BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne olur beni sev

Ne olur beni sev

Bugünlerde yine sevgi hakkında düşünüp duruyorum. Sevmek ve sevilmek hakkında... Hayır, bu doğru değil!



Bugünlerde yine sevgi hakkında düşünüp duruyorum. Sevmek ve sevilmek hakkında... Hayır, bu doğru değil! Bugünlerde ben sevilmemek hakkında düşünüyorum ve kendimle ilgili müthiş bir keşifte bulunuyorum. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü benim kendime yaptığım işkenceyi ya da benzerini sizin de kendinize uyguluyor olma ihtimaliniz var. Ne hikmetse ben bu yaşıma kadar kendimi sürekli ve herkese sevdirmeye çalıştım. Evet, bunu artık gönül rahatlığıyla itiraf ediyorum. Bu bir tür bağımlılık gibi bir şey. Tanıdığım veya tanımadığım bütün insanların beni sevmelerini hedefledim şimdiye kadar. Sevmediklerinde karalar bağladım, çok üzüldüm. Onlara hediyeler alarak, gönüllerine hitap etmeye çalışarak durumu tamire çalıştım. Bu neyin ısrarıydı, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, sevilmediğimde yıkıldığımdı. Belki yaşım ilerledi, belki de artık insanlar fazla üzerime geldi. Ama bir şekilde artık sabrım taştı. Silkindim ve bir anda gerçekleri gördüm. Bütün insanların beni sevmesi hem mümkün değil hem de lazım değil. Üstelik bakalım ben onları seviyor muyum? Neden başkaları benden daha önemli olsunlar ki? Nedir benim kendimle alıp veremediğim? Bu soruların cevaplarını mutlaka psikiyatrlar ve bilge sıfatını alabilmiş olanlar biliyordur. Ben bu iki gruba da dahil olmadığıma göre cevabı bilmem gerekli değil. Şu anda bildiğim hem de çok iyi bildiğim tek şey var. O da artık benim önemli olduğum. Hayatımız boyunca beynimizi yıkıyor toplum kuralları. Hep, “önce iyi bir eş ve anne olmaktan sonra takdir edilecek davranışları sergileyen bir hanımefendi olmaktan” bahsediyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz, bu tariflerle uzaktan yakından ilgisi olmayanlar baş tacı edilmiş. Bu, dünyanın çelişkisi. Peki önemli mi? Hayır değil! Hem de hiç önemli değil. Hepimizin sabah kalktığımız zaman önce aynada yansıyan görüntümüze “günaydın” dememiz gerekir. Evet, başkalarına karşı saygılı olacağız ama önce kendimize o saygıyı göstermeliyiz. Hayatım boyunca “Kibir Hz. Allah’a mahsustur” dedim. Bu doğrudur. Doğruluğu sabittir. Ama bir hadis daha vardır. “Müslüman vakur olmalıdır” der. Ben hep ilkine sığındım. Sonra bir gün bir de baktım ki insanlar benimle neredeyse dalga geçiyorlar. Asla inanmayacağım yalanları gözümün içine bakarak söylüyorlar, bilerek kalbimi kırıyorlar. Arkamdan kötü sözler ederken hiç korkmuyorlar. Benim kendilerini sevip sevmediğimi hiç kafalarına takmazken göğüslerini gererek beni sevmediklerini beyan ediyorlar. Bu komik. Bu insanlara özgü bir haksızlık. Ve bu lüzumsuz. Aslına bakarsanız, olması gereken, her insanın kendisini bilmesi ama iyi bilmesi gereğidir. Sınırlarının farkında olması ve haddini aşmamaya özen göstermesi en doğrusudur. Bu kurallar dünya üzerinde yaşayan bütün insanlar için geçerlidir. Hiç kimse bir diğerinden daha üstün olduğunu iddia edemez. Dolayısı ile tutup başkalarının hayatlarını ya da hatalarını yargılayamaz. Yargılama işi dünyada mahkemelerin, ahirette İlahi Adalet mekanizmasının işidir. İlkini bilemem ama ikincisi asla yanılmaz. Mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Her aldığımız nefeste kendimizi tartmamız için bir fırsat yakaladık. Bırakalım el alemin meselelerini de kendimize bakalım. İçinde bulunduğum ruh durumunu hepinize tavsiye ediyorum. Kimsenin sizi sevmesi için uğraşmayın. Sevecek olan zaten sever. Sevmeyenin de canı sağ olsun der geçersiniz, olur biter. Asıl mühimi Allah’ın sevgili kulu olup olmadığımızdır. İnşallah hepimize nasip olur bu şeref. Sözün Özü Evlilik başlangıçta bir umut, sonda bir deneydir. Levha Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT