BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Siz de başarabilirsiniz’

‘Siz de başarabilirsiniz’

“Siz de dürüst yoldan para kazanabilirsiniz. Dürüst yoldan saygınlık elde edebilirsiniz. Basamak basamak yükselirsiniz. Bunu Kemal Şahin yaptı, hepiniz yapabilirsiniz.”



Cumhurbaşkanı kim olsun? Benim gönlümde de isim var ama, açıklamak bize düşmez. Arzu ettiğimiz bir cumhurbaşkanını tanımlama hakkımız da var tabii. Bu tanımlamayı da belki dikkate alırlar. Her şeyden önce Türkiye artık Batı’yla bütünleşiyor. Öte taraftan Türkiye İslam camiasınının da lideri. Yani Batı ile İslam ülkeleri arasında bir köprü. Öyleyse bu iki cephe arasında uyum sağlayan modern Türkiye’yi temsil edecek, toplumun bütün katmanlarını kucaklayan, demokrasiye inanan, toplumdaki eğilimleri nazar-ı dikkate alan, sürtüşmeleri değil kaynaşmayı sağlayan, çok fikirliliği savunan demokrat bir kimse olsun istiyorum. Meclis böyle bir cumhurbaşkanı çıkaracak güçtedir. Mecliste bu vasıflarda en az on kişi var. Önemli olan meclisin bu on kişiden birinin üzerinde karar kılmasıdır. Neden yazdım? Kitabımın reklamını yapmak gibi olacak ama, kitabı yazmamdaki amaç bilgi ve birikimimi toplumla paylaşmak. Size birşey diyeyim mi? Türkiye’de insanların çoğu ve özellikle genç insanların, hatta üniversiteli gençler dahi geleceği için karamsarlar. Bu beni çok üzüyor. Bir başka üzen konu ise, aynı gençliğin bir başka peşin yargısı: “Benim dayım yok, politik arkam yok, ben bir yere gelemem.” Diyorlar. Bir de genelde “Türkiye’de iş adamları ya devletten beslenerek iş adamı olur. Ya da gayri meşru yollarla çalıp çırparak zengin olunur” düşüncesi hakim. Bu çok yanlış. İş adamları da toplumun bir ferdidir. Toplumun içinden gelmiştir. Bu konuda Sayın Sakıp Sabancı, bu yanlış duyguyu silip atmak için çok gayret gösteriyor. Kendini topluma mal ediyor. Benim, kitapta vermek istediğim, işte bu yanlış duygu ve düşünceleri bir tarafa atıp, toplumun dinamizmi olan gençliği hareketlendirmek. Yani diğer bir deyimle: Siz de dürüst yoldan para kazanabilirsiniz. Dürüst yoldan saygınlık elde edebilirsiniz. Basamak basamak yükselirsiniz. Bunu Kemal Şahin yaptı, hepiniz yapabilirsiniz. Nasıl yapacağız? Her şeyden önce her insan kendisine bir hedef koymalı. Ve bu hedef herkesin yapısına uygun olmalı. Önce hedefi seçip sonra o hedefe ulaşmak üzere basamak basamak çalışmayı sürdürmeli. Bir çocuğun hedefi üniversiteyi bitirmekse, ilkokuldan itibaren notlarının hep pekiyi olması gerekmez. Ama notları her sene bir önceki seneye göre daha yükselebilmelidir. Budur hedefe kilitlenmek. Ayrıca bu yolda başaramadığınız anlar olabilir, düştüğünüz anlar olabilir. Moral bozmak yok. Kalkacak ve diyeceksiniz ki “Düştüm ama ders aldım. Kalkacak bir daha düşmeyeceğim.” Bu mantıkla hareket eden herkes hayatta başarılı olur. Belki herkes Cumhurbaşkanı, herkes Başbakan, herkes Kemal Şahin olmayabilir. Ama kendine bir hedef çizip hedefe ulaşmak için çalışan herkes mutluluğu yakalarlar. Önemli olan da bu değil midir? Esas zenginlik nerde? Kendimle de yarışıyorum. Çok paranız olabilir. İyi bir mesleğiniz olabilir. Ama bu insan olmak için yetmez. İnsan mutlu olabilendir. İnsanlara mutluluk sunabilendir. Bir de aslını unutmamak. Dolayısıyla ben köyde anamı babamı, köylümü, Anadolu’da Anadolu insanını, Almanya’da Almanı yani kısaca insanı kucaklarım. Clinton’ı kucaklarım. Çocuklarıma da aynı mesajı veriyorum. Ben fakir Osman Çavuş’un oğluyum, onlar zengin Kemal Şahin’in oğlu. Bir eli yağda bir eli balda. Ama hayır. Ben onları senede bir alıp köyümüze o dağlara taşlara götürüp oradaki fakirliği göstermezsem, insanı göstermezsem, benim kazanacağım o paranın ne kıymeti var. Para dediğin akıp gider. Esas zenginlik budur. Ben bunu zenginlik olarak addediylorum. Bütün insanları kucaklamaya çalışıyorum. Parayı kazan ama... Bu sözlerimi parasız insanlara söylediğimde, anlatmak zor. Çoğu insan zanneder ki “Benim şu kadar param olsa mutlu olurum.” Ben öyle insanlar tanıyorum ki, aslında parası olmasa daha mutlu olacaklar. Paranın yokluğu da çokluğu da el-avuç yakar. Dolayısıyla para kadar parayı taşımayı, kullanmayı bilmeniz lazım. Aksi takdirde para sizin mutluluğunuzu da elinizden alabilir. Köşe kapmaca para kazanabilirsiniz ama çok paranız olabilir ama hayatta mutlu olamazsınız. Bence parayı hakkıyla kazanmak lazım. Kazanabildiğin kadar kazan. Ama hakkıyla kazan. Yoksa mutlu olamazsın. Mutluluk mutlaka parayla değildir. Dolayısıyla köşe kapmaca ve gayrimeşru yoldan para toplayıp toplumda onursuz haysiyetsiz olarak anılmaktansa, gururlu onurlu bir insan olmak yeğdir. Evet herkese para lazımdır. Ama bu devirde çalışıldığı zaman, çok olmasa bile yetecek kadar parayı herkes kazanabilir. Böyle bir fırsat artık var. Yeter ki doğru ve dürüst yoldan olsun. Onun dışında para kazanmayı kimseye tavsiye etmiyorum. Ah annemin yemekleri Yaşayamadığım bazı duygularımı şiirlerim ve türkülerle yaşamaya çalışıyorum. Örneğin bugün gittiğimiz her yerde, beş yıldızlı lokantalarda taze fasülye ya da patatesi bulmak mümkün. Ama bizim oralarda Toroslar’da yaz gününde serinlikte bir armut ağacının dibinde annemin pişirdiği taze fasülye ya da kendimizin topraktan çıkarıp pişirdiği patatesin tadını hiçbir zaman unutamam. Neden bilmiyorum. Belki o zaman alternatifimiz yoktu. Örneğin bulgur pilavını çok seviyorduk ama başka pilav bulamıyorduk ki. Belki yokluğun da bunda etkisi olmuştur ama neticede o lezzet halen damağımda tattır. Onun için diyorum ya, mutluluk parayla değil. Şimdi kırk çeşit pilav yiyebiliyorsun ama halen o bulgur pilavını özlüyorsun. İşte mutluluk bu... O bakımdan her sene birkaç gün köyüme gider o iklimi çocuklarımla birlikte yaşarım. Anadolu ile Dünya arasında köprü olmak istiyorum. Güzel değerleri alıp yanlış değerleri terkederek Batı ile Anadolu’nun sentezini arzu ediyorum. Sayın Valime davet Sayın Valim, sizinle yaptığı röportajında pinponda iddialı olduğunu söylemiş. Hiç yenilmediğini de... Ben de iddialıyım.Buradan kendisine maç teklif ediyorum. İster valilik binasında, ister nerede arzu ederlerse, ister Türkiye Gazetesi’nin binasında kendisiyle maç yapmaya hazırım. İddialıyım. Sanattan spora Vakit buldukça tenis oynarım. Sörf yapardım ama şimdi vakit yetmiyor. Şiir yazarım. Anadolu türkülerini dinlemeyi çok severim. Genelde müziğin hepsini de dinlerim. Onun dışında başka bir sanat dalında fazla mesaim yok. Fenerbahçeliyim. Bizim takım çok kötü durumda. Üstelik benim çocukların biri Beşiktaşlıydı. Sürekli kavga ediyorladı. En sonunda dedim ki: “Oğlum seni de transfer edeyim FB’ye. Almak için kaç para istiyorsun? O zaman pek aklı ermiyordu. Beş yaşında falandı: -Elli mark ver. -Al sana elli mark. Elli mark vedik ve Fenerli yaptık. Ama şimdi gene bana fırça atıyor. -Niye beni Fenerli yaptın. Fener kötü takım. Bunu Fenerbahçe yönetimine iletelim ki bizi mahçup etmesinler. Ama şunu da söyleyeyim ki, ben yensek de yenilsek de Fenerbahçeliyim. Bundan dönmek caymak yok. şunu da ilave ediyorum. Galatasaray’ı tebrik ediyorum. Bir Türk takımı dışarıda galip oldu mu, içerideki takım bir kenara bırakılır dışarıdaki takım desteklenir. Ben çocuklarıma da bunu söylüyorum. İki şey içimde ukde... Biri ilkokuldayken oldu. Beyşehir’de giderken baktım çocuklar ayakkabı boyayıp para kazanıyorlar. Babama dedim ki, “Bana bir boya sandığı al da boyacılık yapayım” almadı. Hata etmişti. Eğer o boya sandığıyla para kazanmaya o zaman başlasaydım, belki bugünlere on sene önceden gelebilirdim. Bir de lisedeyken, tatillerde çalışarak harçlığımı kazanıyordum. Ağabeyime dedim ki, “Bana domates biber patlıcan satacak işporta tezgahı lazım.” Onu da yaptıramadım. Şunu gördüm ki, o zamanlar Türk insanı tüccarlığı küçümsüyordu. Büyüyünce tüccar olacağım diyen çocuk yoktu. Halen de pek yok. Ya neye özlem vardı? Ya devlet ya asker ya toprak ağası. Babam da benim asker olmamı isterdi. Oysa hiç de öyle olmadı... Ticaret bambaşka bir olay.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT