BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SEKA, Dalaman ve Yalova

SEKA, Dalaman ve Yalova

“Kızımı tehdit ediyorlar” diyerek ajitasyon yapan Devlet Bakanı Yüksel Yalova 200 milyon dolarlık SEKA Dalaman tesislerini 40 milyon dolara nasıl özelleştirmeye çalışır? Dalamanlılar fabrikayı almak isterken neden özel bir firma ısrarla tercih ediliyor?



SEKA Dalaman İşletmesi’nin özelleştirilmesini istemeyen bir grup kağıt tüccarı “kızımı ölümle tehdit ediyor” deyip ortalığı velveleye veren Devlet Bakanı Yüksel Yalova önceki akşam Muğla Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Saim Gürsoy’u arıyor: “Sayın Gürsoy Dalaman SEKA için bugün bütün bakanlara ve liderlere faks çektiğinizi öğrendim.” Gürsoy: “Doğru biz bu fabrikanın o kadar ucuz bir bedelle özel bir şirkete verilmesini istemiyoruz. Satılacaksa orada çalışanlara ve yöre halkına satılsın. Biz de üyelerimizle bu satışın içinde oluruz.” Yüksel Yalova: “Sizden rica ediyorum bu işe girmeyin. Ben size başka yerleri vereceğim.” Benzer bir telefon Muğla’nın CHP’li Belediye Başkanı Osman Gürün’e de ediliyor. Yüksel Yalova: “Osman Bey bu işin içinde olmayın. Rica ediyorum.” Gürün: “Sayın Bakan 200 milyon dolarlık bir tesisin 40 milyon dolara satılmasına gönlümüz nasıl razı olur. Bu fiyata bize, Muğlalılar’a satın. Neden İzmirli özel bir şirketi tercih ediyorsunuz? Başkaldırırız haberiniz ola...” Satışın hikayesi Yukarıdaki diyaloglara konu olan satış olayının hikayesi kısaca şöyle: SEKA’nın Dalaman’da Entegre bir tesisi var. Türkiye’nin, Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun en büyük tesisi olan bu fabrikalar topluluğu; elektriğini, klorunu-selülozunu, kirecini, kolofanını, reçinesini ve buharını kendisi üretiyor. Bu muhteşem tesis özelleştirme politikaları bağlamında satış listesine konuyor. Satış öncesinde de Finlandiyalı uzman bir kuruma fiyatı tespit ettiriliyor. Buna göre SEKA’nın ederi 200 milyon dolar olarak belirlenip ilan ediliyor. Öyle ki 200 milyon dolarlık rakam 3 ay önce Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova tarafından da Dalaman ziyaretinde teyit ediliyor. Bize aktarıldığına göre Bakan Yalova kısa bir süre önce “Eğer 200 milyon dolara satamazsak bu mükemmel tesisi bölge halkına ve çalışanlarına satarız” diyor. Diyor demesine ama aradan geçen 3 ayda tam tersi şeyler oluyor. Neden 40 milyon dolar? 200 milyon dolar değer biçilen bu muhteşem tesis İzmirli özel bir firmaya 40 milyon dolara satılıyor. İlginç olan yapılan bu ihaleye sadece ve sadece iki firmanın katılması ve ihaleyi alanın dışındaki katılımcı firmanın da herhangi bir rakamı yani fiyatı vermemesidir. Bize anlatıldığına göre bu firma da ihaleye şeklen katılmış. Peki ama 200 milyon dolarlık bir firma 40 milyona nasıl satılır? Sadece araç, gereç ve makine parkının 48 milyon dolar olduğu kaydedliyor. İddiaya göre bu fiyattaki satışın nedeni tesisin zarar etmesiymiş. Dinlediğime göre zarar olayı da doğru değil. Dün belediye başkanlarından sendikacılara konuya tam hakim olan 9 ayrı kişi ile konuştum. Buna göre fabrikanın zarar ettiği kocaman bir yalanmış. Fabrika 4.5 trilyon zarar etti deniliyor, oysa bu fabrikada üretilen 24 bin 124 kilo selüloz Afyon ve Balıkesir’e gönderiliyor. Gönderilen bu selülozun fiyatı 9.6 trilyon ediyor. Görüldüğü gibi selüloz hesaba alındığında zarar değil, kâr var ortada. Bir başka şey SEKA’nın ucuz fiyata mal satması olayıdır. Merkezden gelen emir üzerine SEKA birinci hamur kağıdın tonunu 471 milyona satıyor. Oysa SEKA’nın üretip sattığı bu kağıdı alan firma, ki bu firma şimdi 40 milyon dolarla özelleştirmeye talip olan firmadır, aynı kağıda kendi amblemini basarak 673 milyona piyasaya satıyor. Evet yanlış okumadınız, devletin ürettiği kağıdın üstünden bu şekilde trilyonlar kazandırılıyor. Denilecektir ki tesisin teknolojisi eski, ondan dolayı ucuz. Nitekim Bakan Yüksel Yalova da “SEKA 1 kilogram kağıt için 120 litre su harcarken özel sektör -ihaleyi 40 milyon dolara alan firma- bunu 10 litre ile yapıyor” diyor. Hayır bu rakamlar da doğru değil. Doğru rakam 45 litredir ki su membaı Dalamın için bu hiçbir değer taşımamaktadır. Ortak girişim grubu 200 milyon dolarlık entegre tesisin beşte bir fiyata satılması üzerine Dalaman ve Muğla bölgesi ayaklanıyor. İstisnasız bütün partilerin başkan ve yöneticileri ile bölgenin örgütleri bir araya geliyor ve fabrikaya aynı fiyata, aynı şartlarda millet adına talip oluyor. Onlarca otobüse doluşan Muğlalılar soluğu Ankara’da alıyor ve Başbakan, Başbakan Yardımcıları ve Bakanlarla görüşmeler yaparak; onayı Özelleştirme Üst Kurulu’nda olan satışın özel bir şirkete yapılmasını engellemek istiyor. Sonuç hâlâ belirsiz, yani Özelleştirme Üst Kurulu henüz karar vermedi. Konuştuğum Dalaman’ın ANAP’lı Belediye Başkanı Şevket Durmuş “Bu satış olursa tereddütsüz partimden istifa edeceğim” diyor. Diğer partiler de sokağa döküleceklerini ifade ediyor. Şimdi soruyorum: Sayın Yüksel Yalova, 200 milyon dolarlık bu büyük tesisi 40 milyon dolara nasıl satarsınız? Bu tesis sizce 40 milyon dolarlık mı? Sattığınız özel şirket kimdir ve yapılan ihale rekabet şartlarına uygun mudur? Muğla Belediye Başkanı ile Sanayi Odası Başkanını arayıp neden “Ankara’ya baskı yapmayın, bu işe karışmayın” diyorsunuz? Yoksa böyle bir baskıyı yapmadınız da bu isimler size iftira mı ediyor? Bütün bu süreçte kızınızın tehdit edilmesi hangi anlama geliyor? Kızınızı Dalaman ya da Muğla halkı mı yoksa kağıt tüccarları mı tehdit ediyor? Bu konuda direkt taraf olmayan kağıt tüccarları neden tehdit etsin? Böyle bir tehditten çıkarları ne olabilir ve sonuç alınamayacağı aptalların ve ahmakların bile malumu olan böyle bir şeyi kağıt tüccarları niye yapsın? Hem kimdir bunlar, isimlerini niye açıklamıyorsunuz? Neden savcılığa değil de medyaya koştunuz? Dalaman’dan bize 5 klasörlük belge geldi. Buna göre makina kapasiteleri ve fiyatları satış rakamının üzerindedir. Yoksa böyle değil de Dalaman ve Muğla halkı düzmece belgelerle bizi yanıltıyor mu? Lütfen Sayın Bakan size sütunlarımızı açıyor ve bütün bu bilinmeyenleri açıklamaya davet ediyorum. Bir başka şey 8 yıldır yayında olan Alternatif Haber Programı yeni yayın döneminde yine her hafta ekrana gelecek. Dalamanlılar sizi Alternatif’in canlı yayınına bekliyor. Var mısınız Sayın Bakan, gelin Dalaman Meydanı’ndan yayın yapalım ve ne kadar samimi bir eski marksist olduğunuzu ortaya koyun... Cevabınızı bekliyoruz. Sonuç olarak söyleyeceğimiz şudur: Özelleştirmeye elbette evet ama üstünde zerre gölge olmamak koşuluyla. Dalamanlılar bu iş “gölgeli” diyor. Sayın Yalova lütfen onları ve de beni ikna edin. Size inanmayı çok istiyoruz.. Durmayın ikna edin....
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT