BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki çizgi arasında

İki çizgi arasında

Eskiden kırmızı çizgilerimiz vardı. Bu bir benzetmeydi, hassasiyetlerimizi anlatmak içindi vs.. ama ben bu çizgilerin nereden geçtiğinden çok kimin tarafından çizildiğini merak ederdim.



Eskiden kırmızı çizgilerimiz vardı. Bu bir benzetmeydi, hassasiyetlerimizi anlatmak içindi vs.. ama ben bu çizgilerin nereden geçtiğinden çok kimin tarafından çizildiğini merak ederdim. Kuzey Irak'ta kırmızı çizgimiz, eğitimde, Kıbrıs'ta, Kürt meselesinde, anayasada, medyada vs.. İnsan aciz.. Çizgileri kimin çizdiğini bilmeyince bir ulviyet atfediyor... Sonra değişen şartlar çizgileri sağa sola kaydırınca, yok sayınca aklı karışıyor. Aynı şekilde sıradan kavramların bazıları da bizim için önemliydi. Misal: Üniter deyince gözlerimiz dolardı, federal deyince yüzümüzü buruştururduk.. Peki niye, deyince boynumuzu bükerdik. Ne kırmızı çizgi kaldı ne de üniterliğe kutsiyet izafe edenler.. Artık kırmızı çizgilerimiz yerinden oynatılamaz beton bloklar gibi değil.. Lazer ışığı ile kedi oynatan veletler gibi sağa sola kaydırılabiliyor. Çizgiler esnek hale geldi ama bizim 100 yıllık alışkanlıklarımız var.. Öğretilmiş acizlik dedikleri hâl.. biz hâlâ (kamuoyu olarak) eski sınıra gelip duruyoruz. Kırmızı çizgiyle eskiden çizilen sınıra dayanınca aklımız da duruyor. ... Federasyonla üniter devlet arasındaki en büyük fark ne? Bazıları federal devletlere iyi gözle bakmaz. Üniter yapıları kutsallaştırır. Sebebini de çok rahat açıklayamazlar. Aman ağzından yel alsın misali parçalanma korkusunu ima ederler. Almanya federal bir cumhuriyet. Amerika öyle. Fransa öyle değil. Üniter yapı bir üstünlük ise buradan bakınca Fransa hangi vasıflarıyla yahut avantajlarıyla Almanya'dan üstün oluyor. Bu üstünlükte üniter yapılarının payı ne? Biz üniter bir devletiz. Fakat o kadar özel bir yapımız var ki. Anayasal kurumlarımızın her biri küçük bir devletçik gibi. Sanki içinde halk olmayan kurumsal bir federasyon. İç işlerinde serbest dış işlerinde yazılı olmayan federal kanunlara tabilermiş gibi bir halleri var. Şahsen benim için böyle davranmalarının bir sakıncası yoktur. Aleniyete dökmek kaydıyla.. Ben ille seçim olsun, birilerini seçelim derdinde de değilim. Zaten müdahil olamadığım konularda, müdahilmişim, benim kararımla oluyormuş gibi davranılması beni rahatsız ediyor. Ben, ben, ben, derken seçmeni ve kamuoyunu kastediyorum. Her şey göstermelikmiş gibi oluyor. Evcilik oyunu gibi. 23 Nisan merasimleri gibi.. 23 Nisanlarda okul çocukları koltuklara on dakikalığına oturur ya.. İlişkilerin çoğu göstermelikse.. kalan kısmı nasıl gerçek olacak. ... Mesela Sayıştay da bizim adımıza hesapları usulen denetleyecek. Usulen demişken absürt bir teklifim var. Herhangi bir sene, "bu sene denetim yok" deseler usulsüzlük artar mı azalır mı? ... Statüleri netleştirin iş bitsin. Örtülü nüfuz, örtülü yetki, örtülü sorumsuzluk olmasın. Kimin canı neyi istiyorsa onu kağıda dökün.. Biz onaylarız. Hiç tereddüt etmeyiz. Hangi anayasa taslağını getirdiniz de oy vermeyiz dedik.. ezici çoğunlukla onayladık.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT