BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ’Hatt’ın macerası

’Hatt’ın macerası

Şeyhü'l hattatîn Prof. Dr. Ali: Alparslan, hat sanatının en güzel yazılarından olan "Tâ'lik"i anlatırken, "Türkler bu yazı tarzını kendilerine uygun biçimde geliştirdiler" dedi.



Yaşayan değerli hattatımız Şeyhü'l hattatîn Prof. Dr. Ali Alparslan Caferağa Kültür Merkezi'nde ta'lik yazıyı slaytlar eşliğinde anlattı. Ta'lik'in menşeinin Kuzey Arabistan olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Alparslan, bölgedeki Nabat kavminin, bu yazı şeklinin ilk örneklerini oluşturduğunu söyledi. Yazı şeklinin bugüne kadar geldiğini belirten Alparslan, Ta'lik yazı örneklerine İslam ülkelerinde geniş bir biçimde rastlandığını söyledi. Alparslan, Hz. Peygamber devrinde bu yazıyla yazılan 4 mektubun günümüze kadar ulaştığını da kaydetti. İslamın ilk kuruluş yıllarında değişik ülkelere gönderilen mektuplarda ve ticari anlaşmalarda bu yazının kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Ali Alparslan, güzel yazı yazmak isteyenlerin Ta'lik'le yazmaya başladıklarını, Kur'an-ı Kerim'i en iyi yazmak isteyenlerin bu yazı tarzını tercih ettiklerini ifade etti. Diğer yazılar Hat sanatının tarihçesinden bahseden Prof. Alparslan, şunları söyledi: "11. yüzyılda İran'da Ta'lik yazısının ilk örnekleri çıkmaya başladı. İranlılar bu yazıyı 14. yüzyıla kadar devam ettirdi. Bizdeki Divanî yazıya benzer. İranlılar Ta'lik yazının okuma zorluğu üzerine Nestalik bir yazı çeşidi ortaya çıkardı. Bu yazının daha zarif, güzel ve estetik olduğu görülüyor. Fatih devrinde İran'dan gelen hattatlar bize de Nestalik yazı tarzını getirdiler." Ta'lik'in, Nestalik yazının iptidai şekli olduğunu vurgulayan Alparslan, 13. yüzyılda İran'da kendini göstermeye başlayan bu yazı çeşidine 15. yüzyılda Mir Ali Tebrizî'nin yeni bir stil oluşturduğunu kaydetti. Yaygın yazı tarzı Bu yazının İran, Afganistan ve Pakistan'da devam ettiğini belirten Prof.Dr. Ali Alparslan, 17. yüzyıldan 19. yüzyılın başına kadar Türk hattatların İmar'ın tesirinde kaldığına işaret etti. Bu iki asırda Türk hattatlara "İmad-ı Rum" denildiğini vurgulayan Alparslan, dönemin meşhur hattatları arasında Derviş Ali'nin yazı üslubunu İran'dan bize taşıdığını söyledi. Türk hattatların İmad'ı körü körüne taklit etmediklerini açıklayan Alparslan, "Türk hattatlar Ta'lik yazıyı geliştirmeye ve milli bir üslup oluşturmaya çalıştılar" dedi. Türk hattatların Celi Ta'lik'le bu yazının daha iyi, geniş ve güzelini ortaya çıkardıklarının altını çizen Prof. Dr. Alparslan, "Türkler benimsedikleri inanç sisteminin en iyi sanatı olan yazıyı zirveye taşıdılar" diye konuştu. İranlı hattatların kitabe yazılarında başarılı olamadıklarını belirten Alparslan’a göre, "Türk hattatlar kitabelerde çok muntazam ve güzel eserler ortaya koymuşlardır. Harikulade çalışmalar yapmışlardır." Dedezâde Mehmet Sait, Mehmet Esat Yesarî ve Hulusi Efendi'nin son devir önemli hattatlar olduklarını belirten Alparslan, konuşmasını şöyle tamamladı: "Yesarizade Mustafa İzzet, 18. yüzyılda babasının yürüdüğü yolu bırakarak farklı bir üslup geliştirdi ve Ta'lik yazıya kesin kaideler getirdi. Bu hattat, 1800'den bugüne kadar bütün Türk hattatlarını etkiledi. Araplar, Hindular ve diğer bazı milletler İran'ı taklide devam ederken Türkler kendilerine uygun bir yazı tarzını oluşturdular. Yesarizade'yi taklid edenler arasında Sami Efendi de bulunuyor. Sami Efendi bugünkü hattatları etkiledi. Hulusi Efendi de bu dönemin yetişen hattatlarından. Hocam Necmeddin Okyay, Kemal Batanay ve Hamid Aytaç çok mühim çalışmalar ortaya koydular. Hamid, Osmanlı- İslam Türk hattatlarının son halkasıdır."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT