BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs Meselesi -2-

Kıbrıs Meselesi -2-

Cenevre ve New York görüşmeleri öncesi Türk ve Rum tarafına görüşme süresi içerisinde dayatmalardan uzak bir çözüm arayışında bulunmaları telkin edilip, baskı yapılmayacağı garantisini veren BM Genel Sekreteri, Rum tezini destekleyen bir girişimde bulunmuştur.



Cenevre ve New York görüşmeleri öncesi Türk ve Rum tarafına görüşme süresi içerisinde dayatmalardan uzak bir çözüm arayışında bulunmaları telkin edilip, baskı yapılmayacağı garantisini veren BM Genel Sekreteri, Rum tezini destekleyen bir girişimde bulunmuştur. Bu girişimin zamanlamasına TÜRK MİLLETİ olarak dikkat etmeliyiz. KOB’nin açıklandığı 8 Kasım 2000 tarihinde Türkiye’de; Kıbrıs ve Ege konularının, son anda KOB’ye eklenmesinin meydana getirdiği şaşkınlık ve tepki sürerken; BM Genel Sekreteri’nin sözde önerisini ortaya sürmesi bir tesadüf değildir. Bu, büyük oyunun bir parçasıdır... Oyunun aktörlerinden Yunanistan sahnededir. Bilinen oyunlarını oynamaya başlamıştır. Ege’de yapılan NATO tatbikatı sırasında Türkiye’nin uyarılarına rağmen savaş uçaklarını silahlandırdığı adalar üzerinden uçurmaya kalkması ve verilen tepki üzerine olay çıkararak tatbikattan çekilmesi; GKRY ile yaptığı ortak Nikiforos tatbikatındaki tahrik edici davranışları ile Yunanistan Kıbrıs meselesini yeniden gündeme taşımıştır. Yunanistan’ın bu tahrikkâr showunun arkasındaki amaç Helsinki nihai bildirgesi içerisinde yer almasını sağladığı Kıbrıs ve Ege sorununu bu kere de KOB’nin içine sokmaktır. Bu sistematik sinsi ve ince hesaplara dayalı politikası ile tansiyonu yükseltip Ege tatbikatını bahane ederek Türkiye ile arasındaki bütün anlaşmaları askıya almıştır. Yunanistan ne adalar üzerinden savaş uçağı uçurtmakla, ne de Kıbrıs’taki tatbikatlarla bir ilerleme kaydedemeyeceğini çok iyi bilmektedir. “Türkiye ile aramızdaki sorunları çözemiyorum, Kıbrıs meselesi Yunanistan’ın olduğu kadar AB’nin de meselesidir; GKRY’yi madem aday ilan ettiniz, bunu çözmek de artık AB’ye düşer”, diyen Yunanistan; bu oyunu tek başına tezgâhlamamaktadır. Türkiye’yi hiçbir zaman içerisine almamaya kararlı olan, fakat kat’î olarak dışlamayıp oyalayan; ne içerde olsun, ne dışarda kalsın, yeter ki kapı önünden ayrılmasın, bekleme odasında beklesin; mantığıyla hareket eden AB de bu tezgâhın içerisindedir. Bu tezgâha BM Genel Sekreteri de son girişimi ile destek vermiştir... Gerek KOB’deki Türkiye’ye dayatılan KIBRIS dayatması, gerekse BM Genel Sekreteri’nin haddini aşan bir davranışla, eş zamanlı girişimi; KIBRIS dolaylı görüşmelerini nitelik değişikliğine uğratacaktır. Bölgede huzur ve istikrar isteniyorsa; gerek AB, gerekse BM, Yunan yanlısı tutumlarını değiştirmelidir. Kıbrıs AB için Türkiye’ye dayatılan kesin bir ön koşuldur. Kabul edilmesi mümkün değildir!.. Kıbrıs Türkleri, bu ve benzeri tezgâhlamalarla azınlık yapılmak istenmektedir. Bunun da kabul edilmesi mümkün değildir!.. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs görüşmelerini zafiyete uğratacak art niyetli girişimleri ile KIBRIS’ın, Yunan’a takdimi kabulü imkansız bir girişim olup; Türk tarafına “Sizin düşüncelerinizi kaale almam” demek de BM Genel Sekreteri ve destekçilerinin hiç haddine değildir. Anavatan Türkiye ve KKTC, Türküne yapılacak dayatmalar cevapsız bırakılmaz. Gereken yapılacaktır. Tekrar diyoruz; TÜRKİYE için 20 Temmuz 1974 tarihinden itibaren KIBRIS meselesi hallolmuştur. Şu anda teferruat faslından olan bu gelişmeler ve emrivakilerle geri adım atmak TÜRK milletince kabul edilmez. Türkiye’nin garantörlük hakları sulandırılamaz, ortadan kaldırılamaz... KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’nin 17’nci yıldönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi dönemeçte; gerek Anavatan gerekse KKTC Türkünün egemenliklerinin teminatı kurdukları cumhuriyetimizdir... Bu kararlılık birtakım karşı tedbirler ve tepkilerle ENTEGRASYON’a giden kapıyı aralayabilir!.. Yakan Cumalıoğlu - Kıbrıs Milli Koordinasyon Komitesi Başkanı - 15.11.2000
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT