BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dedikodusu yeterse

Dedikodusu yeterse

Bir yandan ekonominizi IMF reçeteleri ile yönlendireceksiniz. Diğer yandan AB’nin hakkınızdaki kararlarına şahin kesilip, en üst perdeden reddedeceksiniz.



Bir yandan ekonominizi IMF reçeteleri ile yönlendireceksiniz. Diğer yandan AB’nin hakkınızdaki kararlarına şahin kesilip, en üst perdeden reddedeceksiniz. Öbür yandan da, yaşamakta olduğunuz talan düzenini ve onun saiklerini teşhir amacıyla, bir dizi mali operasyonlara kalkışacaksınız. Bütün bunları yaparken de, ileri bir demokrasiniz, sağlam bir ekonominiz ve güçlü bir hükümetiniz varmış gibi fütursuzca davranacaksınız! Bu arada en korkak ve ürkek varlığın para olduğunu unutacaksınız! Beceriksizliğin, girişilen işleri yüzüne gözüne bulaştırmanın bu kadarına da pes doğrusu! İçerde güvensizliği bu denli ayyuka çıkan bir ülkeye, dışarıdan itimat ve yabancı sermaye bekliyoruz. Biz, içeride kendi paramıza sahip ve hakim olamıyoruz. Kendimiz yabancı paraya hücum ediyoruz. Yaptığımız gürültü, ürküttüğümüz kurbağaya değdi mi? Bu kadar çürük ve pamuk ipliğini mi bağlı bizim ekonomimiz? Dedikoduyla ne faizlerde had kalıyor, ne İMKB ve ne de ortalıkta TL cinsinden nesne! IMF, tarihinde hangi ülkedeki krizi çözmüş de, bizim evlere şenlik ekonomik derdimize deva olsun? Yüzde 60’ıyla devletin kontrol ve güdümünde olan bir ekonominin er geç duvara toslayacağı belli idi. Bizim esasta yanlışımız, devletçi ekonomiyi liberal ekonomi addetmemizdi. Yani, talan ve yolsuzluk ekonomisinden üretim ve hakça paylaşım vehmetmemizdi. Bu işten anlayan bir Özal vardı; piyasa ekonomisine geçiş için bir dizi tedbir almıştı ve alınması gerekenleri de peş peşe sıralamıştı. Özal’dan sonra gelen bütün iktidarlar boyunca, ekonomi adına ne yapılmışsa adeta Özal’dan intikam alınmış ve enflasyonu önleyeceğiz diye, devletçi ve müdahaleci ekonomiye kucak açılmıştır. Devlet bankaları özelleştirilmeye çalışılırken, içleri boşaltılan on özel banka (içlerinde özelleştirilmiş devlet bankaları da var!) yeniden devletin sırtına kambur edilmiş; ceremesi millete çektirilmiştir. Yetmedi; katı devletçi anlayışla döviz bastırılarak, sun’i olarak bir seviyede tutulmuş, ihracat gerilerken ithalatın önü yüksek vergilerle kesilmeye çalışılmıştır. Şimdi, düşülen bu girdapta sıcak para için yeniden IMF’nin kapısındayız! ABD Başkanı’nın ricasıyla Dünya Bankası ve IMF yetkilileri ülkemize geliyor. Tabii yapacakları yardımların şartlarını görüşmek üzere! Biz ne istediğimizi biliyor muyuz? Dünün komünist ülkeleri, piyasa ekonomisinde karar kıldı ve yüzde 100 devletçi olan ekonomilerini özelleştirdi. Biz ise, bir TELEKOM’un yüzde 33.5’lik kısmını özelleştirebilmek için akla karayı seçiyoruz! IMF’nin vereceği, yalnızca sun’i solunuma yarayacak; piyasa ekonomisinin şartlarına uyulmadığı müddetçe, dedikodusunun kafi geleceği yeni krizler kaçınılmaz olacaktır. Bıçak sırtındaki ekonomimizin yeni krizlere tahammülü kaldıysa tabii!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT