BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hudutlarımız mapushane duvarı değil

Hudutlarımız mapushane duvarı değil

Bir ay kadar evvel daha kamuoyu, Arakan Müslümanlarına reva görülen mezalimden/zulümlerden haberdar değilken “Dünya Müslümanlarının Sözcüsü Hangi Devlet?” diye sormuştuk. Maksadımız, Ankara’yı harekete geçirmekti. O günden bu zamana gelişen hadiseler gösterdi ki tarihte olduğu gibi bugün de dünya Müslümanlarının sözcüsü Türkiye’dir.



Bir ay kadar evvel daha kamuoyu, Arakan Müslümanlarına reva görülen mezalimden/zulümlerden haberdar değilken “Dünya Müslümanlarının Sözcüsü Hangi Devlet?” diye sormuştuk. Maksadımız, Ankara’yı harekete geçirmekti. O günden bu zamana gelişen hadiseler gösterdi ki tarihte olduğu gibi bugün de dünya Müslümanlarının sözcüsü Türkiye’dir. Türkiye, yine Filistin, Somali, Suriye, Filistin, Batı Trakya, Arakan... dünyanın neresinde bir Müslümanın başı sıkışırsa imdadına koşmaya başlamıştır. Yeni Türkiye’de eskilerde kalmış bazı çeyrek aydınlar, devlet erkânının Myanmar Müslümanlarıyla alâkadar olmalarını anlayamıyorlar. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Emine Erdoğan ve Sümeyye Erdoğan’la birlikte Myanmar’a gitmelerini içlerine sindiremediler. Tabiî bu bir çap meselesi. Onlara göre hudutlarımız içinde kalmalıyız. En büyük tezleri de şu: Kendi Kürdünle meşgul olacağına ne işin var elin Myanmar’ında, Somali’sinde, Suriye’sinde? İşte yerli insanla yabancılaşmış arasındaki fark burada “el” dedikleri el değil. Biraz tarih bilseler, zaten oralarla ilgilenmeyelim diye bölücü örgütü başımıza sardıklarını idrak edebilirlerdi. Bunu yapamadıkları gibi mazlumlara gösterilen bu şefkat, alaka ve desteği de ümmetçilik diye ilan ediyorlar. Madde 1-Hudutlarımız mapushane duvarı değildir. Madde 2-İslamiyette ümmetçilik yoktur. Ümmet olmak vardır. Bir kimse kelimeyi şahadet getirdikten sonra yeryüzündeki ümmet varlığının bir parçası olur. Onun bir parçası olunca da dünyanın neresinde olursa olsun diğer bir Müslümanla mânevi bağ içinde olur. İslamiyet, ona evvela müminlerin kardeş olduğu gerçeğini öğretir sonra da diğerkâm olmayı yani diğeri yerine kendini koymayı, vermeyi, paylaşmayı, kardeşinin derdiyle dertlenmeyi emreder. Çeyrek aydınlar, bu on beş asırlık vakıadan habersizler. Onlar, ne yazık ki Hudayı nabit gibidirler. Kafa yapılarıyla yabancılardır. Kafaları sömürge kültürüyle doludur. Bir Çinliye bir şeyler anlatılabilir fakat “biz de Müslümanız!” tekerlemesini dilinden düşürmeyen bu zihniyet sahiplerine hiçbir şey anlatılamaz. Cüce bakış. Zavallı politika. Ezber ve slogan. Sonra da ülkeyi ortadan ikiye bölen ideoloji müsveddesi fikirler. Çeyrek aydınlar, gazete sütunlarını yırtsalar, ekranları kırsalar, kürsüleri parçalasalar da asli hedef ve gayesini iki asır sonra yeniden bulmuş bu millet, hadiselere mapushane mazgalından değil, geniş ufuklardan bakarak cihanşümul rol oynayacaktır. Vatandaş, yapılanı anlıyor. Çünkü vatandaş irfan sahibi. Diplomalı çeyrek aydına sorsanız “irfan ne?” der. Sözde yahut çeyrek aydınına rağmen Türkiye, yeniden dünya Müslümanlarının hem sözcüsü ve hem de lideri olma yolunda. Orada dolmamış bir boşluk var. O boşluğu dolduran Türkiye, 75 milyon adına değil, 1 milyar 750 milyon adına müzakere masalarına oturmuş olur. >> TEBRİK Bir buruk bayramdayız. Suriye, Somali, Irak, Filistin, Arakan ve diğer hürriyetinden veya vatanından mahrum yahut aç ve çıplak Müslümanlar varken Bayramın buruk olmaması mümkün değil. Bayramınızı tebrik ederiz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT