BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Farklı bir dünya Avustralya

Farklı bir dünya Avustralya

Uzun yıllardan beri; tozun, çamurun, zifosun, su birikintisinin, pisliğin, çirkinliğin ne demek olduğunu görmemiş olan Avustralyalılar, 2000 yılında dünyanın en gelişmiş, en müreffeh ülkelerinden biri olmanın gururunu yaşıyor.



Avustralya, insanı büyüleyen bir ülke. Yeşiliyle, mavisiyle temizliği, sessizliği ve bitmez-tükenmez güzellikleriyle çok farklı bir diyar. Şehirlerin şiirleştiğini Avustralya’da gördüm. Geniş-temiz sokakların, caddelerin etrafında bağdaş kurup oturan evler, tesbih taneleri gibi hep bir boyda. İnsanlar, umumiyetle tek katlı rahat evlerde yaşıyorlar. Bahçesiz, çiçeksiz, çimensiz, ağaçsız, saksısız bir ev görmek imkânsız. İki katlı, üç katlı evler, şehirlerin zengin bölgelerinde. Peki ya iş merkezleri, ya ticaret dünyaları? Onlar da bir tesbihin imamesi gibi farklı. 20 katlı, 30 katlı, 40 katlı iş merkezleri, sanki daha yeni inşa edilmişler, yeni yıkanmış, süslenmiş gibi pırıl pırıl. Caddeler, kaldırımlar, parklar, mağazalar, otomobiller, tramvaylar, havuzlar, tuvaletler, insanlar tertemiz. Avustralyalılar herhalde uzun yıllardan beri; tozun, çamurun, zifosun, su birikintisinin, pisliğin, çirkinliğin ne demek olduğunu hiç düşünmemişler, görmemişler, duymamışlardır. Avustralya, Türkiye’ye 20 bin km. uzaklıkta bir ada. Yüzölçümü 7 milyon 600 bin km2. Türkiye’den 10 misli daha büyük bir kıta. Nüfusu ise sadece: 18 milyon 300 bin. Ülkenin kuzeyinden güneyine inmek için 3 bin 700 kilometrelik bir yoldan geçmek lâzım. Doğu ve batı sahilleri arasındaki mesafe ise 4 bin kilometre Avustralya’ya 450 kişilik bir uçakla 26 saatlik bir yolculuktan sonra ulaştık. Bu sürenin 24 saati hep gökyüzünde geçti. Doğrusu uzun ve zor bir yolculuk oldu. 21 gün kaldım ve 6 bin kilometreden fazla yol yaptık. Ama arabamızın başını, ülkenin merkezine doğru katiyyen çevirmedik. Çünkü Avustralya’nın iç tarafları, tamamen çöllerle kaplı. En azından bin kilometrelik Cehennemî bir çöl yolculuğuna kolay kolay kim katlanabilir ki? Ülkenin bütün kıyı şeridinde çok geniş bir alana yayılan tropik ormanlar, merkeze doğru ilerledikçe, bitmez tükenmez çöl dünyası karşısında çivilenip kalıyorlar. Cıvıl cıvıl ve serin bir orman okyanusu yanında, ağızsız-dilsiz bir çöl çirkinliği. Bir tarafta 25 derecelik bir sabah serinliği, öte tarafta 53 derecelik boğucu bir hamam sıcaklığı... Avusturalya’da orman ve çöl, yeşil ve boz bazan yanyana! 2000 yılında, Avustralya, dünyanın en gelişmiş, en müreffeh ülkelerinden biri olmakla mağrur. Avustralya devlet ambleminin bir tarafında kanguru, öbür tarafında da bir deve kuşu var. Kanguru ve deve kuşu, canlılar arasında kat’iyyen geriye doğru sıçramayan, yürümeyen, hep ileriye doğru atılan iki hayvan. Nitekim Avustralya milli marşı da “ilerle Avustralya!” diye başlıyor. Eğitime önem veriliyor Avustralya, zenginliğini ve medenî vasfını...ilme, tekniğe, sanata verdiği büyük önemle sağlamış. Ülkedeki mecburî eğitim süresi 12 yıl. Katolikler 1600 özel okul açmışlar. 2 yüz civarında da Analikan okulu faaliyette! Katolikler, ayrıca 6 özel üniversite de kurmuşlar. Devlet, özel okul yapılmasını teşvik ediyor. Ülkedeki 3 milyon öğrencinin 2 milyonu devlet okullarına 1 milyonu ise özel okullara kayıtlı. Yüksek tahsil için, yabancı ülkelerden Avustralya’ya gelen öğrenci saysı 140 bin. Dikkat çeken bir husus da; Avustralya’da araştırma-geliştirme alanında çalışan kişilerin sayısı 86 bin. Federal devlet bu ilim adamlarının ve teknik elemanların çalışmalarını desteklemek için yılda 2 milyar dolarlık bir yardımda bulunuyor. Ülkede işsizlik sigortası var. Devlet sağlık hizmetlerini, günün 24 saatinde 5 bin Sağlık Bakım Kliniği’yle yürütüyor. Evlerin % 99’u, iki televizyonlu. 18 milyon nüfusun 2.5 milyonu internete bağlı. 18 milyon Avustralyalının 11 milyon arabası var. Devlet yollarının uzunluğu 800 bin km. Yollar, şehirleri birbirine bazen 2, bazen 4, bazen 6 şeritle bağlıyorlar. Yollar Avustralya’da insanı hep büyük bir huzurla yeşilliklere, maviliklere, güzelliklere ulaştırıyorlar. Ülkede toplu taşımacılık yok gibi. Binlerce kuşun, gökyüzünden sessiz-sedasız sağılması ne ise binlerce otomobilin çok güzel yollardan süzülerek gitmesi de işte o! 2000 yılında, ülkenin sadece turizmden elde edeceği gelirin 20 milyar dolar olacağı söylenirken bu rakamın, 2006’da 34 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmekte. Adanın ilk sahipleri Aborijinler Ülkenin ilk yerli halkı olan Aborijinler, kanlı bir şekilde başlayan İngiliz sömürgeciliğine teslim olmuşlar. İlim adamlarının tesbitlerine göre, Avustralya, 160 milyon yıl önce, Gondwana kıtasının ikiye bölünmesinden sonra bugünkü şeklini almış. Ve ülkenin okaliptus ormanları 35 milyon yıl önce yeşermeye başlamış. Avustralya denilince akla ilk olarak okaliptus ormanlarıyla kangurular geliyor. Kanguruların ise Avustralya’da 15 milyon yıldan beri yaşadığı iddia ediliyor. Dünyada, hayvan ve bitki çeşitlerinin en zengin olduğu ülkelerin başında Avustralya da var. 516 millî park, ülkenin % 35’ini güzelleştiriyor. Ve her yıl, bir veya 2 milli parkını 4 milyondan fazla kişi gezip görüyor. Radyo-karbon usulleriyle yapılan ilmî araştırmalara göre, Avustralya’daki ilk insan mezarlarının, 175 bin yıl önce yapıldığı anlaşılmış. İngiltere krallığının Avustralya kıtasını sömürge toprağı haline getirmesi 770 yılından itibaren başlamış. İngiltere, bu muhteşem adayı önce bir sürgün yeri olarak düşünmüş. Kendi ülkesindeki kâtilleri, hırsızları, ahlâksızları, şifa bulmaz hastaları Kaptan Cook’un bin 500 kişilik büyük gemilerine doldurarak Avustralya’ya sürmüş. Kısa bir süre sonra, ülkenin altın yatakları, hayvan ve bitki zenginliği ortaya çıkınca, İngiliz işadamları ve asilzâdeleri, Avustralya’ya akmaya başlamışlar. 1901 yılında ise, İngiltere Kralı, aynı zamanda Avustralya Kralı olarak da ilân edilmiş. Adanın ilk yerli halkı olan Aborijinler, çok kanlı bir şekilde başlayan İngiliz sömürgeciliğine teslim olmuşlar. Bugün Avustralya 6 eyaletten ve 2 özerk bölgeden oluşan federal bir devlet. Bu devletin başında İngiliz Kraliçesi tarafından seçilip gönderilen çok geniş yetkili bir genel vali oturuyor. Olimpiyat heyecanı Bu yılki olimpiyatlara evsahipliği yapacak Sidney’de misafirlerin rahatı için her şey en ince ayrıntısına kadar düzenlenmiş. 2000 Olimpiyatları, Avustralya’nın Sidney şehrinde yapılacak. Şaşıracaksınız ama gerçek, ülkede 30 bin spor kulübüne bağlı 6.5 milyon sporcu var. Tarihte ilk defa 15 milyon sporcu bir araya gelerek Sidney’de yarışacak. Şehrin çok geniş bir alanına yapılan 110 bin kişilik olimpiyat stadyumunu hayranlıkla seyrettim. Stadyomun etrafı, anlatılmaz derecede temiz, rahat ve güzel. Yerlerde bir izmarit eziği bile yok. Stadyumun büyüklüğünü, haşmetini anlatmak için şunu söyleyebilirim ki: tesiste, 110 bin kişi yarışmaları seyredebilecek. Stadyum dışında ise 100 bin kişilik bir kalabalık, toplanabilecek. Bana anlatılana göre, bu muhteşem stadyum, Sidney’deki olimpiyat köyünün ortasına inşaa edilmiş. Köyün en uç noktasının stadyuma uzaklığı sadece 30 dakika. Gelecek misafirler için, olimpiyat stadyumununun yakınlarına yeni ve güzel oteller yapılmış. Sidney Belediyesi, şehrin temizliğini sağlayabilmek için kesin kararlar almış. Çevreyi kirletenler, yere izmarit atanlar, coca cola kutusu fırlatanlar elindeki gazeteyi şuraya buraya bırakanlar veya sokaklara, caddelere, kaldırımlara tükürenler, Türk Lirası’yla en az 10 milyon en çok 90 milyon lira ceza ödemek zorunda kalacaklar. Aynı uygulama Singapur’da da var. Singapur Dünyanın en temiz şehirlerinden biri. 2000 Olimpiyatları’na Sidney de çok temiz, çok muntazam bir şehir olarak girmeye hazırlanıyor. Ne güzel! Ne güzel! Ne güzel! Devam edecek
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95522
    % -0.53
  • 5.7128
    % -0.38
  • 6.3397
    % -0.4
  • 6.9378
    % -0.52
  • 276.48
    % -0.44
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT