BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir ekmek için saatlerce bekliyorlar

Bir ekmek için saatlerce bekliyorlar

Yardım malzemelerini ulaştırmak için gittiğimiz Suriye'de karşılaştığımız manzara korkunçtu!..



diziyazı-1 Adem Demir sıcak bölgeden yazıyor Markasını şoförünün bile hatırlamakta zorlandığı 1956 model TIR, bir tank gibi gürültü çıkartarak ağır ağır yol alıyor. Akçakale Sınır Kapısı’ndan hareket eden aracın yükü anlamlı. “Suriye İçin Bir Ekmek Bir Battaniye” kampanyasında toplanan yardımlarla alınan 50 ton un yüklenmiş. Bu tarihi ana şahitlik etmek için Ceylanpınar’dan tel örgütleri aşıp, kaçak yollarla Resulayn (Serıkaniye)’a geçiyorum. Burada beni bekleyen aracın yolcularına dâhil oluyorum. Suriye Nur Derneği Başkanı Dr. Mendi Davut ve ekibi, Türkiye’den gönderilen yardımları dağıtacak. SURİYE HALKININ YOKLUKLA İMTİHANI Savaş coğrafyasında zenginle fakir arasında hiçbir fark yok! Çatışmalar, kirli siyaset ve kış, halkı mahvetmiş. Kürtlerin yoğun olduğu bölgede, PKK'nın siyasî uzantısının yardımları engellemesi de buna eklenince perişanlık katlanıyor. Türkiye'yi kastedip, "Düşmandan gelen yardımı almayın" baskısı halkı hepten açlık ve sefaletin kucağına itiyor. Kürtlerin yaşadığı Resulayn, geçtiğimiz yıl çetin çatışmalara sahne oldu. Büyük kayıpların sonrasında Özgür Suriye Ordusu(ÖSO)’nun denetimine geçti. Şehir, ikiye bölünmüş durumda. Bir bölümü ÖSO’nun diğeri, Demokratik Birlik Partisi’nin denetimi altında. TIR, gecenin karanlığında yükün bir kısmı indiriyor. Yardım ikiye bölünüyor. ÖSO, tüm kapıları sonuna kadar açıyor. Halk Savunma Güçleri(YPG)’nin etki alanındaki bölgelerde ise ciddi zorluklar çıkartılıyor. Ancak, halk çok çaresiz. Mecburen kapıları açıyorlar. Resulayn içinden ilerledikçe manzara değişiyor. Kamışlı çıkışında PYD’nin yol kontrol noktaları göze çarpıyor. Zar zor çevirdiği direksiyona her asıldığında TIR şoförünün dudağından Arapça kelimeler dökülüyor: “Beşşar”, “Baas”, “Nizan”... El kol hareketleriyle ağır hakaretler ettiğini anlıyorum. Her yaklaştığımız kontrol noktasında aynı tavır ve aynı cümlelere şahit oluyorum. Dr. Mehdi, “Şoför, bunlar Esad’dan beter. Baas rejiminin bile bu kadar kontrol noktası yok” dediğini aktarıyor. Gerçekten hiç de haksız sayılmaz. Zira Resulayn ile Dırbesiye arasındaki 70 kilometrelik mesafede tam 18 yerde kontrol noktası yapılmış olduğunu öğreniyorum. Bunların bazılarında silahlı adamlar bazen duruyor bazen nöbet tutmuyorlar. Ancak 9 kontrol noktasından ellerinde silah bulunan 17 ile 29 yaşları arasındaki kişiler tüm araçları durdurarak kimlik soruyor, kafalarına eserse arabaları arıyor. Bazen de geçenlere büyük eziyetler veriyorlar. Yardım aracının durdurulmaması için yazılı geçiş izni alındığı halde, yine de her noktada durdurulup nereden gelip nereye gidileceği sorularına muhatap oluyoruz. Elimizdeki “geçiş belgesini” göstererek gece karanlığında Dırbesiye’ye vardığımızda yürek burkan tablo dikkati çekiyor. Türkiye’den bir kamyon unun ilçelerine geldiğini duyan her fakir, soluğu bulunduğumuz mekanın önünde alıyor. İzdiham ve “Burası savaş coğrafyası, zengin ile fakir arasında hiç fark yok. Zengin de un bulamıyor” tartışmaları sebebiyle yardım dağıtılamıyor. Bunun yerine aileler tespit edilip un çuvallarının kapılarının önüne bırakılması kararı alınıyor. Bölge insanları yaşadıklarını anlatıyorlar. Mart 2011’den beri devam eden çatışmalar halkın iflahını kesmiş durumda. İnsanlar açlık ve sefaletle karşı karşıya, çaresiz. İnanılması güç bir kıtlık yaşanıyor. Ağır kış şartlarına dayanmak ise imkânsız görünüyor. Kürt nüfusun yaşadığı Serıkaniye, Dırbesiyle, Amude, Kamışlı ve Derik’te birçok temel gıda maddesi bulunuyor. Bulunsa bile fiyatları ateş pahası. Ekmeğin üretilmesi bile başlı başına büyük bir problem. Tüp gaz, odun ve kömür yok. İnsanlar şimdiye kadar kışları hep elektrik veya tüple çalışan katalitik türü sobalarla ısınıyormuş. Ancak aylardır doğru dürüst elektrikleri yok. Günde birkaç saatliğine belli aralıklarla elektrik veriliyor. Benzin almış başını gitmiş. Bir litresi 350 Suriye lirası olmuş. Yani Türk lirasıyla değeri 7 lirayı aşmış durumda. Onun için de benzin, mazot ve rafine dahi edilmemiş akaryakıt pet şişelerin içinde yol kenarlarında ve çarşı pazarda satılıyor.İnsanlar yıllar önce “artık işimize yaramaz” diyerek depolarının bir köşesine attığı gazlı lambalarını çıkırmış, küf içindeki aletlerden medet umuyor. Esad'ın zulmünden tekneyle yurt dışına kaçarken boğulanların defnedildiği mezarlığı da ziyaret ettik. Özgür Suriye Ordusu ile Demokratik Birlik Partisi arasında kalan şehirlerde akaryakıt, altın kadar değerli.... FIRINLARI BİLE KONTROL ALTINA ALDILAR PKK’nın siyasi uzantısı gelen yardıma engel oluyor Türkiye’yi kast ederek ‘düşmandan gelen yardımları kabul etmeyin’ propagandası yapan Demokratik Birlik Partisi, halkı açlığa terk ediyor. Bölgedeki halk kıtlıkla imtihan ediliyor. Bu sıkıntının arkasında ise PKK’nın Suriye’deki siyasi uzantısı olan Demokratik Birlik Partisi’nin parmağı bulunuyor. PYD’liler, Türkiye’yi kast ederek ‘düşmandan gelen yardımları kabul etmeyin’ propagandası yapıyor. Hatta Türkiye’den yardım gelmesini isteyenleri tehdit ediyorlar. Bunun faturası da çok ağır şekilde halka yansımış durumda. Ekmek fırınları ve tüp satılan yerlerin önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Ekmek üretimi partililere bırakılmış ve bu konuda büyük bir adaletsizliğin yapıldığı görüşü dile getiriliyor. Günün her saati fırınların önü kalabalık. Saatlerce bekleyip boş evlerine gönderilen insanlar göze çarpıyor. Amude’de bir fırının önünde yanaşıyoruz. Kuyrukta bekleyenler isyan ediyor: “Siyasi partilerimiz ekmek üretimini sıraya koydu. Güya her gün bir parti ekmek üretip dağıtacaklardı. Ancak şimdi herkes kendi üyelerine öncelik tanıyor.” Yarın: BAHARIMIZ KIŞA DÖNMESİN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT