BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fâtımatüz Zehr⠓radıyallahü anha” -2-

Fâtımatüz Zehr⠓radıyallahü anha” -2-

Bir hadisi şerifte Allah’ın sevgilisi, Buyurdu; (Ben öyle bir ağaca benzerim ki, Fâtıma onun kökü, Ali’yse gövdesidir, Hasan ve Hüseyin de, onun meyveleridir.)



O günden sonra... Bir hadisi şerifte Allah’ın sevgilisi, Buyurdu; (Ben öyle bir ağaca benzerim ki, Fâtıma onun kökü, Ali’yse gövdesidir, Hasan ve Hüseyin de, onun meyveleridir.) O Server sağ dizine, aldı bir gün Hüseyni, Oturttu soluna da, evladı İbrahim’i. O anda geldi Cibril, dedi: (Yâ Resulallah, Bunlardan birisini, alacak senden Allah. Lâkin sana bıraktı, seç bunlardan birini, Ki Allah pek yakında, alacak ötekini.) Buyurdu ki; (Hüseyin vefat ederse eğer, Ali ve Fatıma da, buna çok üzülürler. İbrahim ölür ise, benim çok yanar içim, Onlar üzülmesin de, ben yanayım kardeşim.) Allah’ın Sevgilisi, böyle buyurduğundan, Üç gün sonra İbrahim, göç etti bu dünyadan. Bir gün hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin’le, Güreş tutuyorlardı, çocukluk günlerinde. Resulullah Hasan’ı teşvik buyuruyordu, Fâtıma merak edip, Resul’e bunu sordu. Dedi ki; (Babacığım, Hasan’ı tutarsın hep, Böyle davranmanızın, sebebi nedir acep? Hasan, daha büyüktür Hüseyin’den halbuki, Küçüğe yardım etmek, münasip değil mi ki?) Buyurdu ki; (Ey kızım, doğrudur söylediğin, Ve lâkin Cebrailden, yardım görür Hüseyin.) Bir gün namaz kılardı, O Server Beytullahta, Ebû Cehil kâfiri de bulunurdu orada. O sırada bir kimse, bir deve işkembesi, Oraya bırakarak, geri gitti kendisi. Ebu Cehil, eliyle o şeyi göstererek, Kendi yandaşlarına şöyle dedi gülerek: (Şu kanlı işkembeyi, kim alıp da o yerden, Koyar başı üstüne Muhammed secdedeyken?) Ukbe bin Ebî Muayt adında şer bir kişi, Utanmadan, maâlesef gidip yaptı bu işi. Bir müddet kalkamadı Resulullah secdeden, Onlar ise öyle çok zevk aldı ki bu şeyden, Kahkahalar atarak, bir hayli gülüştüler, Öyle ki birbirleri üzerine düştüler. Birisi, Fâtıma’ya haber verdi o ara, O, gelip o pis şeyi alıp attı kenara. Fâtımatüz Zehrâyı O Server bir gün yine, Görmüş ve üzülmüştü, aç ve zayıf haline. Buyurdu ki; (Yâ Rabbi, ey açları doyuran, Kızım Fatımayı da, aç koyma hiçbir zaman) O anda Fâtımanın can geldi bedenine, Ve hiç açlık çekmedi, o günden sonra yine.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT