BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB yolunda bize düşen

AB yolunda bize düşen

AB’nin dikenli ve sarp yollarında “tam üyelik” hedefine doğru ağır aksak ilerlerken ikide bir karşımıza çıkan skandallar artık kabak tadı verdi.



AB’nin dikenli ve sarp yollarında “tam üyelik” hedefine doğru ağır aksak ilerlerken ikide bir karşımıza çıkan skandallar artık kabak tadı verdi. İlkin Katılım Ortaklığı Belgesinde yer alan Kıbrıs ve Ege ile ilgili dayatmalar, etnik ayrımcılıkları körükleyen tavırlar, PKK’ya gönderilen mektup; şimdi de Nice zirvesinden sonra Avrupa Birliği liderlerinin önüne sunulan gelecek belgesinde; yeni Avrupa perspektifinde diğer aday ülkeler arasında Türkiye’nin adının geçmeyişi... Avrupa bir türlü bizi içine sindiremiyor. Tam işler rayına oturuyor derken bizi rencide edecek bir pot kırıyor. O zaman adama sormazlar mı Başbakan Bülent Ecevit’in Avrupa Konferansına davet edilişinin ve Türk bayrağının diğer aday ülkelerin bayraklarıyla birlikte dalgalandırılışının anlamı ne? Siz istediğiniz kadar Kopenhang kriterleri doğrultusunda ev ödevlerinizi yapmakta hevesli ve azimli olun, bu haysiyet zedeleyici tutumlar yüzünden şevkiniz ve umudunuz kırılıyor, “Olmaz olsun böyle AB ortaklığı” diye küsüp oturuyorsunuz. Avrupa’nın gerçek isteği de bu mu acaba? Mazeretleri hazır. Neymiş efendim; Türkiye, diğer aday ülkeler arasında özel ve farklı bir konuma sahipmiş. Ve Türkiye ile henüz tam üyelik müzakerelerine başlanılmamış. Mış da mış... Ne demeye getiriyorlar yani? Helsinki’de diğer aday ülkelerle eşit statüye sahip olduğumuz söylenmemiş miydi? Bu kıvırtmacı tutumlar gerçek Avrupalıya yakışıyor mu? Son günlerde televizyon kanallarında AB’ye tam üyelik konusunda halkı aydınlatmak ve hazırlamak için açık oturumlar tertipleniyor. Ancak, birbiri ardınca patlak veren skandallar sebebiyle çoğunluk artık AB’ye kuşkulu bakıyor; kendini güvenlik içinde hissedemiyor. AB’nin azınlık hakları çerçevesinde Kürtlere anadilleri ile eğitim ve kültür dayatmaları üniter yapının bozulacağı hususunda endişeleri arttırıyor. Nitekim Genelkurmayın da son açıklaması bu endişeleri dile getiriyor. Siz ister zamanlı, ister zamansız deyin... Türkiye gerçekten içte ve dışta en zor dönemlerinden birini yaşamakta. Bize düşen, birtakım kompleksler ve sendromlar içinde zaafa düşmeden, demokrasi ve insan hakları konusunda eksikliklerimizi Avrupa dayattığı için değil, kendi hür irademizle gidermek, “biz”i biz yapan değerlerle donanarak “güçlü” olmaktır. Zira, zayıf ve teslimiyetçi olduğumuz takdirde, hedeflerimize ulaşamayacağımız gibi, ikide bir, şu veya bu sebeple onur kırıcı durumlara düşmekten kurtulamayacağız. Gülüyor ki, dikenli ve sarp AB yolunda ölümcül yaralar almadan ilerlemek ancak “güçlü”nün başarabileceği bir iştir. Yola devam diyorsak, şöyle bir silkineceğiz. Bütün zaaflardan kurtularak şevkle çalışacak ve ödevlerimizi en iyi biçimde yapacağız. Sevgiyle arınacak, adaletle kenetleneceğiz. İlkin “Güçlü Türkiye”yi oluşturacağız. Başka çare yok!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT