BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl bir diyet?

Nasıl bir diyet?

Miktarını ayarlayarak dilediğimiz yemeği yiyebileceğimizi belirten Dyt. Nesrin Artan, “Bunun için de iyi bir beslenme eğitimi gereklidir” diyor.



Bayram tüm coşkusuyla geliyor. Kırmızı ayakkabıların hayaliyle uyuduğumuz günler çok gerilerde kaldı ama o kocaman vücutların içinde halâ çocuksu heyecanlar barınmaya devam ediyor. Bayramla birlikte akraba dost ve aile ziyaretlerinde yaşanan güzellikler yerini kısmen tatil avantajına bırakmış olsa da yaşayanlar için, hissedenler için o Bayram coşkusu devam ediyor. Geçirdiğimiz mübarek günlerin hakkıyla yaşanmış olduğunu dileyerek, geleceğimizi yönlendirdiğinizi ümit ediyorum. Nesrin Artan kimdir öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz? N.A: 94 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknolojisi Yüksek okulu Beslenme ve Diyetetik bölümünden Diyetisyen olarak mezun oldum. Şu an yine aynı bölümde Yüksek Lisans eğitimime devam ediyorum. Mezuniyetimden itibaren ağırlıklı olarak şişmanlık (Obesite) konusuyla ilgili çalışıyorum. İnsanların Diyetisyenlere ve Psikologlara çok sıcak bakmadığını biliyoruz ancak son zamanlarda psikoloji gibi şişmanlığın da işin ehli kişiler tarafından tedavi edilmesi oldukça yaygın öyle değil mi? Niçin Diyetisyen oldunuz? Yani bunca cazip meslek varken neden az tercih edilen bir meslek? N.A: Bu mesleğin ülkemizde insan sağlığını korumada, yaşam kalitesini artırmada fizyolojik ve psikolojik olarak verebileceği desteğin ne kadar büyük ve önemli olduğunu anladım. Sağlıklı nesiller yetişmesi için Diyetisyenlere ihtiyaç olduğunun bilincindeyim. Ve bu bilinçle hareket ederek bu mesleği tercih ettim. Meslek seçimi döneminde insanların yanlış beslenmelerle ne hallere düştüklerini gözlemleme şansına sahip oldum. Bu yanlışlıkları ben ve benim gibi bu işe gönül verenlerle ortadan kaldırırız diye düşündüm. Amacım sağlıklı nesiller için sağlıklı fiziklerin oluşmasıydı. Artık diyetisyenlere müracaat edilmesi konusuna gelince bende sizinle aynı fikirdeyim artık bizlerde bu konuyu ciddiye alıyoruz. Bu Avrupa da ve Amerika’da hep böyleydi. İnsanların kilo problemini kabul ettikten sonra mutlaka profesyonel olarak yardım almalı çünkü bu konuda bilgi şart. Besin örüntülerinin nasıl alınacağını ve hangi miktarda alacağını bilen bir insan bırakın kilo almayı kilo bile verir. Beslenme hayatın temelini oluşturur. Yaşamak ve vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için yemek yemek zorundayız. Evde çalışırken, yolculukta, Bayramda genellikle en önemli planlar yemek saatine ve şekline göre yapılır. İyi bir beslenme biçimi ve düzeni sağlanamazsa hayatımız için önemli olan bu besinler düşmanımız olabilirler. Peki Nesrin hanım hayatın tüm tadından vazgeçip tatsız, tuzsuz ve de yağsız yemekler mi yemek gerekiyor? N.A: Bu hata hep yapılıyor Hatice hanım. Zayıflama diyetlerinde en çok yapılan hata kilo almaya sebep olan besin grubunun kişinin diyetinden tamamen çıkarılmasıdır. Halbuki tedavide kişiye kilo almasına neden olan besin veya besin grubu hangisi ise onu yemeyi öğretmek en doğrusudur. Örneğin tatlıyı çok seven bir kişi tatlıyı keserse kilo verir. Peki tatlı yemeye başlayınca ne olacak? Tatlı, ekmek, hamur işleri tek başına düşünülürse kişinin kilo almasına sebepmiş gibi gözüküyor. Temelde ise aşırı kiloların suçlusu ne ekmek, ne tatlı, ne de hamur işidir. Sadece yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. Yani miktarını ayarlayarak DİLEDİĞİMİZ yemeği yiyebiliriz. Bunun için de iyi bir beslenme eğitimi gereklidir. Sonuç olarak vücut için gerekli olan beş grup besinin, sağlıklı pişirme yöntemleri ile, isteğe bağlı çeşni katarak ihtiyaca göre uygun miktarlarda her gün tüketilmesi gerekir. Böylece vücut karbonhidrat, protein ve yağ ihtiyacı karşılanırken vitamin ve minerallerden de zengin beslenmiş olur. Yani bizim mutfağımız öyle çeşitli ve güzel bir mutfak ki hangisini yemeyelim? Mesela döner, mantı, lahmacun, dolmalar, içli- çiğ köfteler, simit, kuru fasulye pilav vs o kadar çok lezzetimiz var ki hangisinden vazgeçelim? N.A: Bakın besin gurupları bellidir. Ekmek gurubu, et gurubu, süt ve yoğurt gurubu, sebze meyve gurubu, yağ ve şeker gurubu’dur. Her bir besin grubunun içeriği, enerji miktarı, vitamin-mineral türleri farklıdır ve vücut için istenen dozdadır. Bu nedenle her bir gruptan bir gün içinde uygun miktarda tüketilmesi büyüme-gelişme ve insan sağlığı için kesinlikle elzemdir. Mesela simiti ele alalım; o bir ekmek gurubudur, yaklaşık dörtte bir simit bir dilim ekmeği karşılar, yani siz yarım simit yemiş olsanız 2 dilim ekmeği tüketmiş olursunuz. Kuru fasulye protein içerir ve çok fazla kalori kapsamaz ancak içine ek katkı maddeleri konulmamalı. Döner, et gurubuna dahildir ve yağ içerir. Hayatımızdan döner’i çıkarmak yanlış olur, sadece döner yediğimizde o gün içerisinde, başka yağ ve protein içeren gıda tüketmeyeceğiz yani o dengeyi siz kendiniz oturtacaksınız. Azı kişiler tek gıda beslenmesi adı altında rejimler uyguluyor. Karbonhidratla, protein’i ayırarak besleniyorlar bu doğru mu? Kilo kaybettirir mi? N.A: Mutlaka bu yöntemle kilo verenler olmuştur ancak sağlıklı bir kişinin uzun süre belli bir besin grubunu tüketmemesi o besin grubundan zengin ve vücut için değerli olan öğelerin eksikliğine neden olur. Bir besin grubuna daha fazla düşkünlük, kültürel yeme alışkanlıklarının besin seçimini etkilemesi gibi nedenlerden dolayı yetersiz ve dengesiz beslenme ileri yaşlarda pek çok sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Beslenme bozukluğu düzeltilmez ise ileride yasaklar ve kısıtlamalarla dolu, kontrollü beslenme yapılması gereken metabolik hastalıklar gelişebilir (Diabet, hiper tansiyon, kalp hastalıkları, gut, osteoporozis vb.) Bu hastalıklar beslenme ile doğrudan ilintilidir. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile bu hastalıklara yakalanma oranını çok çok azaltabiliriz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT