BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suçlu aramayalım...

Suçlu aramayalım...

Bu kargaşa ortamına nasıl gelindi, ne hatalar yapıldı ki, öylesine flû bir duruma varıldı. Tabii ki; uzmanları bu “hassas” süreci bütün ayrıntılarıyla araştıracak belki de hatayı bulacaklar. Ne var ki, şimdi hiçbir kimseyi, hiçbir makamı veya birimi suçlamamız icap etmiyor. Hele, 57’nci koalisyon hükümetini, bu krizin yüzde yüz müsebbibi saymak veya kabullenmek insafsızlık olur sanırız.



Kim ne derse desin; ülkemiz, dibi hâlâ görülmeyen ekonomik krizin, büyük baskısı altında bulunuyor. Gün geçtikçe, krizin boyutlarının genişliği ve vahameti kendini hem hissettiriyor, hem de ülkeyi kemiriyor. Bir yandan, Merkez Bankası’nda kullanılabilir döviz miktarı her gün azalırken, öbür yandan, Ankara’ya apar topar gelen IMF heyeti “kurtarıcı” rolünü oynuyor. Kargaşa ortamı Böylece, nerede başlayıp, nerede biteceği anlaşılamayan bir kargaşa ortamı yaşanıyor. Bu kargaşa ortamına nasıl gelindi, ne hatalar yapıldı ki, öylesine flû bir duruma varıldı. Tabii ki; uzmanları bu “hassas” süreci bütün ayrıntılarıyla araştıracak belki de hatayı bulacaklar. Ne var ki, şimdi hiçbir kimseyi, hiçbir makamı veya birimi suçlamamız icap etmiyor. Hele, 57’nci koalisyon hükümetini, bu krizin yüzde yüz müsebbibi saymak veya kabullenmek insafsızlık olur sanırız. Büyük komplo Hükümeti koruma gayretinde olmadığımızı belirtirken, uluslararası büyük bir komplo ile karşı karşıya kaldığımız ihtimalini dile getirmek istiyoruz. Gerçekten de, AB, BM ve hatta ABD’ye bir bakıma “rest” çekildikten sonra, ard arda gelişen siyasi ve ekonomik olayların, ülkemizi bu duruma getirdiğine dair fikir birliğine varılıyor. Özellikle Kıbrıs konusunda verilmeyen tavizin, büyük faturasıyla karşı karşıya kaldığımız üzerinde duruluyor. Yanlış anlaşılma Gerçi, Batı’nın IMF aracılığıyla, ateşi söndürme icraatı, bu komplo iddialarına ters geliyorsa da, gelişmelerin ne getirip, ne götüreceği şimdiden bilinemez. Bir çırpıda, Türkiye üzerinde oynanan oyunlar veya en hafif anlamıyla Türkiye’ye giydirilmek istenen elbise çeşitliliği insanın aklını kaçıracak boyutlara varıyor... Her şeyden önce, Türkiye’nin kendini yanlış anlattığını en azından çoğu kez yanlış anlaşıldığını peşinen kabul etmemiz gerekiyor. Günü birlik politikalar, milli stratejiden uzak diplomatik yaklaşımlar, ülkemizi alabildiğine yıpratıyor. Dış politikadaki, birtakım tutarsızlıklar ve diplomatik gafların yanısıra, iç politikadaki uyumsuzluklar da, zamanla böylesine krizlere dönüşüyor. Geç kalmadan... Politika ile ekonominin daima iç içe olduğu biliniyorsa da, Türkiye’de bu tür etkilenmenin sık sık ve ağır bir şekilde geliştiği görünüyor. Aslında, kriz nasıl oldu, neden geldi veya müsebbibi kimdir sorularını bir yana bırakıp, suçlu aramaktan da vazgeçip, bu bataktan bir an önce kurtulmanın yollarını süratle aramalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT