BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kisiyi vermeye alıstırmak...

Kisiyi vermeye alıstırmak...

Alışkanlığın insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. İşte her sene mallarının zekâtını düzenli olarak veren, her ramazanda fıtır sadakasını ödeyen kimsede vermek ve harcamak bir alışkanlık, bir temel özellik haline gelir.



Alışkanlığın insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. İşte her sene mallarının zekâtını düzenli olarak veren, her ramazanda fıtır sadakasını ödeyen kimsede vermek ve harcamak bir alışkanlık, bir temel özellik haline gelir. Allahü teâlânın övdüğü bir sınıf vardır ki başlıca özellikleri Allah’tan çekinmeleri ve Allah yolunda harcama yapmalarıdır. “Kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz onu en kolaya hazırlar, onda başarılı kılarız. Kim de cimrilik edip vermez, kendisini müstağnî sayıp hakka boyun eğmez, en güzeli de yalanlarsa biz de onu zora koşarız.” buyuruldu. Zekâtla vermeye alışan insan, egoistlikten kurtulur; yalnız kendisini düşünmez, başkalarını da düşünür. Artık o, bir defa zekât vermeye alışınca, gerektiğinde zekât dışında da başkalarına yardım edecektir. Başkaları için kendi malından fedakârlık yapan kimse, başkalarının malına ve hakkına dokunmamaya da dikkat edecektir. İşte bütün bunlar, zekâtın insana kazandırdığı değerlerdir. Her nimetin bir şükrü vardır. Zekât da Allahü teâlânın kişiye ihsan ettiği zenginliğe karşı bir şükürdür. İmam-ı Gazalî hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlânın kuluna bedeninde ve malında ihsan ettiği nimetler vardır. Bedenî ibadetler beden nimetinin, malî ibadetler de mal nimetinin bir şükrüdür.” Şükür Allahü teâlânın ihsan ettiği nimet cinsinden olmalıdır ki nimete karşılık olsun. Bu yüzden zekât Allahü teâlânın verdiği mala karşı en güzel bir şükürdür. Ayrıca zekât, zenginle fakir arasında kuvvetli bir bağ, derin bir sevgi meydana getirir. Fakire yardım elini uzatan zengin, servetin Allahü teâlânın takdiri meselesi olduğunu, onun kişiye bir üstünlük sağlamadığını idrak eden, insanların en iyisinin, zengin olsun, fakir olsun Allah’tan en çok korkan kimse olduğu şuuruna varan, böylece fakire sadece fakir olduğu için yukardan bakmayan kimsedir. Fakir de kazancından bir kısmını kendisine veren, çok kazandıkça daha çok verecek olan zengine ve servetine düşman gözlerle bakmayacak, kendisine şefkatle muamele eden bu insana karşı sevgi besleyecek, hayır duâda bulunacaktır. Peygamber efendimiz, “Mallarınızı zekâtla koruyunuz” buyurmuştur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT