BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Saatli bomba: Kürtçe TV-radyo

Saatli bomba: Kürtçe TV-radyo

Avrupa Birliği tarafından elimize tutuşturulan “Katılım Ortaklığı Belgesi”ni, MHP ve de TSK dışındaki ilgililer, özellikle, Kıbrıs konusunda, MGK konusunda , idam cezasının kaldırılması konusunda, önerilen “ev ödevlerinde”, Türkiye’nin milli çıkarları açısından önemli mahzurlar ve tehditler bulunmasına rağmen, aşırı sür’atle ve memnunlukla kabullendiler.



Avrupa Birliği tarafından elimize tutuşturulan “Katılım Ortaklığı Belgesi”ni, MHP ve de TSK dışındaki ilgililer, özellikle, Kıbrıs konusunda, MGK konusunda , idam cezasının kaldırılması konusunda, önerilen “ev ödevlerinde”, Türkiye’nin milli çıkarları açısından önemli mahzurlar ve tehditler bulunmasına rağmen, aşırı sür’atle ve memnunlukla kabullendiler. Ancak bu ev ödevleri arasında, üniter Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türklüğün varoluşunu tehdit eden asıl saatli bomba: Belge’nin, zararsız, hatta makul gibi görünen “Vatandaşların ana dillerini, radyo ve TV yayınlarında kullanmalarını engeleyen düzenlemelerin kaldırılması” hükmü! Yabancıların aymazlığı Belgeyi hazırlayan Avrupalılar, ne kadar uzman olurlarsa olsunlar, hatta ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, Türkiye’nin, biz Türklerin, tarihimizden, tecrübelerimizden kaynaklanan hassasiyetlerini tamamiyle anlayamazlar ve -hele şimdiye kadar biz anlatamamış isek- bunda, bir dereceye kadar, mazurdurlar. Dil konusundaki bu hassasiyet, etnik problemleri bulunmayan bazı ülkelerdeki uygulamalarla örtüşmeyebilir de... Yılmaz’ın sözleri Ama Türkiye’nin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bu talep karşısında çıkıp da, “Vatandaşlarımızın önemli bir bölümü çanak antenlerle bölücü örgütün yayın organını izliyor... Bölücü olmayan, ayrılıkçı olmayan ama yeterince, belki Türkçe bilmediği için, dünyadaki gelişmeleri, yayınları izleme ihtiyacını biz karşılayalım... Başka çaremiz yoktur” derse bu, hafife alınamaz, mazur görülemez. Bu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dediği gibi “Bölücülüğe çanak tutmak”, Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nun ifadesi ile, üniter devletin temeli olan kültür ve dil birliğine ihanettir... Devlet Bakanı Abdülhaluk Çay’ın da dediği gibi, “düpedüz ihanettir” Ne yazık ki, ne Mesut Yılmaz, ne de ona medyada hemen arka çıkanlar, Avrupa Birliği cezbesi içinde, bu konunun asıl anlamını ve hassasiyetini anlayamamışlardır. Mesele o kadar basit ve tek düze değildir. Malumu ilam Ne MHP’li Bakanlar, ne de onlar gibi düşünen bizler cahil değiliz. Dışardan yapılan Kürtçe yayınları, bunların ve Güneydoğu’da evlerin tepesine dikilen çanak antenlerin yasaklanmayacağını pekala biliyoruz. Bu gibi olağanüstü hallerde başka ülkelerin yaptıkları gibi mukabil “örtülü yayınlarla vatandaşlarımıza gerçekleri iletmesine de taraftarız. Ancak, bu gibi yayınların devletin TRT’sinden yapılırsa ne dereceye kadar inandırıcı olacağı veya özel teşebbüslere bırakılırsa ne kadar tehlikeli olabilecekleri bir tarafa, kontrol edilmelerinin, eğer liboşlar “iletişim özgürlüğüne aykırı” diye kıyameti koparmazlarsa bile pratik olarak imkansız olacağını da biliyoruz. Mesele önemli bir ülke meselesi; Atatürk’ün kurduğu “Üniter Devlet”ten vazgeçmeyeceksek bunun temeli olan dil ve kültür birliğimizi, aynen muhafaza etmeye mecburuz yoksa bu konularda çorap söküğü bir defa başladı mı durduramazsınız... Kürtçe TV-radyoyu Kürtçe eğitimi kabul etmek bu çorap söküğünü başlatmak demek olacaktır. Ana diller yasak değil Kürt vatandaşlarımızın ve diğer etnik grupların ana dillerinde konuşmaları, yayın yapmaları ve bu yayınları okumaları yasak değil. Hem belli ki Kürtçe yayınlar okunmuyor da... Ama radyo-TV konusunda durum başka. Bir defa Kürtçe yayınlar daha geniş dinlenebiliyor ve yazılı yayınlardan daha etkili! Ve asıl Abdülhaluk Çay’ın dediği gibi, “Başka dilde yayının çanak antenle ulaştırılmış olması başka şey, devlet olarak ‘Ben bunu yasal ve meşru zemine oturturum’ demek başka şey..” İşte Yılmaz ve “hık” deyicileri ya TC’nin üniter, milli devlet olarak kalması veya etnik bir kargaşaya düşmesi hususundaki bu ince ve hassas noktayı, bir üniter devletin kendisini bölmek isteyenlere en güçlü silahı meşrulaştırarak, kendi eli ile vermemesi gerektiğini anlayamıyorlar veya anlamak istemiyorlar. Ama TC’nin geleceğine ve Türklüğün varoluşuna ihanet etmeye de hakları yok! Öcalan’ın rüyası Ancak bunu çok iyi anlayanlar var: Tutuklandıktan sonra “Demokratik Türk-Kürt Cumhuriyetini kurmak takıyesine sığınan Öcalan var. Kürtçe radyo veTV yayınlarını, Kürtçe eğitimi isteyen bölücü organlar var. Akıllarınca üniter devletin temelleri böylelikle yıkılırsa, Türkiye’nin Türklükten ve Türk kültüründen arındırılması da kolay olacak. Bu talep karşılanırsa diğer etnik grupların da kendi ana dillerinde eğitim ve radyo-TV yayınları yapmak talebi ile Türkiye’de modern bir Sevr dönemi fiilen başlamış olacak, sonunda da, meydan yani bu vatan onlara kalacak. Yılmaz ve destekçileri, aslında sığ düşüncelerle bu yakın ihtimal ve tehlikelere “çanak” tutuyorlar. Bazı yabancı “dostlar “ ve içerdeki gafiller Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken ÜNİTER devlet ilkesini kabul etmekle büyük yanlış yaptığını iddia ederler. Bilmezler ki bunu yapmasa idi bir etnik pandora kutusunun kapağı açılacak, Sevr anlaşmasının yapamadığı, bunca mücadeleden sonra gerçekleşmiş olacaktı. Şimdi de aynı tehlike varit ve Kürtçe radyo ve TV bunun koç başıdır. Kürtçe konuşmak istiyorsanız... Dil kargaşası başka ülkelerde de var. Kanada, İngilizceden başka Fransızcanın remsî dil hatta Quebec eyaletinde baş resmî dil kabul edilmesinin asıl Fransız Kanadalılara zarar veren etkileri ortada. ABD’de Hispaniklerin bol olduğu Florida eyaletinde de İspanyolca resmî dil olarak kabul edilmedi ama fiilen ikinci dil halinde. Burada bir resmî veya özel kuruluşu telefonla arayınca, şöyle bir bant mesajı duyuyorsunuz: “İngilizce devam etmek istiyorsanız bir tuşuna, İspanyolca için de iki tuşuna basınız!” Bütün bu denilenler olursa, gelecekte telefonlarda karşımıza “Kürtçe konuşmak isterseniz bir tuşuna, Türkçe için iki tuşuna, Çerkezce için üç tuşuna vb. basınız” mesajları mı çıkacak?.. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Dil, milletlerin asaletinin ölçüsüdür” Samuel Johnson
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT