BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ombudsman müessesesi

Ombudsman müessesesi

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’e bir iş aranırken kendisinin Türk Ombudsmanı olması önerildi.



Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’e bir iş aranırken kendisinin Türk Ombudsmanı olması önerildi. Daha sonra Fazilet Partisi Başkanı Sayın Recai Kutan bu sıfatın Erbakan’a verilmesini istedi. Bugün Avrupa’nın her memleketinde değişik adlar altında mevcut Ombudsmanlık müessesesi Amerika ve Asya’da da mevcuttur. Kamu Denetçisi diyebileceğimiz Ombudsman İsveççe (vekil) demektir. Kral namına denetleme yapmaktadır. İlginç tarafı işin bizim Demirbaş Şarl kendilerinin Onikinci Şarl dedikleri İsveç Kralı Ruslar’dan kaçarak Türkiye’ye sığınmış ve birkaç yıl aramızda yaşamıştır. Bu ara İstanbul’daki Divan Mezalimi görmüş bu mahkemeye birçok sefer gidip davaları dinlemiştir. Burada kamu kişilerinin özel kişilere zulüm yaptıkları iddiaları incelenirdi. Mesela Subaşı kurtlu peynir sattı diye bir bakkala yüz sopa mı attı. Bakkal bunun haksız olduğunu Divan-ı Mezalim de isbat ederse yüz sopayı bu sefer subaşı yerdi. Demirbaş Şarl memleketine dönünce hemen bu Ombudsman müessesesini kurdu. Ombudsman kendine bağlı idi ona rapor verecekti. Fakat Demirbaş seyahati sevdiğinden çok kez başkentten uzakta bulunurdu. Bunun üzerine Riksdağ denilen İsveç parlamentosu bu yetkiyi üzerine aldı ve kullanmaya başladı. Bu konuda 1968’de Yargıtayımızın 100’üncü yıldönümü münasebetiyle yayınlanan Armağan’da 32 yıl önce bu konuda bir yazı yazmıştım. Ombudsman genellikle Yasama Meclisi tarafından yürütmenin kontrolü için tayin edilen (Fransa’da bunu Cumhurbaşkanı atar) bir bağımsız ve tarafsız görevlidir. O makam bir sinekür değildir. Genellikle bu zat en yüksek hakimlik veya büyükelçilik, valilik gibi en yüksek idari makamlara çıkmış bir kişidir. Eski Cumhurbaşkanlarının Ombudsman olduklarını duymadım. Ombudsman halkın idareye karşı adaletsizlik ve kötü yönetim bakımından yaptığı belirli şikâyetleri dinler. Genellikle idareden ceza kanununun veya memurlar kanununun tanımladığı suç unsuruna girmeye bazı şikayetler olmaktadır. “Bugün git yarın gel” dilekçenin yazısı okunmuyor baştan yaz” on kuruşluk pul eksik yapıştırmak için tekrar kuyruğa gir” gibi halkı yoran ve bezdiren birçok idari uygulamaların maalesef mevcut olduğu bilinmektedir. İşte medeni memleketler halkı bu gibi lüzumsuz tedirgin eden başka deyişle memurların yetkilerini suça varmayan kötüye kullanmalarını önlemek için Ombudsman müessesesini oluşturmuşlardır (veya bizden almışlardır) ve kullanmaktadırlar. İngiltere bu müesseseyi 1967’de Fransa 1972’de kabul etmiştir. Ombudsman müessesesinin üçüncü bir niteliği de Ombudsman’ın idari eylemi incelemeye eleştirmeye vardığı sonucu yayınlamaya yetkisi olduğu fakat bu eylemi iptal etmeye yetkisi bulunmadığıdır. Ombudsman idareye eylemi değiştirmelerini bildirebilir ama zorlayamaz. Başka deyişle Ombudsman bizdeki idari mahkeme ve Danıştay rolünü oynayamaz. Fakat bütün medeni memleketlerde yukarda belirttiğimiz üzre gerek Batı dünyasının gerek sosyalist ülkelerin yönetiminin böyle dışardan bağımsız bir gözetime tabi olması uygun bulunmuştur. Bir örnek vermek üzere 1967’de İngiltere Parlamentosunda Parlamento Komiseri Kanunuyla kabul edilen ve tamamiyle yeni bir makam olan İngiliz Ombudsman müessesesini gösterebiliriz. Kanunda bu müessesenin, kişiyi, merkezi idare ile olan ilişkilerinde himaye için İngiltere’nin anayasal düzenlemelerini geliştirmek ve kuvvetlendirmek maksadıyla kurulduğu beyan edilmiştir. Parlamento Komiserine (PCA) şikayetleri milletvekilleri aktarırlar, başka deyişle vatandaş şikayetini milletvekilini (PCA)’ya vermesi ricası ile verir. Başka ülkelerde Kamu denetçisi (Ombudsman)’a doğrudan müracaat da edilebilir. PCA, Kraliçe tarafından tayin edilir yetkileri kendisine Parlamento tarafından verilir. PCA ancak Parlamento tarafından görevinden azledilebilir ve ancak milletvekillerinin kendisine bildirdiği şikayetleri inceler ve sonucu yayınlayabilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT