BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2015’te TÜSİAD Başkanı olmak istiyorum

2015’te TÜSİAD Başkanı olmak istiyorum

Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi iş adamı Ethem Sancak, 2015'te TÜSİAD'ın başına geçmeyi hedefliyor. Arzuhan Yalçındağ'ın ilk döneminde 2 sene TÜSİAD'da görev yapan Sancak, "TÜSİAD'ın üyelerinin özgür iradesini sınayacağım" diyor.



Röportaj Fatih Vural Ethem Sancak, Türkiye’deki ilaç sektöründe önemli bir pazar payına sahip Hedef Alliance’ın sahibi. Kamuoyunun büyük bölümü ise onun adını Star gazetesini satın alması ve 24 TV’yi kurmasının ardından duydu. Ekim 2010’da medyadan çekilen Sancak’la, o süreçteki medya patronluğunu, yaşadığı ideolojik dönüşümü, dostu olarak gördüğü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkisini ve bir sermayedar olarak durduğu yeri konuştuk. > Hakkınızda en çok merak edilen şeylerden biri de, siyasi geçmişiniz… Ben Dev-Genç ve Aydınlık süreciyle politize oldum. 1980 İhtilali’yle ve öğrencilikle beraber sona eren bir dönemdi. > O dönemde hapis yattınız mı? Yatmadım; ama hapisten beter gözaltılar yaşadım. 12 Eylül 1980’de askerdim. Ondan önce Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin Merkez Komitesi üyesiydim. Askere gittiğim için istifa ettim. Darbe olunca, Merkez Komitesi 10 yıl hapis yedi. Tesadüfler beni hapse girmekten alıkoydu. 1980’de bu yapılar dağıtılınca, o sırada bir arkadaşımla ecza deposu kurdum. 5-6 yıl içinde de toplam ilaç sektörünün yüzde 40’ı üzerimizden geçmeye başladı. Sanatla, kültürle, yazma-çizmeyle uğraştığım için, iş ilişkimin de olduğu Nejat Eczacıbaşı bana ayrı bir değer veriyordu. İtalya’nın Medici Ailesi gibi, Eczacıbaşı’nı da Türkiye’nin ilk burjuva ailesi görüyordum. > Maoculuk zamanlarınızda burjuva düşmanlığınız var mıydı? Yoktu. Solun ve sosyalistlerin esasında bir burjuva düşmanlığı yoktur. Tam tersine Marxistler tarafından burjuva, özellikle Avrupa’nın devrimci burjuva dönemi çok yüceltilir. Marx’ın burjuvaya gösterdiği saygı ve sempatiyi, bugün “Ben Marksist’im” diyen adamlar algılamıyor. Bizimkiler köylü Marxistleri, köylü sosyalistleri! > TESEV’le nasıl tanıştınız? Bir gün Bülent Tanör, “Babamdan kalma Konferans Heyeti’yle Boğaziçi Vakfı’nı birleştirip TESEV’i kuracağız” dedi. Bir arama konferansı yapılıyordu. “Sen de katılır mısın?” dedi. > O sırada TÜSİAD’da da Demokratikleşme Raporu gibi ciddi çıkışlar var… Onu hazırlayan benim arkadaşımdı, rahmetli Bülent Tanör. Bülent eski Mao’cudur. > Aynı zamanda bir Kemalist… Maocuların önemli bölümü Mustafa Kemal’e düşkündür. Mustafa Kemal’i Çin’in Milli Demokratik Devrimi lideri Sun Yat Sen’e benzetirler. Çin’in Mustafa Kemal’i diyorlar zaten. Bülent de o manada Milli Demokratik Devrimci bir adamdı. Ben onu Türkiye İşçi Köylü Partisi’nde Bilim Kurulu’nda yöneticilik yaptığım yıllarda, o asistanken tanıdım. Anayasa konusunda Türkiye’nin en iyi uzmanlarındandı. O sırada ben de TÜSİAD üyesiydim. Bülent Eczacıbaşı’nın önerisiyle girmiştim. İSLAM TARİHİNİ OKUDUKÇA GERÇEĞİMİZİ BULDUM İş adamı Ethem Sancak, 20 yıldır yaşamakta olduğu ideolojik değişimi, iş dünyasını ve medya serüvenini anlattı. Ethem Sancak,"Sosyalizmin çöküşü ile birlikte İslamiyeti incelemeye başladım. İslam tarihini okudukça, kendi gerçeğimizi bulduğumu anladım. 40 yıldır bir boşluk içinde yaşamışız. Artık bundan sonra hayırlı işler yapmaya çalışıyorum" diyor... Ethem Sancak: İstifa et diye baskı yaptılar TÜSİAD beni kaldıramayınca tek değiştirilen üye ben oldum Demokratikleşme Raporu sırasında nasıl bir hava gözlemlediniz? Tam demokratikleşme için askeri vesayetin, sivil siyaset üzerindeki etkinliğinin kırılmasını öngören bir rapordu, o. TÜSİAD cesaret edip bunu dillendiremezdi. Yıllarca darbelerle iyi geçinmiş, yol açtığı sonuçlardan yararlanmış insanların oluşturduğu bir yapının “Askeri vesayete son” gibi radikal bir çıkışa sahip olması düşünülemezdi. TÜSİAD o dönüşüme hazır değildi ve raporu reddetti. Ben Arzuhan Yalçındağ’ın ilk döneminde 2 sene TÜSİAD’da görev yaptım. Yüksek sesle konuştuğum için, ikinci 2 yılda tek değiştirilen üye bendim. Söylediler de bana “İstifa et” diye. “Ben istifa etmem” dedim. > Nerede çatışma çıkıyordu? Bir sürü yerde! Hükümetle ilişkilerde, ülkenin demokratikleşme probleminin tartışılmasında, başkanlık sisteminde, Kürt meselesinde… > Başbakana yakın olmanızın bedeli olarak gördünüz mü bu dışlanmayı? Öyle yorumlanabilir. Ama şimdi çoğu, Başbakana benden daha yakın! İçinde bulunduğum için bilirim TÜSİAD’ı. Hep eleştirirler ya Parlamento’yu, “Lider sultası var” diye. Esas lider sultası,TÜSİAD’dadır. Her şeye eski başkanlardan oluşan Konsey karar verir. Yönetim Kurulu’nu da Konsey belirler, üyeler belirlemez! Bunu da demokrasiyle bağdaştırırlar. O listelerin TÜSİAD tarihinde delindiği görülmemiştir. İşin enteresan tarafı, başkan da kendi yönetim kurulunu belirlemiyor. O da dayatılıyor, “Sen gel, bu gruba başkanlık et” diye. Ben iki yıl boyunca, başkanlık sistemini savunduğum için TÜSİAD yönetimiyle kavgalar verdim! Onlarsa bunu Latin Amerika diktatörlüğü olarak görüyorlardı. Şimdi sorsan, çoğu hidayete erdi ve “Başkanım” demeye başladı bile! >Size göre başkanlık sistemine dair düşüncelerinde neden çark ettiler? Ayak oyunuyla, Tayyip Erdoğan’dan kurtulamayacaklarını da anladılar. Güvendikleri ordu, yargı, basın gibi vesayet kurumlarının da Parlamento’ya güçlerinin yetmediğini anladılar. Sermayenin kontrolü elitlerde değil > AK Parti’yi iktidar olarak kabullendikleri yer neresiydi? Referandumda iş bitti. Vesayetin beli kırıldı. Burjuvazi aklını başına aldı ve “Yaşayabilmem, daha çok para kazanabilmem için Tayyip Erdoğan’ın altını artık oymamalıyım. Biz vurdukça güçleniyor” dedi. Demokrasiyle beraber, sermaye daha çok üretmeye başlıyor. 1789’da Fransız burjuvaları neden ‘Eşitlik, kardeşlik, özgürlük’ dediler? Çünkü o söylem, pazarın büyümesine yol açıyordu. 2000 yılında milli gelirimiz neydi? 200 milyar dolar. Son 10 yıllık demokrasi denemelerinin sonucunda 1 trilyon dolara yanaştı. O 200 milyar doların 150 milyar dolarına da 10 aile hükmediyordu. Bu 10 ailenin pazar içindeki görece oranları yüzde 80’lerden yüzde 20’lere düştü. Sermayenin kontrolü, elitlerin elinden çıktı. Daha düne kadar TÜSİAD’a üye olmanız için yazılmış şartlar dışında başka şartlar da vardı. > Neydi o şartlar? Eğer şarap içmiyor idiyseniz, eğer namaz kılıyor idiyseniz… > Peki sizi nasıl üye yaptılar? Ben onlardan geliyordum. 2000 yılına kadar onların sofralarının en önemli adamıydım ben! Marksist bir gelenekten gelmenin yanı sıra o zaman içki de içiyordum, Kemalist’tim. ETHEM SANCAK: Star’ı hükümete destek için aldık > Ethem Sancak’ın değişimi ne zaman başladı? O bir süreç. Ama Rusya’da sosyalizmin çöküşü, Çin’deki despotikleşme ile beraber şüpheler başladı ve İslam’ı incelemeye başladım. Ağırlıklı olarak son 20 yıldır İslam tarihini okuyorum. Sosyalizmin ütopikliği yönünde kafam karıştıkça, kendi gerçeğimize dönmeye başladım. > Tayyip Bey’le tanışmanız? 2001 yılında, Siirt seçimleri dolayısıyla tanıştık. Kendimce aradığım bir adam vardı. Ama şunu da biliyorum: 100 yılda bir Türkiye’ye büyük bir adam geliyor. Tayyip Bey’i tanıdıkça, bu dönemde de onun çıktığına inanmaya başladım. Karakter yapısını, derinliğini algıladıkça o emareleri görmeye başladım. Ben onu arkadaşım olarak görüyorum. > Star’ı bu sebeple mi aldınız? Tayyip Bey köşeye sıkıştırılmıştı, parti kapatma davaları, 367 kararı vs. Basın tek sesli, onu boğmaya çalışıyor. Hasan Doğan’la “Onun için ne yapabiliriz?” diye konuştuk. Dedik ki, “Basın alanında tek sesliliği kıralım.” > Tayyip Bey’e danıştınız mı? Danışmaya gerek yoktu ki! TMSF’de satılıyordu Star. 8.5 milyon dolara aldık. Sonra TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, “Arkadaşları aldı” demesinler diye, fiyatı 10 milyon dolara çekti. Çok zarar ettik tabii. Sonra Star’ı büyüttük. Gazetenin yetmediğini anladık. İtibarsızlaşmış da bir gazeteydi. 24 televizyonunu kurduk. Ben tamamen ideallerim için, ona daha iyi hizmet edebilmek için girmiştim o işe. İLK 20 ZENGİNDEN BİRİYDİM ŞİMDİ SON 20’DEYİM! Neden sattınız peki? E bitti görevim. Zaman zaman gazeteciler soruyorlar, “Tayyip Erdoğan’la yakın olmak ne gibi bir ikbal getirdi?” Yahu ne ikbal getirecek? Ben onunla tanışmadan önce Forbes dergisinde ilk 20’deydim. Şimdi son 20’ye düştüm. Neden düştünüz? Ona zarar gelmesin diye devletle hiçbir ihaleye girmiyorum. Tayyip Bey’den bugüne kadar bir şey istediniz mi? Hayır. Öyle bir ilişki yok aramızda. Ha bana, “Sen para kazanan bir iş adamısın. Çevrene ve ülkene yardım et. Cami, okul, hastane yap. Öldüğün zaman bir şey götürmeyeceksin” diyor. Haklı! 40 yıl isyan etmişiz Allah’a! Şimdi kalmış önümüzde 10-15 yıl, hiç olmazsa bunu iyi değerlendirelim ki öbür tarafa sermaye olsun. Bir sermayedar olarak fazla mı cesursunuz? Ben sermayedarlığımı hiç hatırlamadım. İşlerinizin zarar göreceği endişesi taşımadınız mı? Yok, hayır. TÜSİAD Başkanı olmak istiyorum > Neden TÜSİAD’a üye oldunuz? Ben büyümüştüm. Türkiye’nin 17. büyük şirketiydim. Beni oraya Bülent Eczacıbaşı önerdi. Arzuhan Yalçındağ seçilirken, Ferit Şahenk aradı beni. Arzuhan’ın kocasını da çok severim. “Arzuhan’ı yalnız bırakmayın” dedi, biz de Ferit’le birlikte yönetimde yer aldık. Ama benim sivri dilime dayanamayıp, iki yıl sonra dışarı çıkardılar. 2015 yılında Allah izin verirse, Konsey’in adayına karşı olarak üyelerin adayı olarak çıkacağım, TÜSİAD’da. > Nasıl yani? TÜSİAD’ın üyelerinin özgür iradesini sınayacağım. Bülent, “Sen aday olursan zaten seni aday olarak gösteririz” diyor. Ben de, “Ben sizin adayınız olarak çıkmam” diyorum. TÜSİAD’ı test edeceğim. Bakalım üyeler, Konsey’in dayattığı yönetim anlayışından memnunlar mı değiller mi?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106825
    % -0.03
  • 3.5168
    % -0.27
  • 4.1281
    % 0.04
  • 4.5311
    % -0.04
  • 145.254
    % 0.12
 
 
 
 
 
KAPAT