BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Helalleşmek... Kim haklı, kim haksız!

Helalleşmek... Kim haklı, kim haksız!

Eski Sağlık Bakanı, Prof. Dr. Sayın Recep Akdağ ile şahsi tanışıklığım yoktur. Ama onun ülke sağlığına yaptığı büyük hizmetlerin, en azından bir vatandaş olarak çok iyi farkındayım. Diğer vatandaşlar gibi...



Eski Sağlık Bakanı, Prof. Dr. Sayın Recep Akdağ ile şahsi tanışıklığım yoktur. Ama onun ülke sağlığına yaptığı büyük hizmetlerin, en azından bir vatandaş olarak çok iyi farkındayım. Diğer vatandaşlar gibi... Sayın Akdağ, görevi Sayın Müezzinoğlu’na devrederken, doktorlardan da helallik istemiş. Bunun üzerine İzmir Tabip Odası da internet sitesi üzerinden bir anket düzenlemiş. İ. T. Odası Genel Sekreteri Mete Güzelant’ın verdiği bilgiye göre, bu ankete katılan 3 bin 826 doktorun yüzde 89’u hakkını helal etmemiş. Sadece yüzde 11’i hakkımız helal olsun demiş... Burada helalleşme mefhumunun, maddi ve manevi izahına uzun boylu giremeyeceğiz. Hak nedir? Kul hakkına riayet nasıl olur? Helalleşmenin dünyevi ve uhrevi neticeleri nedir? Vs. Bunlar ilgili kitaplarda ayrıntılı olarak izah edilmiştir. Bizim bugün üzerinde duracağımız husus, Tabipler Odası’nın anketi ve sonuçları olacak. Anket deyince hemen şunu hatırladım: Daha önce yapılan sayısız anket ve kamuoyu araştırmasında, Kabine içinde çalışma ve hizmetleri itibariyle en yüksek notu alan bakanların başında Recep Akdağ geliyordu. Son güne kadar da hep böyle idi. Bu, umumi efkârın, yani halkın, yani vatandaşların kanaatini ortaya koyuyordu... Ancak anlaşılan tabiplerin, daha doğrusu İzmir Odasına bağlı tabiplerin görüşü çok farklıymış. Mamafih, bugüne kadar sadece İzmir değil, hemen bütün tabip odalarının ve birliklerinin yaklaşımı, halkın duruşundan pek farklı olmuştur... Neyse, bu ayrı bir konu! Biz yine ankete dönelim. Mete Güzelant’ın açıklamasına göre, doktorlar şu sebeplerden ötürü Akdağ ile helalleşmemişler: “Hekimlik mesleğini değersizleştirmek, hekimlik onurunu ayaklar altına almak, halkı hekimlere karşı kışkırtarak, saldırılara ve şiddet ortamına açık hale getirmek, atama kısıtlamaları, ağır iş yükü, nöbet ve çalışma saatleri... Muayenehane, tıp ve dal merkezleri ve polikliniklere karşı neredeyse terör boyutuna varan baskılar yapmak” vs. vs... Suçlama ve ithamlar devam ediyor. Önemli makamlarda bulunan ve yoğun icraat yapan insanların, bazen yanlışa düşmeleri kaçınılmazdır. Hiç kimseyi peşinen, her türlü hatadan ari kabul etmek mümkün değildir, doğru da değildir. Elbette, bugüne kadar görülmemiş boyutta bir değişim ve dönüşüme imza atan, Sayın Akdağ’ın bu türden uygulamaları olmuş olabilir... Ama kendisi de bir hekim ve akademisyen olan Recep Akdağ, neden hekimlik mesleğini değersizleştirsin, hekimlik onurunu ayaklar altına alsın? Böyle bir şey olabilir mi? Belli ki, burada işin içine duygusallık karışıyor. Böyle olunca, insanoğlu bazen sevgide de, yergide de ölçüyü kaçırabiliyor. Kendi menfaatine azıcık bir dokunma karşısında, feveran eden kimi tabipler, acaba kantarın topuzunu fazlaca kaçırdıklarını hiç düşünmezler mi? Yani hak ararken, haksız duruma düşmek!.. Kim, kimden alacaklı? Bazen kendini haklı görenler, pekâla haksız da olabilirler. Helalleşmek her halükârda iyi bir şeydir. Zaten Recep Akdağ’ın helallik istemesinin temelinde de bu yatmaktadır. Sen haklısın demek, büyük erdemdir. Bazı hesapları öbür dünyaya bırakmamak çok önemli... Bu konuda, İmam-ı A’zam hazretlerinin ibretamiz bir menkıbesi var. Ama yerim kalmadı!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT