BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olimpik yalanlar

Olimpik yalanlar

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) 2008 Olimpiyat Oyunları’na aday 5 şehrin içine İstanbul’u alması hepimizi mutlu etti ! Bu karardan hemen sonra Devlet Bakanı Fikret Ünlü, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ni (TMOK) hazırlık çalışmalarından dolayı kutlarken, İstanbul’un seçileceğine inandığını söyledi.



Bakan gibi TMOK Başkanı Sinan Erdem de iyimserlik örneği sergileyip, İstanbul’un bu organizasyona yakın olduğunu vurguladı. Ancak mevcut tablo, İstanbul’un hiç bir şansının bulunmadığını gözler önüne seriyor. İSTANBUL ELENEBİLİRDİ 2008 Olimpiyat Oyunları için 10 aday İstanbul, Paris, Osaka, Sevilya, Havana, Kahire, Bangkok, Kualo Lumpur, Pekin ve Toronto IOC’ye baş vurdu. Seçilecek 5 adaydan 4’ü hemen hemen belliydi. Paris, Pekin, Toronto ve Osaka’nın yollarına devam edeceği, Havana, Kahire ve Sevilya’nın ise ilk turda olimpiyat macerasına veda edecekleri bir çok kişinin dilindeydi. Peki ilk beşe kalacak son aday kim olacaktı ? Bu sorunun cevabını Fransızlar’ın günlük spor gazetesi L’Equipe, yaptığı tahminle sayfalarına taşırken kalan son yer için İstanbul’un iki Asya temsilcisi Bangkok (Tayland) ve Kualo Lumpur’a (Malezya) göre daha şanslı olduğunu ileri sürdü. Tahminler doğru çıktı ve IOC’nin kararında hiçbir sürpriz yaşanmadı. 13 kişiden oluşan IOC’nin Çalışma Grubu, Pekin, Paris, Osaka ve Toronto’nun 2008 yarışına devam etmesine oybirliğiyle karar verirken, İstanbul elenmekten kılpayı farkla kurtuldu. 2008 şansımızın devam etmesini, sportif kriterler değil Olimpiyat Yasası sağladı. Çalışma grubunun birkaç üyesi, yürürlükteki Olimpiyat Yasası sayesinde İstanbul’da çağdaş spor tesislerinin yapımına başlandığını hatırlattı. Bunun üzerine İstanbul, “lütfen” beş aday arasına dahil edildi. Kazanan taraf 15 Temmuz’da Moskova’da belli olacak. Bundan önce Değerlendirme Kurulu, Nisan-Mayıs aylarında 5 adayı ziyaret edecek. Bir bakıma teftiş niteliği taşıyacak bu ziyaretler sonunda IOC, Moskova toplantısından önce bir adayı yarış dışı bırakabilir. Bu da Ataköy’deki çok amaçlı Spor Salonu’nun inşaatı bitirilmezse İstanbul olabilir. Ortada böyle bir gerçek varken, TMOK Başkanı Sinan Erdem’in kalkıp “2008 için İstanbul, Paris ve Pekin ile çekişir” ifadesini kullanması hiç bir şekilde gerçekleri yansıtmıyor. Ayrıca 2004 Olimpiyat Oyunları’nın Atina’da düzenlenecek olması Avrupa’nın şansını azaltıyor. Bu şartlarda bizim kıtadan birisinin 2008 yarışını kazanması için gerçekten çok güçlü silahlara sahip olması gerekiyor. PARİS 2008’İ İSTİYOR Böyle bir aday da İstanbul değil Paris olarak ön plana çıkıyor. Fransızlar bu işe o kadar ciddi bakıyorlar ki, 2000’i kıl payı farkla Sidney’e kaptıran Çinliler’i bile korkutuyorlar. En son 1924 Olimpiyat Oyunlarına evsahipliği yapan Paris, bu organizasyonu kazanabilmek için gerçekten çok çalışıyor. Bu çerçevede Fransa Olimpiyat Komitesi, Renault, Carefour, Mc Donald’s, Bouygues, Credit Agricoleve Axa gibi ülkenin önde gelen şirketleriyle daha şimdiden sponsorluk anlaşmalarını sonuçlandırdı. Adı geçen firmaların kasasından 8 milyon Euro çıkacak. Bu arada ilk tur için Paris’lilerin hazırladığı tanıtım dosyası, 10 aday içinde en yüksek puanları aldı. Acaba Sinan Erdem Paris gerçeğini dikkate alıyor mu? Almıyor olacak ki, İstanbul 2008 tanıtım faaliyetlerinin Sidney’de başlayacağını söylüyor. Bu çerçevede TMOK’un harcayacağı bütçeyi düşünün. Sonuç alamayacağımız bir yarış için boşa gidecek milyonlarca dolar. Yazık değil mi? Benim önerim, TMOK bu yarıştan çekildiğini açıklasın, daha sonra da boş yere harcayacağı elindeki maddi kaynağı, tesis yapımının yanında Türk sporcuları için kullansın. Bu alanda çalışanları Yunanistan örneğini araştırmaya davet ediyorum. 2004 Olimpiyat Oyunlarına evsahipliği yapacak Atina, sadece tesise değil, insana da yatırım yapıyor. Yunanlı sporcuların son yıllarda değişik branşlarda aldığı başarılı sonuçlar ortada. Eğer elinizde sizi uluslararası alanda başarıyla temsil edecek sporcunuz yoksa, bu devirde önemli organizasyonları almanız mümkün olmuyor. Bu gerçekleri kamuoyuna anlatmayanlar, daha sonra arzu edilmeyen sonuçlarla karşılaştıklarında saçma sapan nedenlerin arkasına sığınarak kimseyi kandırmasın. Tıpkı bundan önce olduğu gibi... Şunu iyi bilin ki, her geçen gün gerçekleri biraz daha net görenler artık sizlere inanmıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT