BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yanlışlık düzelsin istiyorum...

Yanlışlık düzelsin istiyorum...

Bu adamın, babaannemi yanına çağırıp yanındaki bu çocuğu ısrarla istemesi hatta kaçırarak bu çocuğa sahiplenmesi, cahil insanlara parmak bastırarak ne olduğu belli olmıyan bu parmakları devletin durumu düzelince ödiyeceği bu altınlara karşılık olacağından şüphe duymaktayım...



Ordu’dan Hafize Köroğlu’nun hatırasına kaldığımız yerden devam ediyoruz. 1939 Erzincan Depreminin olduğu yıllarda, Safer isimli çocuk ailesi kandırılarak evlatlık diye evinden kaçırılır. Okuyucunun babası kaçıran adamı arayıp bulur . Ve çocuğu geri ister. “Adamda yalan mı yok. Depremi bahane etmiş ve eklemiş: -Safer, sizlerin depremde öldüğünüzü zannederek üzüntüsünden öldü. Belki yalancıktan bir mezar bile göstermiştir. Her ne kadar içinde kuşku kalsa da eliş boş geri dönmüş. Ondan sonra da, bir daha Safer’in izini kaybetmiş. Daha sonra bir kış günü donma tehlikesi geçiren babam sakat kalmış. Sakat insanın derdi kendine yetiyor elbet. Ailemizde derin bir acı yaşatan bu olay, babamı dedeyi tabii ki herkesten önce çocuğun annesi ve kardeşlerini çok etkilemiş. Bahsi geçen bu çocuk benim en büyük ablamdan bir-birbuçuk yaş küçükmüş. Ablam nüfusta 15.10.1929 doğumlu. Bu da olsa olsa 1931 doğumludur. Ama nüfus idaresinden sordum kaydı silinmiş olsa gerek ki bilgisayara geçilmemiş. Soruşturmak için gideceğim ama yaşlı annemle gidememekteyim. Benim bu yazımı okuyan, bu olayı duyan bilen olup da konuyla ilgilenirse çok mutlu olacağım. Çocuk evden alındığında 5-6 yaşlarında olsa gerek. Annemin anlattıkları, ablamın yaşı ve depremin tarihi hesaplandığında çocuk gürbüz olduğu için olsa gerek. Annem 7-8 yaş diye anlattı. Bu tarihlerde burada görev yapan bu şahıs kayıtlarda mevcuttur. Şimdi bir çok kolaylıklar ve testlerle ispatlanacak olan bu durum ortaya çıkarılırsa bu adamın bu yaptıkları yanına kalmıyacaktır. Belki vicdanı sızlıyacak ve utanacaktır. Dedem, İstanbul’daki iş yerini satıp savaşa gönüllü olarak katılmış. Giderken de yanına 3 kemer altın almış. O zamanlar ailenin durumu çok iyi ve aynı zamanda nufüzlu bir soydan geldiği söylenir. Dedem öldüğünde, Devlet özel eşyalarını verirken, altınlardan arta kalanları savaş nedeniyle vermemiş daha sonra ödenecek denilmiş. Bu adamın, babaannemi yanına çağırıp yanındaki bu çocuğu ısrarla istemesi hatta kaçırarak bu çocuğa sahiplenmesi, cahil insanlara parmak bastırarak ne olduğu belli olmıyan bu parmakları devletin durumu düzelince ödiyeceği bu altınlara karşılık olacağından şüphe duymaktayım. Çünkü bir tek, bu çocuk değildi ki benim yakınım. Verilmek istenmiyen bir çocuğu zorla almaya çalışacağına istiyerek verilen çok çocuk bulabilirdi. Benim babaanneme dedeme neden maaş bağlanmamış? Babam 1937 yılında yaşlı ve sakat aylığı için müracaat ettiğinde, dosyası incelendiğinde sakat aylığı yerine yetim aylığı da bağlıyabilinirdi. Depremde ölen halamın ise hâlâ sağ olarak kaydı geçmekte. Halamın kaydı, ölü olmasına rağmen silinmemiş. Alınan bu çocuğun ise kaydı yok. Bunlarda isim benzerliği de var. Halamın ismi Şahinaz kaçırılan bu çocuğun ismi Safer. Dedemin evraklarında herhangi bir usulsüzlük varsa incelenerek ortaya çıkartılmasını, ailemize yaşatılan insanlık dışı bu olayın müsebbibinin bulunmasını arzulamaktayım...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107921
    % 1.38
  • 3.8353
    % -0.54
  • 4.5054
    % -0.9
  • 5.1351
    % -0.04
  • 153.999
    % -0.04
 
 
 
 
 
KAPAT