BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Euro-Mark, elele zirveye

Euro-Mark, elele zirveye

Piyasalar yeni yıla rahat bir nefes alarak giriyor. Hazine, IMF'den gelecek olan 2.8 milyar doların 28 Aralık'ta hesaplara gireceğini açıkladı.



Piyasalar yeni yıla rahat bir nefes alarak giriyor. Hazine, IMF'den gelecek olan 2.8 milyar doların 28 Aralık'ta hesaplara gireceğini açıkladı. Dünya Bankası ve Hazine'nin sendikasyon borçlanmasıyla birlikte yılbaşından önce gerçekleşen dış kaynak girişi de 4.8 milyar dolara ulaşıyor. Fakat burada bir incelik var. IMF'den gelecek olan para Hazine hesabına değil, Merkez Bankası nezdindeki hesaba geçecek. Bu yüzden likidite girişi olarak piyasanın olumlu etkilenmesi mümkün değil. Yani bu 2.8 milyar dolar sadece ve sadece Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini güçlendirmekte kullanılacak. Bankalar döviz satacak, faiz düşecek Merkez Bankası 2.6 katrilyon liraya kadar yükselen Net İç Varlıklar tavanı kademeli olarak düşürülecek. Bayram ve yılbaşı tatili nedeniyle NIV'in aşırı yükselmesine izin verilmişti. Merkez Bankası yurtdışından girecek dövizi piyasayı fonlamakta kullanmayacak. Bu durumda genel olarak faizlerde bir düşüş bekleniyor. Zira likidite ihtiyacını gidermek için bankalara döviz satacak. Ayrı Hazine 6 Ocak'taki 1.1 katrilyon liralık itfa öncesinde yapacağı iki ihalede toplam 1.5 katrilyon lira borçlanmayı hedefliyor. İşte bu ihaleler piyasanın yönünün belirlenmesinde önemli rol oynayacak. Para krizi sırasında bonoda olan bankalar büyük zarara uğradılar. Şimdi bunun acısını çıkarmak isteyecekler ve verecekleri tekliflerdeki faiz oranlarını yükselteceklerdir. Bize göre bu oran en az yüzde 75 seviyesinde olacaktır. Hazine bonoları yine gözde Ocak ayının ilk yarısından itibaren portföy yatırımları Türkiye'ye giriş yapacaktır. Bunun ardından kısa vadeli fonlama oranları yüzde 50'nin altına inecektir. Enflasyondaki düşüş trendinin devam etmesiyle birlikte yapısal reformların hızla devam etmesi ortaya olumlu bir tablo çıkaracaktır. Ancak herşeye rağmen son para krizi reel sektör üzerinde çok olumsuz bir etki meydana getirdi. Bunun sonucu olarak 2001 yılının ilk çeyreğinde büyüme rakamı düşecektir. Yılbaşına girerken en cazip olan alan, kısa vadeli Hazine Bonoları ve kısa vadeli mevduat olarak ortaya çıkıyor. Yani likit enstrümanda kalmak her zaman hareket kabiliyetini yüksek tutar. "Sıcak para" sıkıntısı Bütün yatırım araçları 2000 yılında yatırımcısına zarar ettirdi. Ne bono, ne tahvil, ne faiz, ne döviz ve ne de borsa.. Borsa için ayrı bir paragraf açalım. Borsanın kaybettirmesinde en büyük sebep sıcak para.. Serseri mayın gibi gittiği ülkeyi karıştırıyor. Altını üstüne getiriyor. Sahibi yabancı menşeli kişiler. Bunlar aracı kurumlar vasıtasıyla çok kısa sürede prim yapacak olan şirket hisselerine giriyor ve alacaklarını aldıktan sonra da aynen geldikleri gibi gidiyorlar. Yabancı yatırımcıların para getirdikleri ülke ekonomileri ile ilgili olarak bazı tespitleri oluyor zaman zaman.. Mesela döviz-kur politikasında değişiklik olduğu zaman, cari işlemler açığı tahminlerin üzerinde çıktığı zaman, tehdite başlıyorlar: "Bizim sesimize kulak verin, yoksa gideriiiizz haaa"... Ve ardından sırra kadem basıyorlar. Halka arzlarda rekor kırıldı Kasım ayı başından itibaren yabancı yatırımcılar daha doğrusu sıcak paracılar Türkiye'yi terkettiler. Yılbaşından bu yana halka arzlarda korkunç bir patlama meydana geldi. Bedava krediyi gören şirketler yağmur gibi halka açılmaya başladılar. Bunların tutarı yaklaşık 10 milyar dolar civarında. Borsa bileşik endeksinin hareket kabiliyeti bu yeni arzlarla son derece yavaşladı. Ve borsa Ankara'dan gelen olumsuz siyasi gelişmelerle her gün kan kaybetmeye başladı. Ve sonunda 2000 yılını yüzde 38'lik bir değer kaybıyla kapattı. Hükümetin uyguladığı ekonomik programın yumuşak karnı döviz politikası. Özelleştirmede geri kaldık Dövizdeki artışı belirli bir düzeyde tutuyorsunuz. Ve hatta bunu 1 yıl önceden ilan ediyorsunuz. Sonra döviz üzerinde meydana gelecek olan bütün haraketleri Merzkez Bankası kaynaklarını kullanarak gidermeye çalışıyorsunuz. Ama bu ilacın zehir zemberek bir yan etkisi var. İhracat azalıyor. ithalat patlıyor. İthalatın artması döviz rezervlerini eritiyor. İşte son kriz bu yüzden çıktı. Yıllık enflasyon yüzde 42, dolardaki artış yüzde 22... Aradaki fark yüzde 20.. Bunun zararlarını ortadan kaldırmak içn çok hızlı bir özelleştirme programı uygulanacaktı. O da kısır siyasi çekişmeler yüzünden yapılamadı. Ve bugüne geldik. 2001 yılında uygulanacak kur politikasından Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel taviz verilmeyeceğini açıkladı. Yani bugünkü politika aynen devam edecek. Döviz üzerinde baskı kaldırılmayacak. 2000 yılının kaybı yüzde 20.. 2001 yılındaki ise en az bu kadar. Hızlı kur ayarlaması yapılmadığı takdirde bu gidişin sonu hiç de iyi değil gibi geliyor bize.. Doları ABD'li şirketler vurdu Amerikan firmalarının özellikle teknoloji ve telekomünikasyon firmalarının düşük kâr açıklamaları ABD piyasalarında yatırımların azalmasına yolaçtı. Uluslararası yatırımcı grupları ve fonlar şimdi başka pazarlara yöneldi. ABD'ye giren yabancı kaynaklı fonlar azaldı. Bu gelişmeler doların zayıflamasına yolaçtı. Ve Euro'yu tavana çıkardı. Yılı 0.92 cent seviyesinde kapatan Euro'nun 2001 yılında en gözde para birimi olacağı belirtiliyor. Euro ile birlikte Mark'ta 2001 yılında zirveye oynayacak. Dolarcılara bir uyarı: "Bu yıl tutumunuzu değiştirin, Mark'a geçin diyorum." ............... Bütün okuyucularımın Ramazan Bayramını tebrik eder, huzur ve sağlık dolu günler dilerim. N.B.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT