BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs gerçeği

Kıbrıs gerçeği

Son günlerde Kıbrıs’ta meydana gelen olaylar, kimseyi şaşırtmamalı. Malum; Kıbrıs Türkiye’nin çok küçük bir modeli. Topu topu 180 bin nüfuslu bir ülke.



Son günlerde Kıbrıs’ta meydana gelen olaylar, kimseyi şaşırtmamalı. Malum; Kıbrıs Türkiye’nin çok küçük bir modeli. Topu topu 180 bin nüfuslu bir ülke. Türkiye’deki bir ilçenin, bir devlette bulunması gereken bütün kurum ve kuruluşlarla ve bir devlet olarak yapılanmasını düşünün... İşte Kıbrıs bu.. Evet; Kıbrıs bu ama, bu devletin ne tanıyanı var ne de kendine yeterli ekonomisi. Böyle olunca da, ister istemez her şeyi ile Türkiye’ye bağımlı. 1974’teki Harekat’tan sonra hem Türkiye’nin ve hem de Kıbrıs’ın başına gelmedik felaket kalmamıştır. Bu durum, Kıbrıs’ı bazılarına göre, Türkiye’ye bir kambur olarak göstermekte ve; ‘...Artık yeter! Bu işe bir çözüm bulunsun! Ama öyle, ama böyle bu işe mutlaka bir çözüm bulunmalı!’ dedirtmektedir. Küçümsenmeyecek sayıda olan bu tür düşünce sahipleri her gün daha da artmaktadır. Bir kısım düşünce sahipleri ise, Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de sabit bir uçak gemisi olarak görmekte ve bu stratejik konumu itibariyle; mevcut statüko da olsa, Kıbrıs’tan asla taviz verilemeyeceği görüşünde. İnsan, ister istemez düşünüyor: Tek kutuplu kalan dünyamızda ABD acaba ne diyor? Daha açık bir ifadeyle ABD, Kıbrıs konusunda söylediklerinde ve yapılmasını istediklerinde samimi mi? Yani ABD, Kıbrıs’ın ve hatta Türkiye’nin AB’ye girmesini gerçekten istiyor mu? İç siyasetimizde moda tabiriyle içine sindirebiliyor mu? Yunanistan AB’ye girdikten sonra ABD, Balkanlara yerleşti. Doğu Avrupa’yı AB’nin ve hele Almanya’nın güdümüne bırakmayan ABD, Kıbrıs’tan ve hele Türkiye’den vazgeçebilir mi? Kıbrıs ki, İsrail’in ve Orta Doğu’nun güvenliği ile son derece ilintili ve önemli. Ya Türkiye? Bize öyle geliyor ki, birileri tavşana kaç tazıya tut oyununu gayet mahirane bir şekilde tatbik mevkiine koyuyor ve bizim de gözümüzün içine baka baka ‘Yerseniz!’ diyor! Peki, bu arada biz ne yaptık ve ne yapıyoruz? Dünyadan tecrit olan Kıbrıs’a sahip çıkabildik mi? On senede emekliye sevkettiğimiz Kıbrıs halkını maaşa bağlayarak tembelliğe ittik. Türkiye’den gönderdiğimiz magandalarla Türk’ü ve Türkiye’yi ‘İstemezük!’ ilan ettik. Yetmedi; Kıbrıs’ı tanıyan ve tanımaya hazırlanan devletlere, ‘Aman ha!’ diyerek vazgeçirdik. Ekonominin kurallarını işletmek yerine, Türkiye’den devamlı suretle hazır para pompaladık. Bu halin gitmeyeceğini, gitmemesi gerektiğini biliyorduk ama.. Türkiye’deki kumarhaneleri yasaklayıp Kıbrıs’a taşıdık! Doğu Blokunun nataşalarının, ellerinden kimliklerini alarak, dansçı kızlar diyerek, resmen ve alenen fuhuş yapmalarını salık verdik! Ve Kıbrıs ekonomisini, bu ikisi (kumar ve fuhuş) üzerine kurduk! Bu ekonominin yaşayabileceğini düşündük. İyi ki, banka krizi patlak verdi. Yoksa, Kıbrıs’ı güllük gülistanlık zannetmeye devam edecektik! Bizim uyanıklığımız yalnızca kendimize geçiyor. Türkiye’de içi boşaltılarak batırılan bir bankamız, bununla yetinmemiş olacak ki, soluğu Kıbrıs’ta alıyor! Ve, Kıbrıs’ta da içleri boşaltılarak iflas ettirilen onlarca banka ve binlerce bankazede... Kıbrıs’taki Başbakan da güvence veriyor; batan paralarınız devlet garantisinde diyor. Kimin parasını kime veriyorsun? Hani teminatların? Dedik ya; bizim gücümüz ve uyanıklığımız ancak kendimize yetiyor. Tabii, kendi ellerimizle arayıp da bulduğumuz idarecilerimiz sayesinde!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT