BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutfakta başladı zirveye tırmandı!

Mutfakta başladı zirveye tırmandı!

“ALERJİK bünyeye sahip kızımın, organik besinlere ihtiyacı vardı. Mutfak ve balkonda sebze üretmeye başladım. Ama bunlar yeterli değildi. Toprağı, tohumu, gübresi ve saksısı nasıl organik olur diye araştırma yaptım. 7 ülke 14 tesis gezdim.” “YABANCI birinin tavsiyesi üzerine solucan gübresi ile tanıştım. Evimde 50 solucanla ilk laboratuvarımı kurdum. Bugün Kurtköy’de 350 milyon solucanla çiftçilerin ihtiyacı olan gübre üretiyoruz. Bu konuda halen 8 üniversitede çalışmalar yapılıyor.”



SUNUŞ Organik beslenme son zamanlarda hayatımıza giren en önemli kavramlardan birisi oldu. GDO’lu sebzeler, hormonlu meyveler derken ne yiyeceğimizi, nereden alışveriş yapıp kime güveneceğimizi şaşırdık. Hele bir de çocuğumuz varsa kaygılarımız katlanarak artıyor. İşte bu haftaki konumuz da böyle bir kaygı taşıyan annenin, kaygılanmanın çok ötesinde “ben kendim ne yapabilirim” diye evinde başlayıp bugün ödüllerle taçlandırılmış, çok başarılı tesisinin hepimize fayda sağlayan hikâyesini içeriyor. Zarif bir hanımın (ve sakın şaşırmayın, lütfen faydasını anlayarak okuyun) organik solucanlarının hayatımıza kattıkları değer ile ilgili. Efendim konuğumuz önce anne, sonra dişini tırnağına takarak ülkemizde organik tarımın en önemli girdisi olan % 100 organik solucan gübresini bugünlere getiren Ekosolfarm Organik Ürünler Firmasının kurucusu, Genel Müdürü Burçin Karababa. Buyurun sohbetimize... ---------- Sizin ilginç hikâyeniz evinizde başlıyor sanırım? Evet, aynen öyle. 2000 yılında kızım Derinsu’nun dünyaya gelişiyle başlıyor. Çalışmaya gerçekten mecbur olan anneleri tenzih ediyorum ama çocuğun gelişiminde ilk yıllarını anne yanında geçirmesinin çok önemli olduğuna inandığım için işten ayrılmış, bütün zamanımı onun bakımına ve aileme vermiştim. Kızım neredeyse 2.5 yıl anne sütü emdi. Ne zaman ki anne sütünü bıraktık, kızımın alerjik bir bünyeye sahip olduğunu o zaman anladık. Doğal ürünlerle beslenmesinin en doğrusu olduğunu biliyorduk ama o zamanlar organik ürünler neredeyse yok denecek kadar azdı. Kızımın vücudu herhangi bir kimyasalın olduğu ortamlarda ve besinlerde nefes alamamaya kadar giden ciddi reaksiyonlar veriyordu. Sanırım böylece organik ürünlere ve doğaya olan ilginiz yoğunlaştı. İçimde vardı ama kızımın rahatsızlığıyla beraber benim serüvenim hız kazandı. Onu organik besinlerle beslememiz bir zorunluluk haline geldi. Bu ürünlere ulaşmam güçtü ve kendim bir şeyler yapmalıydım. Gönlümdeki meslek aslında ziraat fakültesine gidip kültür teknik bölümünde okumaktı. Ama her şeye rağmen şuna inanıyorum ki insanlar hep hayal kurmalılar ve hayallerinin peşini bırakmamalılar. Bugün Ekosol ve yaptıklarımız bunun en güzel ispatı. Ama başlangıç noktam evimin mutfağı ve balkonumdu. Balkonda sebze üretimi başladı galiba. Evet, kaynağa ulaşmak güç olunca kendiniz oluşturmaya çalışıyorsunuz. Başlangıçta organik konusundan çok uzaktım, bana göre, “bir şeyin tohumunu ben alırsam gübresi, saksısı kendim yetiştirirsem organik olur” diye düşünüyordum ama işin hiç de öyle olmadığını içine girince anladım. Bir şeyin organik olması için tohumundan, gübresine, toprağına kadar her şeyin organik olması, havasından yetiştiği ortama kadar bir çok unsurun ona göre ayarlanması gerekiyor. Peki ne yaptınız? Çok araştırmalı bir dönem başladı benim için. Kısa bir süre sonra kızımın sebze çorbalarını kendi yetiştirdiğim ürünlerden yapmaya başladım. Bu arada iş hayatına da dönüş yapmıştım. Şirkette Moldova’lı yabancı bir arkadaşım vardı. Bana bir gün ülkesinden gelen sebzelerden bir sepet getirdi. Fakat sebzeler çok büyüktü. Bunların hormonlu olacağını, bu büyüklüğün normal olmadığını söylediğimde arkadaşım “sebzelerin kesinlikle doğal olduğunu, ülkesinde verimli toprakların sınırlı, havanın soğuk olduğunu, o yüzden de verimin yukarıya doğru işlediğini” anlattı. Solucan gübresi kullanıldığını, bunun en faydalı gübre olduğunu söyleyince ben de “solucanın kendisi ne ki gübresi ne olsun” diye düşündüm ama anlattıklarından da etkilenmiştim. Ülkemizde bu konuda bir çalışma yoktu ama araştırdıkça dünyada solucan gübresinin organik tarımda kullanılan çok önemli gübre olduğunu fark ettim. Bunun için 2 sene boyunca 7 ülke ve 14 tesis gezdim. Dünya bunu kullanıyordu ve kendimizi tarım ülkesi gören biz, kullanmıyorduk öyle mi? Maalesef öyle. Üstelik 60-70 yıldan bu yana dünya kullanıyordu. Bize gelince, bırakın kullanmayı varlığından haberdar değildik. Ben belli ölçüdeki araştırmalarımdan sonra yurt dışına çıkmadan önce ülkemizdeki bir çok üniversiteye, Tarım Bakanlığı‘na gittim. “Böyle bir gübre var, tesis kurabilir miyim, izinleri nelerdir” diye ciddi bir arayış içerisindeydim. Çabamı herkes gereksiz görüyordu. Onlara göre solucanın ne gübresi olacaktı, en fazla toprakta galeriler açabilir ve hava almasına destek olabilirdi. Gerçekten de çok ilginç, insan bu soruyu sormadan yapamıyor nedir solucan gübresi? Solucanlar aslında çok faydalı hayvanlardır. Solucanların organik gübre yapmasının yanı sıra, çevreye çok büyük katkıları vardır. Evsel atıkları yani sebze- meyve artıklarımızı geri dönüştürebildikleri gibi, dünyaya en fazla zarar veren metan gazına karşı da mücadelede önemli yere sahiptir. Metan gazının en fazla büyük baş hayvan dışkısında olduğunu biliyoruz. Solucanlar bunları geri dönüştürüyor. Çünkü normal bir hayvan dışkısının fermente olup gübreye dönüşme süresi 2 yılsa, solucanlarla bunu 2 ayda yapılabiliyor. Bu gübreyi biraz daha açsanız. Şöyle ki, solucan en patojonik hayvandır. Yapısında sölom sıvısı, 24 aminoasit 7 enzim barındırır. Böylece toprağı zenginleştirir, Ph dengesini ve biyolojik yapısını düzenler, besler. Solucan gübresi de Kaliforniya kültür solucanlarının dışkılarından elde edilen % 100 organik, sebze, meyve ve bitkinin verimini dayanıklılığını, doğal aromasını, nefasetini kazandırır. Şimdi bana göre en kritik sorumu soruyorum organik sebze derken evinizde organik gübre üretimine geçtiniz değil mi? Hani ev ortamı, solucanlar hijyen vs. birçok şey akla geliyor. Evet, yapacak bir şey yoktu. Bir işe soyunmuştum ve ilk laboratuvarımın evimin olması gerekiyordu. Ancak şu noktanın altını çizelim solucanlar kirli, mikrobik hayvanlar değillerdir. Sizin sebze ve meyve artıklarınızla, masadan kalan marullarınızla beslenip onları size işleyip geri verirler. Bulundukları ortamın dışına asla çıkmazlar. Koku yapmazlar. Sadece siz baktığınız sürece çoğalarak üretimlerine devam ederler. Bende evimde 50 solucanla işe başladım. Önce balkonumdaki organik sebzelerim için kendi gübremi ürettim. Ama bugün compost boxlarımızla bilinç düzeyi yüksek başka evlere de girdik. Derken iş bugünkü boyuta geldi. Türkiye’de ben bu işe başladığımda ne kompost yöntemiyle gübre yapımı biliniyordu ne de vermikompost yani solucan gübresi biliniyordu. Sürekli sahaya iniyor, üreticilerle, çiftçilerle görüşüyordum. Derken nihayet Kurtköy’de bir araziye konuşlandım. 2 milyon solucanla daha ticari bir boyuttaydık. Fakat bir solucanın 0. 01 gr dışkı çıkarttığını düşünürsek, gerçek manada ticari boyuta ulaşmamız çok ciddi bir zaman aldı. Bugün 350 milyon solucanımız var. Ancak 10 yılda belli bir hacme ulaştık. Yaklaşık 3 yıldır çiftçiye ürünümüzü yeterli kapasitede ulaştırabiliyoruz, marketlere girdik. İnsanları, üniversiteleri buna inandırdık. Bugün artık üniversiteler beni çağırıyor, gelin görüşelim, bize yaptıklarınızı anlatın diye. Şu anda 8 üniversite bu konuda çalışıyor. >>> Organik bahçe için solucan gübresi Kompost Box ile evlere girdik dediniz. Evet, belki istediğimiz sayıda değil ama bilinç artıkça ve bunun ülkemiz içinde geri dönüşüm adına çok faydalı bir uygulama olduğu anlaşıldıkça kullanıcı sayısı da artacaktır diye düşünüyorum. Plastik şişeler, piller, camlar konusunda artık biraz daha bilinçlenmeye başladık. Ama evsel atıklarımız konusunda hâlâ çok bilinçli değiliz. Çöpü kapının önüne koyduğumuzda iş bitmiyor. Düşünün bunun için insanlar, kamyonlar, kamyonlar için kayış, rulman vb. malzeme çalışıyor. Ciddi bir sanayi ve gider var arka planda. Oysa başta hacimli gibi gözüken evlerimizdeki çöplerimizin yüzde 70’i su. Marulu düşünün 6 saat sonra sıvısını kaybettiğinde incecik bir kağıt parçası. Çöp poşetlerimizde ciddi boşluklar var. İşte bizim bu bilinçle ürettiğimiz compost boxlarımız evsel atıkları gübreye çeviriyor. Çok özel hazırlanmış, 5 katlı bir kutu bu, belli sayıda solucanı içine yerleştiriyoruz. Sebze atıklarınızı da koyarak çöplerinizi balkonunuzda, bahçenizde organik gübreye dönüştürebiliyorsunuz. Gerçekten de azminize karşılık gelecek söz az bulunur, ülke tarımına katkınız çok büyük ve ödülleriniz de var. Ben de bazen nereden nereye geldik diye düşünmeden yapamıyorum. Geçtiğimiz yıl Tarım Bakanımız Mehmet Mehdi Eker’in elinden Gowtwch2011 ödülünü gübremizle “en iyi tarım girdisi” seçilmesi sebebiyle aldık. Ayrıca Ambalaj Ay Yıldızları Yarışmasında Gıda Dışı Ürün Ambalajı” kategorisinde, bu yıl “EkosolFarm %100 Organik Solucan Gübresi” ambalajıyla birinci olarak Altın Ödül ile ödüllendirildik.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5255
    % -0.35
  • 4.1259
    % -0.63
  • 4.5333
    % -0.35
  • 144.338
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT