BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Afrika’dan geliyorum -2-

Afrika’dan geliyorum -2-

Yatağa girdim ama uyumak ne mümkün. Bülbül şakımaları insanı alıp, başka dünyalara götürüyor. Gece yarısı yağmur başladı. Çadıra vuran yağmur taneleri, öyle ahenkli ki insanın beyni ister istemez oynamaya başlıyor.



Ormanda bir gece O gün safari turunu tamamladım ve akşam üzeri otele döndüm. Temiz havada acıkmış ve ciple hayvanların peşinde koştururken yorulmuştum. Şoförümüz Lucas, cipin üstünde sallandığımı görünce, “Sana aerobik yaptırıyorum” diye şaka yapınca ikimiz birden kahkahayı bastık. Kichwa Tembo bölgesinde ve İngilizlerin işlettiği Bateleur Kampı’na dönüşüm muhteşem oldu! Bu muhteşemlik benim yorgun argınlığımdan değil, töreni andıran karşılamadan kaynaklanıyordu. Yerlilerin hizmet verdiği kampta, her şey tabii güzelliği bozmadan düzenlenmiş. Ormanların derinliklerindeki kampta insan elbette ki kendini evinde hissetmiyor ama evindeki rahatı buluyor. Bungalov ve çadır karışımı odalardan meydana gelen kampta her şey çok güzeldi. Jambo Kampa sabahleyin gelmiş, ama safariye gittiğim için etrafla fazla ilgilenememiştim. Safari dönüşü bizi kampın yöneticisi Katherine ve Brett karşıladı. Bir de yanlarında beyaz dişleri parlayan yerli vardı. Adı: Wili. İki gün kaldığımız kampın tadını Wili ile çıkardık. “Merhaba”laştığımız İngiliz ve yerlilerle hemen kaynaştık. “Hello”nun karşılığının yerli dilinde, “Jambo” olduğunu öğreten Wili ile işi ilerlettik. Hem bol bol güldük, hem de eğlendik. Wili beni odama götürdü ve neyin nerede olduğunu gösterdikten sonra, “Önce bir kahve içmek istersiniz herhalde?” dedi. Benim yorgunluktan kıpırdayacak halim yok. “Teşekkür ederim” diyerek başımdan savmak istedim. Wili o beyaz dişlerini göstere göstere, “Kahvenizi buraya getireceğim” dedi. Israra dayanamayıp, “Okey” dedim. Ben duş aldım ve giyindim. Elinde kahve servisi Wili geldi. Balkona çıkıp, kahvemi yudumladım. Otel sayılmaz Kaldığımız kamptaki odaların her birisi ağaçların arasına serpilmiş. Bungalov desen değil, çadır desen o da değil. Tabii güzellikleri bozmadan ikisinin arası kırma bir oda yapmışlar. Elektrik var ama mumları kullanmak insana daha naturel geliyor. Zaten ampulleri muma benzetmiş, parlak olmayan, ölü ışık saçmasını temin etmişler. Odanın baştarafında taştan bir duvar yükseliyor. Sağında tuvalet, solunda banyo. Yer ise taş parkelerle kaplı. Banyo-tuvalet arasına lavaboyu yerleştirmişler ve üstü çadırla kaplı. Pencerelere ise cam yerine sineklik gerilmiş. Taş parkenin bittiği yerde oda ahşap parkelerle devâm ediyor. Ahşap parkenin üzerinde ise yine ahşaptan kocaman bir karyola duruyor. Üzerindeki yerli dokuma pike ve çarşaflar mis gibi kokuyor. Battaniyenin altına bir de sıcak su torbası yerleştirilmiş. Ilık suyla yatak sıcacık olmuş. Üstü yine çadır bezinin devâmıyla örtülü ve koca koca pencereler sineklik teliyle kaplı. İçerden dışarıya bakınca, tabiatı olduğu gibi görmek mümkün. Yemeğimi yiyip, odama döndüğümde bülbüller ötüyordu. Yerliler bülbüle “Yellow Bulbul” diyorlar. Bunu da Wili öğretti. Yatmak mümkün değil Yatağa girdim ama uyumak ne mümkün. Bülbül şakımaları insanı alıp, başka dünyalara götürüyor. Gece 12’den sonra yağmur başladı. Pıtır pıtır çadıra vuran yağmur taneleri, öyle ahenkli bir müzik ortaya çıkarıyor ki insanın beyni ister istemez oynamaya başlıyor! Eşimi, çocuklarımı, sevdiklerimi düşündükçe uyku gitti, gözüm açıldı. Bir ara dalmışım. Bir saat kadar sonra uyandım. Sabahın 6’sına doğru serçeler ötmeye başladı. Wili, elinde kahve servisi yine gülerek kapıya geldi. “Good morning Mr. Sezer” dedi. Ben ise “Jambo” diye karşılık verdim. Ardından da “My friend” dedim. Wili’nin ağzı kulaklarına varıyordu. Kenya’daki yerliler, sıcak kanlı olduğu gibi beyazları da seviyor. Hele hele onlara biraz iyi davrandın mı, senin için canlarını veriyorlar. Wili’nin canını istemedim ama samimi hizmetinden dolayı çok keyif aldım. Sabah turu Wili evli ve iki çocuk babası. Kampa yakın bir kabileden. Akşam evine gidiyor, sabah erkenden de kampa geliyor. Wili ile şakalaşırken Lucas geldi. Lukas, Lu Lu Lu kabilesinden. Uzun boylu ve dalyan gibi. Bizim şoförlüğümüzü yapıyor. Ormanı ve hayvanları çok iyi tanıyor. Hangi hayvanın hangi saatte çıktığını, nerede bulunduğunu iyi biliyor. Sabah serinliğinde Lucas ile battaniyelere sarındık ve yola çıktık. Devam edecek
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT