 1-2 saat sonra, ancak hayat başlıyor. Sayın Enerji Bakanımız bu konuda acizane bizim gibi düşünüyor. Yakında, belki de kışa girerken, saatlerin geri alınmadan devam edeceğini bekliyorum. Bir de şu egzozların soldan çıkması yasaklanır, sağa alınmaları sağlanırsa, dumanaltı olmaktan kurtuluruz. Kalp ve kanser vakaları nispeten azaltılmış olacaktır. Mak. Müh. Mevlüt Yavuz-ADANA >>> Öğretmen ailelerine bu yapılır mı? Milli Eğitim Bakanlığı, yıllardan beri süregelen kamu personelinin eş durumundan atanma hakkını, 27.07.2012 tarihinde yayınladığı kılavuzla elinden almıştır. İzmir gibi sınıf öğretmenlerine normal yollarla atamanın kapalı olduğu, ancak eş durumu gibi birtakım özür durumları için atamanın yapılabildiği şehirlerde; atama sırasında herhangi bir okula yerleşemezse, öğretmenin o ilin (valiliğin) emrine ataması yapılıyor. Tercih sürecinde boş kadrosu görünmeyen birçok okulun, yer değiştirmeler sonucunda boş kadroları çıkıyor ve il emrine atanan öğretmenler bu okullarda değerlendiriliyordu. Hamilelik, askerlik gibi sebeplerle izne ayrılan personelin yerine, bunlar görevlendirilerek ya da farklı branşlarda görev vererek bu öğretmenler değerlendiriliyor ve bu yolla aile bütünlüğü korunuyordu. Ancak, 27.07.2012 tarihinde yayınlanan tercih kılavuzunda, Bakanlığın “İl Emrine Atanma” seçeneğini kaldırmasından dolayı, eşleri bu illere giden veya zaten orada olan birçok öğretmenin, eşlerinin yanına gitme şansı da ortadan kalkmış oldu. Aynı kılavuzda, eşinden ayrı kalmak istemeyen öğretmenin iki yıla kadar ücretsiz izne çıkması tavsiye ediliyor ve iki yılın sonunda ne olacağına dair bir bilgi de verilmiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, kimi personelin yapmak istediği keyfi atamayı zorlaştırmak için haklı olarak yaptığı ve benim de doğru bulduğum uygulamalarında, mecburiyetten gitmek zorunda olan personellerin de varlığını göz ardı etmemesi ve eşleri ayırarak onların mağduriyetini engellemesi gerektiği kanaatindeyim. Bu kılavuz, eşlerin ayrı kalmasına yol açtığı için; hem Anayasamızın “Ailenin Bütünlüğü İlkesine”, hem 657 sayılı Devlet Memurluğu Kanununun “Tayin Hakkı” ilkesine, hem de Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi yönetmeliğine aykırıdır. Bu sayede, eşlerden birinin öğretmen olduğu tüm kamu ve özel sektör çalışanlarının, polis ve gümrük memuru gibi rotasyona tabi olan devlet personellerinin öğretmen olan eşleri atanamayacaklar ve aileleri bölünecek. Çocuklar babasından veya annesinden ayrı yaşamaya mecbur bırakılacak. Bakanlık, keyfi olarak atama isteyenlerle mecburen atanmak zorunda olan personelleri kesinlikle ayırmalı ve aileleri parçalamamalıdır. Yoksa bu leke bu durumdan sorumlu olanların üzerlerinden ömür boyu çıkmayacaktır. Ailelerin parçalanmaması için, eş durumundan olan atamalarda “İl Emrine Atanma” hakkının tekrar verilmesini bekliyoruz. İsmi mahfuz Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT