BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne pahasına ve nasıl zafer?

Ne pahasına ve nasıl zafer?

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları’nın Brüksel’deki son toplantsında, büyük diplomatik “zafer” kazanmışız! Katılım Ortaklığı Belgesindeki Kıbrıs ve Ege konularının önşart haline getirilip bize yutturulmaya çalışılmasından kaynaklanan ve infialimize sebep olan “pürüzler” giderilmiş.



Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları’nın Brüksel’deki son toplantsında, büyük diplomatik “zafer” kazanmışız! Katılım Ortaklığı Belgesindeki Kıbrıs ve Ege konularının önşart haline getirilip bize yutturulmaya çalışılmasından kaynaklanan ve infialimize sebep olan “pürüzler” giderilmiş. Ama tamamiyle giderilmiş midir? Ve MİLLİYET gazetesinde AB gönüllülerinden Yalçın Doğan’ın açık kalpli ifadesi ile “Zafer” bunun neresindedir. Nitekım, AB’ye hiç de karşı olmayan eski Devlet Bakanı, eski diplomat Mehmet Ali İrtemçelik de: “Sonuç olumlu ama ‘zafer’ nitelemesi doğru değil “muğlak bir formülle veya makyajla, Kıbrıs konusunda Yunanistan’ın kazancı Türkiye’nin kaybı, sureta azaltılmıştır o kadar. Ve bakalım bugün Nice’te (Nis’te) yapılacak olan ve Başbakan Ecevit’in katıldığı toplantıda, bu muğlak formül biraz da kesinleştirilecek mi, yoksa Yunanistan’ın baskılarıyla daha da muğlaklaştırılacak mı? Bu işleri iyi bilen Metin Toker Nice’te bugün yapılacak toplantının daha ağırlıklı olduğunu ve sürprizli olabileceğini söylüyor. Yalçın Doğan da 8 Aralıkta elimize tutuşturulan Katılım Ortaklığı Belgesindeki Kıbrıs konusundaki hükümlerle Brüksel’de kabul edilen metni karşılaştırmış ve değişikliğin kelime oyunlarından ibaret olduğunu, birşeyin değişmediğini belirtiyor. Velhasıl, Hükumetin ekonomik bunalım içinde bir “zafere” ihtiyacı vardır ama Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin nazikane ve fakat ihtiyatlı ifadesi ile bazı iyileştirmeler olabilir de ortada bir zafer yoktur. Bundan evvel bu konudaki yazımda aynen: “(AB) alttan alır ve acı ilaçlarını, üzerine biraz şeker sürüp, aynı istekleri aynen önümüze koyarsa hiç şaşmayın! Tabii yersek” diye yazmıştım. Bu sözlerimin arkasında duruyorum. Hem KOB’taki tuzaklar sadece Kıbrıs ve Ege konusunda da değil? Kürtçe Radyo ve TV yayınları, İdam (Öcalan’ın İdamı) konusu var. Daha ne gizli sürprizler var. Ama bu “ince uzun ve çıkmaz yola” her nedense girmişiz bir kere! Başka alternatifimiz yok mu? Kıbrıs’tan ve Ege’den vazgeçmek. Denktaş’ı feda etmek, ters taraftan, alternatifler. Ama gerçek alternatiflerimiz de var. Başta kendimize, gücümüze, potansiyelimize güvenmek. Yabancıların başımıza kakacakları kriterleri yerine kendi kriterlerimiz ve gücümüzle çağdaş uygarlık seviyesine çıkmak. Kamran İnan’ın dediği gibi kendi ayak seslerimizden korkmamak. Bugün Türk insanı, her gittiği yerde işlek zekası ve dinamizmi ile neden sivriliyor, önlere çıkıyor? Zaten Avrupalılar da bundan çekiniyorlar ya! Bu üstünlükten politikada, devlet ve kamu yönetiminde kullanılmasına imkan verilmemesi asıl zaafımız. Dışarda “yükselen” Türkler, içerde “alçalan” Türkler. Bu bir çelişki değil mi? GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Türkler incilere benzerler. Denizin dibinde kıymetleri yoktur; dışarı çıkınca kıymetlenirler” * H.G. WELLS
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT