BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oğul Bush ve Türkiye

Oğul Bush ve Türkiye

George W Bush (İkinci Bush ya da oğul Bush) ABD Başkanlığını 20 Ocak 2001’de Bill Clinton’dan devralacak.



George W Bush (İkinci Bush ya da oğul Bush) ABD Başkanlığını 20 Ocak 2001’de Bill Clinton’dan devralacak. ABD’nin yeni başkanı bir süredir başkanlığa hazırlık yapıyor ve ekibini kuruyor. Ekipte tanıdık isimler var. Mesela Başkan Yardımcısı Dick Cheney Baba Bush’un Savunma Bakanı. Dahası, Cheney Kafkaslar uzmanı. En önemlisi Türkiye’nin Kafkas ve Orta Asya hinterlandındaki mutlak gereğine inanan bir isim Cheney. Colin Powell Keza Dışişleri Bakanlığı’na da tanıdık bir isim olan Colin Powell atandı. Powell Körfez Savaşı sürecinde ABD’nin Genelkurmay Başkanı. Türkiye’nin özellikle askeri önemini çok çok iyi bilen bir uzman. Ayrıca Powell’in Türkiye’ye sempatisi de var. Dolayısı ile böylesine önemli bir bakanlığa böyle bir ismin getirilmesi Türkiye için kazanç. Keza Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na atanan Condoleezza Rice’nın bilinen Rusya uzmanlığı da bir başka avantaj. Rice bu uzmanlığı sebebiyle realiteler gereği doğal bir Türkiye müttefiki. Stratejik çıkarlar Kuşkusuz bu isimlerin göreve gelmesi iyi de, bu herşey demek değildir. Aslında ABD gibi dünya devletlerinde şahıslar çok şey değildir. Orada önemli olan kurumlar ve stratejik çıkarlardır. Dolayısı ile de bakanlıklara kim gelirse gelsin, pozitif ya da negatif anlamda değişen fazla bir şey olmaz. ABD’de dış politikayı ne Başkan ne de Dışişleri Bakanları belirler. Dış politika; Kongrenin, İstihbarat Kurumlarının, Ulusal Güvenlik Birimlerinin, Thinktank kurumlarının, Üniversitelerin, Dış temsilciliklerin, lobilerin ve biraz da medyanın etkileriyle şekillenir. Dolayısı ile de Başkan ya da Bakan kim olursa olsun fazla bir şey değişmez. Başlangıçta Türkiye’ye mesafeli duracağı söylenen Clinton’ın sıcak tavrı buna örnektir. ABD’de esas olan milli ve stratejik çıkarlardır. Oğul Bush dönemine dönük tahminler yaparken altı çizilmesi gereken bir başka husus da sürprizlerin beklenmemesidir. ABD gibi bir dev bireylerin şahsi heyecanları ya da arzularıyla yönetilmez. Bu bakımdan büyük ölçüde Clinton dönemi politikaları şartlara göre aynı şekilde sürecektir. Mesele oğul Bush’un babasının kan davalısı olan Saddam’dan intikam alacağına zerre ihtimal vermiyoruz. Saddam ABD’nin dünüdür ve geçmişte kalmıştır. Yok konjonktür değişir ve saldırı ABD çıkarına dönüşürse o zaman müdahale olabilir. Bunun dışında duygusal ve şahsi sebepler değil çatışmaya, tavır takınmaya bile gerekçe olamaz. Türkiye ile ilişkiler Gelelim Türkiye ile ilişkilere: ABD yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’ye karşı çıkarları gereği davranacaktır. Yeni kadronun Türkiye’yi Baba Bush vesilesi ile tanıması, artı bir şans ya da avantajdır ama herşey değildir. Yapılması gereken Türkiye’nin bugünden atağa geçip yeni yönetimle diyalog kurmasıdır. ABD sefirimizin bu yöndeki erken girişimi takdire değerdir, ancak yetmez. Türkiye Bush’la hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan düzeyinde ilişki kurmak durumundadır. Bunun için de ziyaretlerin planlanması gerekiyor. Diyalog Günümüzün realitesi biraz da PR (Halkla İlişkiler) olduğu için her şey ABD kurumlarına bırakılmamalı, Türkiye kendini anlatmalıdır. Avrupa Ordusu konusunda yeni Başkan da, ekibi de Clinton ve ekibine oranla Türkiye’ye daha yakın gibidir. Buna mukabil petrolcu lobisinin etkisinde olduğu bilinen yeni ABD Başkanının pahalı olduğu için Clinton’ın aksine Bakü-Ceyhan’a tavır takınması ihtimaldir. Dolayısı ile de bu ve benzeri konular olan Kıbrıs, AB ve Kuzey Irak gibi hadiselerde Türkiye hiç vakit kaybetmeden yeni ekip nezdinde atağa geçmek durumundadır. ABD günümüzün bir dünya gerçeği. Ona rağmen bazı konulara direnmek çok kolay değil. Onun için de bu ülkeyi yönetenlerle sürekli diyalog kaçınılmazdır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT