BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutluluğun formülü

Mutluluğun formülü

İnsanlara neler oluyor anlayamıyorum. Ne kadar kolay kalp kırabiliyor, ne kadar kolay kabalaşabiliyorlar. Bu anlamda gittikçe düşen bir eğri çiziyoruz toplum olarak.



İnsanlara neler oluyor anlayamıyorum. Ne kadar kolay kalp kırabiliyor, ne kadar kolay kabalaşabiliyorlar. Bu anlamda gittikçe düşen bir eğri çiziyoruz toplum olarak. Adliyeler insan kaynıyor. Herkesin birbiriyle alıp veremediği bir şeyler var. Kavgalar çıkıyor, dövüşler oluyor. Ağlayanlar, bağıranlar, silahına sarılanlar toplandığında ortaya agresif bir yığın çıkıyor. Bu kadar gergin olmamız için birçok sebebe sahibiz. Her gün yazıp çiziyoruz işte, sorunlar ortada. Ama bana kalırsa geçim derdi, işsizlik gibi sıkıntıların dışında bir deformasyon söz konusu. Çünkü gördüğüm kadarıyla hiç bu tip sorunları bulunmayanlar da hayatlarından memnun değiller. Her sosyal gruptan, her kültürden insan şikayetçi olmak için bir mazeret buluyor kendisine. Böyle bir hikayenin baş kahramanı olmamak için ne yapmak gerekir sorusu meşgul ediyor aklımı bugünlerde. Yani mutsuz olmamanın yolu nedir? Galiba işin sırrı minimalizmde. Ölçekleri küçük tutarsak sonuçlar daha tatminkar olabilir. Bu nedir peki? Bir kere yakın hedeflere kilitlenmeliyiz. Asla ulaşamayacağımızı bildiğimiz noktalar için sararıp solmak anlamsız. Elde edebileceğimiz şeyleri istersek sevinç yaşama ihtimalimiz daha fazla olur. Kendimizi ve içinde yaşadığımız toplumu iyi tanımalıyız. Genel ahlak kuralları ve alışkanlıklar çerçevesinde kalırsak kimseyi rahatsız etmemiş oluruz. Bu kendi rahatımızı temin etmemiz için gerekli. İnsanlara kullanmaları için fazladan koz vermek anlamsız. İnsanlar... Onları değerlendirmeyi bilmek başlı başına bir uzmanlık konusu. Şu günlerde kendi üzerimde yeni ayarlar yapmakla meşgulüm. İnsanları değiştiremediğim için kendim değişmeye karar verdim. Bir kere onları kendimiz gibi algılamak çok ciddi bir hata. Hani derler ya, kişi herkesi kendi gibi bilirmiş diye. İşte bunu yapmamak lazım. Kimse sizin gibi değil bu dünyada. Siz en içten duygularınızla kalbinizi açtığınızda karşınızdaki ne düşünüyor bunu bilemezsiniz. Bu yaşa geldim, ilk defa kabul ediyorum ki insanlara güven olmuyor. Muhatabınızın her söylediğini doğru kabul etmek de yanlış. Yüzde elli yalan payı bırakmak en doğrusu. Birileri bir şeyler söylüyor ama doğru mu söylüyor yoksa yalan mı, bunu bilmiyorsunuz. En iyisi yalan olduğunu farz etmek. Hiç değilse sonradan hayal kırıklığı yaşamak zorunda kalmazsınız. Ve insanların zamanla değişmeyeceklerini aklınıza bile getirmeyin. Bugün seven yarın da sevecek diye bir garanti yok. O yüzden bütün yumurtaları aynı sepete doldurmak çok riskli. Bütün ilginizi, bütün sevginizi sadece bir tek kişiye verirseniz o kişi gittiğinde elinizde kocaman bir hiç kalır ki bu sizin adınıza büyük bir yıkım olur. Bir de aşk konusu var tabii... Aşk, hayatı güzelleştiren bir güçtür. Birdenbire kalbiniz hafifler, gözünüzün içi güler. En büyük dertlerinizi bile hoş karşılamaya başlarsınız. Aşık olduğunuz kişi için yapamayacağınız yoktur. Pembe aşkın rengidir. Ama ona güven olmaz. Geldiği gibi gidebilir. Hem de gittiğini anlamazsınız bile. Yerine dublörü yani alışkanlık geçer. Bu durumda sizi bulutların üzerinde gezdiren tetikleyiciniz ters teper. Bulutların üstünden yerin dibine geçersiniz. Yaşamış olduğunuz mutluluk ne kadar şiddetliyse çektiğiniz acı da o kadar şiddetli olur. Uzun bir süre kendinize gelemezsiniz. Bir daha aynı hatayı yapmamaya yemin edersiniz ama yemininizi tutabilir misiniz orası belli olmaz. Çünkü insan bir anlamda aşık olmaya aşıktır. O mutluluğu bir daha yaşamak istemesi kaçınılmazdır. Mutlu aşk olmaz mı diye aklından geçirenlere cevabım ne yazık ki olumsuz olmak zorunda. Mutluluk ve aşk birbirine zıt kutuplar. Birisi geldiğinde diğeri rahatsız olup mekanı terk ediyor. Sakın sözlerimi karamsarlık olarak almayın. Tam tersine kendinizi korumak için bir şans elde edebileceğinizi görüp sevinin. Sonuçta huzurlu olabilmek için ayağınızı yere sağlam basmanız, kimseye güvenmemeniz, ulaşamayacağınızı istememeniz ve aşkın geçeceğini önceden kabul edip geldiğinde tadını çıkartmanız yeterli. İşte mutluluğun formülü. SÖZÜN ÖZÜ Aşk yepyeni kalabilen eski bir masaldır. LEVHA Hayat, duygulananlar için bir trajedi, düşünenler için bir komedidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT