BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu kaçıncı Avrupa tokadı?

Bu kaçıncı Avrupa tokadı?

Avrupa Birliği konusunda -bu Birliğe, lütfen ve “belki” kabul edilmemiz ihtimali üzerinde- şimdiye kadar, bütün söylenebilecekleri söyledim, yazılabilecekleri yazdım ve bunları tekrar etmekten de bıktım..



Avrupa Birliği konusunda -bu Birliğe, lütfen ve “belki” kabul edilmemiz ihtimali üzerinde- şimdiye kadar, bütün söylenebilecekleri söyledim, yazılabilecekleri yazdım ve bunları tekrar etmekten de bıktım.. Ama yeni delillerle haklı çıkmaktan da bıktım! Bazılarının adeta “şer cephesi” mensupları saydıkları bizleri, AB’ye karşı çıkan, sağda ve soldaki bir avuç vatansever-milliyetçiyi, Avrupalıların kendileri, hareket ve sözleri ile hep haklı çıkarıyorlar. Bunların hepsine, Kızıl Danny -Cohn Bemdit- Claudia Roth gibi “münaebetsizler” deyip geçemezseniz. Çoğu etkili ve sorumlu kişiler. Eski Alman Başbakanlarından Helmut Schmidt, AB sorumlusu Verhaugen vb. gibi! Bazan, “acaba tahammülümüzün” veya duyarlılığımızın sınırlarını mı deniyorlar diye düşünüyorum. Rezaletler Bunların söyledikleri Katılım Ortaklığı Belgesindeki, Kıbrıs ve Ege konusundaki yutturmacalar vb. Avrupalıların gerçek maksatlarının ne olduğunu -tabii anlayabilenlere- göstermeye yeterdi.. “Türkiye’yi AB’ye sokmaktan sorumlu” Komiser Yardımcısı Mesut Yılmaz’ı bile çileden çıkardı. Başbakanı “İlişkilerimizi gözden geçiririz” demeye mecbur etti. Bu olayın üzerine, henüz küllenmemişti ki yeni bir rezalet daha ortaya çıktı. AB’nin, eşi Güneydoğulu olduğu rivayet edilen Türkiye Masası Şefi, Fransız asıllı Alain Servantia, terör örgütü PKK’yı resmen AB’nin muhatabı kabul ederek, “PKK Konsey Başkanlığına”, AB Komisyon Başkanı İtalyan Romano Prodi adına ve “saygılarımızla” diye son bulan, Kürtleri resmen “ulusal azınlık” kabul eden, sıcak bir mektup yazdı. KOB’a kendi “haklarının” da eklenmesini talep eden PKK’ya adeta güvence verdi: “Biz kökenleri ne olursa olsun tüm bireylerin kültürel haklarının korunması için Türkiye’den talepte bulunduk; bireylerin ana dillerinde Radyo-TV yayınları yapabilmelerini kısa vadeli öncelikler bölümüne koyduk” diyordu Servantia cenapları Başkan Prodi namına! Burada kısaca temas edeyim: Bu mektuptaki vaat acaba ve Kürtçe Radyo ve TV yayınları taraftarlarına hiç mana ifade etmiyor mu, onları uyarmıyor mu? Çarşamba günü Nis’te yapılacak AB zirve toplantısında KOB ele alınacak ve bakalım “hükümleri” ne olacak? Alttan alır ve acı ilaçlarının üzerine biraz şeker sürüp aynı istekleri gene önümüze koyarlarsa hiç şaşmayın! Tabii yersek. Haklı tepkiler Servantia’nın mektubuna haklı olarak Türkiye’den başta MHP olmak üzere sert tepkiler geldi. Mesut Yılmaz bile “Bu bir rezalettir” demek zorunda kaldı. Ama bazılarının hemen, “Yanlışlık olmuş, sekreterya hatası olmuş, adam önüne konulan mektubu boş bulunup imzalamış” diye, faturayı Servantia’ya çıkarıp ve hatta adamın kellesini isteyerek -ve muhtemelen alarak- tevil etmelerini bekleyebilirız.. Maalesef bazıları, bazı yazarlar hatta Dışişleri Bakanlığı, AB’ye kabul edilmek uğruna bu olayı, yukardaki mazeretlerle unutturmaya çalışacaklardır. Ama zırva tevil götürmez, güneş balçıkla sıvanmaz, bütün son olanlar ve bu mektupta yazılanlar AB’nin Türkiye hakkındaki gerçek düşüncelerini yansıtır. Bilmem bu konuda milletçe celallenmek için daha kaç haraminin böyle tokadını yiyeceğiz? Ne müthiş bir tutkuymuş bu Avrupa tutkusu! Bizleri suçladılar Hatırlatayım; Mesut Yılmaz “Yüreklerinde zerre kadar Atatürk sevgisi taşıyanlar, Atatürk’ün önümüze açtığı Avrupa yoluna engel olmasınlar” diye bizleri suçluyordu. Kendi gazetemin Başyazarı Yılmaz Öztuna hocam da, engin tarih bilgisine ve şüphe etmediğim milliyetçiliğine rağmen her nedense aynı cezbeye kapılmış, son olaylardan sonra bile bizleri karanlık emeller beslemekle suçluyor. AB’nin değil bizim yola gelmemiz gerektiğini söylüyor. O’nun ve diğerlerinin bir hatası da saplarla samanları karıştırmak. Ülkemizdeki yolsuzluk olayları ile bu konuyu biribirine bağlamak. Güya Avrupa Birliğine üye olursak hatta üye kabul edilmek yoluna, burnumuzdan sürüklenerek, sokulursak, konursak “adam edileceğiz”, ülkemizdeki bütün yolsuzluklar sihirli bir değnekle çözülecek ve hemen refah ve servete boğulacağız!. Belki de bazıları AB’den Parlamento üyeliği ve bazı rantlar koparırlar, ama gerisi boş hayal! Koca koca adamlar bunu nasıl göremiyorlar, anlamıyorum! Bizim düşüncemiz Tekrar etmeliyim: Ben ve bir avuç milliyetçi-vatanperver, AB’ye ve bu üyenin tam üyesi olmaya, Atatürkçüler olarak çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın bir gereği olarak, prensip itibariyle karşı değiliz. Fakat bizler böyle hep aşağılayıcı muamelelere, ciğerleri beş para etmez birtakım Avrupalıların devamlı tarizlerine maruz bırakılarak, kendi milli haysiyetimizden, ulusal çıkarlarımızdan ve milli egemenliğimizden tavizler vererek, başımıza ev ödevleri kakılarak, Avrupa Özel Kulübünün kapılarında şapka elde bekletilmeye karşıyız. Eğer Atatürk sağ olsaydı o da şiddetle karşı olurdu. Mesut Yılmaz ve diğerleri Atatürk’ü hiç anlamamışlar! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bu vaziyet (19 Mayıs 1919’daki umumi durum) karşısında tek bir karar vardı: Milli egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek!” MUSTAFA KEMAL-1919
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT