BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Özümün rey’i nereye gitti?

Özümün rey’i nereye gitti?

Oran ormanlarında her sabah spor yapan çok sayıda milletvekiline rastlamak mümkün. Çünkü lojmanları ormanın tam karşısında. Dün de yine koşan, yürüyen parlamenterler vardı ormanda.



Oran ormanlarında her sabah spor yapan çok sayıda milletvekiline rastlamak mümkün. Çünkü lojmanları ormanın tam karşısında. Dün de yine koşan, yürüyen parlamenterler vardı ormanda. MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici de oradaydı. Ancak yürümeye değil, televizyon yayınına gidiyordu, sabah sabah sordum ayaküstü, hemen cevapladı “Cumhurbaşkanı meclisten seçilecek. Hem de geniş bir uzlaşmayla. TBMM’deki 5 partinin katkısıyla gerçekleşecek. Bu şart ve önemli. Dışardan mümkün görünmüyor” dedi. Ben yürüyüşe devam ettim. Başbakan Ecevit’in yıllardır oturduğu evinin önüne kadar. Bir gazeteci ordusu bekliyor. Çoğu da sabahlamış. Resmi bir açıklama yok Bülent Bey’in sağlığıyla ilgili. Ancak doktoru çıktı beklerken. Dr. Arif Abacı espri de yaptı bizlere “Yarın veya en geç birkaç gün içinde sizinle birlikte olacak Sayın Başbakan. Sağlığı her geçen gün iyiye gidiyor.” Geniş tabanlı, nitelikli uzlaşma Yine de kimse ayrılmadı evin önünden. Ben öyle değil. TBMM’ye indim. Gündem yoğun. Başbakan’ın sağlığı bile başta “borsa” her şeyi etkileyebiliyor. YÖK Araştırma Komisyonu erken toplanmış baktım. Başkan Doçent Dr. Mustafa Gül (MHP-Elazığ Milletvekili) eski bir “YÖK’zede” olarak eski Başkanı, Prof. Kemal Gürüz’ü dinliyor. Hem olayı biliyor, hem gelişmesini sayın Gül. Ancak Prof. Gürüz’e sanki, Prof. Kemal Alemdaroğlu’na giden istihbarat gibi “tiyö” veren mi olmuş ne? Milletvekillerinin sorularına rahat rahat cevap yetiştiriyor, parlamenter üyelerin anlattığı kadarıyla. Ne soru yağmuru bitiyor Prof. Gürüz’e, ne cevap sağanağı. Parlamento erken toplanacak ama DYP grubu ondan da erken. DYP lideri Tansu Çiller’i dinledim. Başbakan Ecevit’in cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin açıklamalarına arka çıkıyor. Lokal gruplaşmaların “cumhurbaşkanı makamı”na zarar vereceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı’nın mutlaka meclisten olması gerektiğini savunan Tansu Hanım, geniş tabanlı ve nitelikli uzlaşmadan yana olduklarını da açıklıyor. Bugüne kadar bakıyorum FP dışında bütün partiler aynı söylem içindeler. Bunlar biraz da tabanın yansıması olsa gerek. Sokaktaki vatandaş gerçekten gerilimin bitmesini, istikrarın devamını istiyor. İki anekdot Meclis kulisinde “seçim üzerine” fıkralar ve anekdotlar da aktarılıyor. Hele üstüne üstlük bir de YÖK Araştırma Komisyonu toplanmışken. İşte bir tanesi: “-Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu DTCF Dekanlığı’na adaylığını koyacak. Teker teker oy kullanacak bütün üyeleri geziyor ve hepsinden “evet” sözü alıyor. Gerek akademisyen olarak, gerek sosyal ilişkileri açısından, gerekse Kafkasya kökenli saygınlığı Caferoğlu Hoca’nın hatırını hep el üstünde tutuyor. Tutuyor ama, sandıklar açıldığında “tek oy” çıkması açıklanacak gibi değil. “Evet, sana oy veririm” diyenleri yeniden ziyaret ediyor. Herkes o “tek oy”a sahip çıkıyor. Artık rahmetli Ahmet Caferoğlu dayanamıyor, hatta hiddetleniyor “Benim, özümün reyi nereye gitti peki” diyor. O seçimde yine rahmetli olan Prof. Emin Bilgiç seçilmişti.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT