BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İyi mücadele ettik ama...”

“İyi mücadele ettik ama...”

Biri takımını “hızlandırmayı” başarıyor ama okkanın altında. Diğeri “en çok gol atan ve en çok puanla lider” ama başarısız! Bazıları sadece büyüklere “döktürüyor” ama iş yenip lider olmaya gelince fısss. Öteki üç kuruşluk takım kurmuş aslanlar gibi oynuyor ama istifası konuşuluyor. Maça değil tabelaya bakıyoruz maalesef...



Biri takımını “hızlandırmayı” başarıyor ama okkanın altında. Diğeri “en çok gol atan ve en çok puanla lider” ama başarısız! Bazıları sadece büyüklere “döktürüyor” ama iş yenip lider olmaya gelince fısss. Öteki üç kuruşluk takım kurmuş aslanlar gibi oynuyor ama istifası konuşuluyor. Maça değil tabelaya bakıyoruz maalesef... Futbolumuz bundan ibaret... Takmışız bir kere “iyi mücadele” etmeye, unutmuşuz futbol oynamayı. Dünyanın reddettiği “koşu mesafeleri” ve “kilometre miktarı” kadar gösterdiklerdi için bize futbol denilen oyunu, iyi oynamak yerine çok iyi mücadele etmekle yetinir olmuşuz. Bir oyuncu düşünün orta alanda ve 90 dakika ikili mücadelesi eksik ama sağa sola hep koşuşturma içinde olmuş ve çıkmış kilometre sayısı 11 bin civarında. Bir başkasını düşünün koşmuş 8 kilometre ama ya Djehoua gibi biriyle 30 kez 10-12 metre omuz omuza girişmiş oyuna veya Egemen ile Bekir’in arasında hayatta kalmaya çalışmış... Yooo... Birincisi makbul... Nasıl ki kötü insanlar yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı sınamaya yarar; sahadaki kötü oyuncular ve az koşanlar ama “tekme-tokat” oynamayı seçenler de iyi ve yararlı işler için kendilerini hırpalayan oyuncuları sınamaya yarar. Maç biter ve hoca çıkar ve der ki; “iyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum”, işte o anda biter futbol. Birkaç oyuncu da böyle konuşunca maç sonunda o takım kendini “başarılı” addeder. Sonra gelir bir “yabancı” takım, bizden az mücadele eder, bizden az koşar, top hep bizdedir yüzde olarak, biz daha çok korner bile kullanmışızdır, ama o maçı alıp gitmiştir... Biz durduğumuz yerde durmaktayız... Dönüp durmaktayız.. Dersi derste anlamadığımız için hayatı da hayatta anlamamaktayız... Maçı çok koşmak zannettiğimiz için “iyi mücadele etmekle” yetinmekteyiz... Bana ne “iyi mücadele” etmekten... Doğru mücadele edip “maçı alalım” yeter... Büyüklere desteğe devam... Hep yakınırlar “varsa yoksa büyük takımlar, bizleri görmezden geliyorsunuz” diye... Geçen hafta tam 8 takıma “lider olma” şansı geldi. Biri “lideri yenip lider olma” şansını kullanamadı kendi sahasında. O maçın doğurduğu umut, diğerlerine de aynı şansı ikram etti. Liderliği kucağında bulanlar birer birer ellerinin tersiyle ittiler bu şansı... Onların derdi “yakındıkları büyüklere” karşı dolu dolu oynamak, vitrine çıkmak ve kendilerini pazarlamak... Onlar kendilerini takımlarından daha çok düşünenler... Şampiyonluk adayı değiller belki ama liderlik adayı olmuşlardı. Dertleri “gözlem altında olup prime time’ın tek yayınlanan maçında” vitrine çıkmakmış. Sonra da o büyüklerden birine zıplamakmış... Dedikodu Geçen “bol gollü” ve “muhteşem geri dönüşler” haftasından en çok tartışılan konular ne olabilir sizce? Trabzonspor’un attığı örnek golün kalitesini gölgeleyen bir serbest vuruş kullanma yorumu... Almeida’nın nedense hep sola kaçması... En çok gol atan ve hâlâ lider olanın yerden yere vurulması... Hızlanan takımın müthiş bir gol bulan adamının MR raporları... Hâlâ cevabı bulunamayan askerlik meselesi, hisse senedi mavrası, Alex’in karakteri, Quaresma’nın idrar sorunu... Bunlar atılan güzel gollerin ve oynanan birkaç dakikalık futbola benzer hareketlerin önünde yer alıyor ve bayılıyoruz bunları dinlemeye... Talebimize arz ediyorlar ise hata bizde değil mi?.. S-ÖZ: (Alfred Capus) Büyük adam olmana lüzum yok; sadece adam ol yeter... Yarın gece hepimiz Fenerbahçeliyiz. Kendisi için değil ülkenin torbasını düşünerek oynayacak oyuncu grubuna başarılar dilerim. Sıradan bir UEFA maçının ötesinde bir maç bu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT