BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eskinin sevdalısı

Eskinin sevdalısı

Akif İnan aramızdan ayrılalı tam bir yıl oldu. Vefatından bu yana, onunla birlikte ufkumuzdan başka değerli yıldızlar da kaydı. Ama o, iyi bir şair ve iyi bir eğitimci olarak hafızalarımızdaki yerini aldı.



Sevdiğimiz insanlar olarak biliriz onları; sevmemizin sebebi de bir menfaate dayanmaz. Bu kültürün temeline koydukları harç sebebiyle hasbî bir sevgidir sözünü ettiğimiz. Aramızda iken neden kıymetini bilmediğimizi, bir yıldız gibi kaydıktan sonra sorgulamaya başlarız. nedense. Ama Akif İnan, ömrünün tamamında hem bir mücadele adamı, hem iyi bir teorisyen, hem de iyi bir şair olarak parladı sürekli... Tam bir yıl oldu aramızdan ayrılalı; dile kolay, tam bir yıl... Geriye dönüp baktığımızda onunla birlikte daha nice değerlerimizden mahrum kalmış olduğumuzu görüyoruz. Zaman'da, "En iyi anlatış artık susmaktır/ Anladım bunu ben seni bilince", "Bir uyku bölmezse anılarımı/ Korkarım çıldırtır bu hayat beni" diyordu şair. İnandığını en iyi anlatabilmek üzere ebedî susuşa yattığında anılarını bölmemek için ve belki de çıldırmamak için çileden soyunarak geçti öteye... Acılar büründü Işıktan gözyaşlarıyla bilenen bir şairdi o: "Acılar umudu durdurur bize/ Bir zırha büründüm bu çağa karşı" diye devam eden beyitlerin şairi, sevgiyi de mukaddes bir teslimiyetle yansıtıyordu: "Özgürlük menşurum kanatlarından/ Toprağım devletim sensin" veya "Seslerin kalbimin dudaklarında/ Zamanım dönemim ve çağım sensin"... 1960'lı yıllardan itibaren yazı hayatında görünen Akif İnan, sadece şair olarak değil, eğitimci kimliğiyle de ön plana çıkmıştı. Genel Başkanlığı'nın yaptığı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir)'nda yaptığı mücadeleler hâlâ unutulmadı. Mehmet Reha, Müslimoğlu, Mithat Mirzalı müstearlarıyla kaleme aldığı yazılarının yanısıra teorik bir şiir-medeniyet ikilemi arasında ürettiği yazı ve şiirleri etkin olarak tartışılmıştı. Kurucusu olduğu Edebiyat dergisinde, eski Osmanlı şiiri ile bağ kurmaya yönelen yeni bir sanat görüşünü ortaya koyan İnan, "Divan şiirinden yararlanarak" yeni bir söyleyişle o şiirin yazıldığı medeniyet arasında bir köprü kurulabileceği tezini savundu. Geleneğe bağlılık İslam toplumlarının şiir tarzını yansıtan gazel, rubai, kaside türünde eserler kaleme alan şair, Cumhuriyet dönemi hececilerinin yapısını da benimsedi. İlk dönemlerinde, yani 1960'lı yıllarda belirgin olan bu özelliği, 1969'dan sonra farkedilir biçimde değişti. Bu dönemden sonra kaleme aldığı şiirleri vezin bakımından hece, şekil bakımından da beyit görüntüsüne büründü ancak öz olarak yine eskinin yenileştirilmesi şeklinde algılanabilir. Eskinin "hayal ve düşünce"sinin tekrar edilmediği yeni bir söyleyişi başardı. Ahenkli imajlar, beyitlerin ses yapısı ile farklı olan şair, eski edebî sanatları uygularken, o dönemin şiir geleneğine sıkı sıkıya bağlı kaldı. Bugün onu, farklı şiirleri ile hatırlayabiliyorsak, bu iddialı çalışmalarından dolayı olsa gerek. Yazdığı yazılar ve şiirleri ancak bir kitapla sınırlı kalmış olsa da, o Türk şiirinin son yarım asrına imza atmış bir değerdi... Sendikacı ve şair Akif İnan, 1940 yılında Ş.Urfa'da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ş.Urfa'da, liseyi Maraş'ta okuduktan sonra Ankara Üniversitesi Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Hilal dergisi ve yayınevinin kurucu yöneticileri arasında yer aldı (1961-1964). Türk Ocakları Merkez Müdürü (1964-1969), Türk Taşıt İşverenleri Sendikası Eğitim Uzmanı (1969-1972) olarak çalıştı. 1972'den sonra çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1992'de kurulan Eğitimciler Birliği Sendikası'nın (Eğitim-Bir) Genel Başkanılğı'na seçildi. 1958'den itibaren yazı hayatının içinde olan İnan, Edebiyat (1969) ve Mavera (1976) dergisinin kurucularındandır. Şiir kitapları "Hicret" (1974) ve "Tenha Sözler" (1991); denemeleri "Edebiyat ve Medeniyet Üzerine" (1972), "Din ve Uygarlık" (1985); ders kitabı "Yeni Türk Edebiyatı" (Eğitim Enstitüleri için, 1977). Orkun, Türk Ruhu, Oku, Türk Yurdu, Defne, Çağdaş, Filiz, Yeni İstiklal, Fedai de yazdığı dergiler arasında... Merhum Akif İnan'a; Firkât Gazeli Uçar ebabiller sonsuzluklara Üşüşür bulutlar kanatlarına Ayrılık erişir çözülür dağlar Taşırır kalanların yüreklerini Takılınca mızrap en ince tele Siyah perdesini gerer geceler Annelerin söylediği şarkıyı Sabahsız ağlıyor yetim çocuklar Hazan yaprakları açar dallarda Kışın kucağında dillenir bahar Erler var iklime ateş düşürür Söndürür külleri yanardağları Dökülür esrarı mor ufukların Açar toprağında mısra bahçesi Kuşların dilinde harlı sözleri Gelip konuyorlar pervazlarıma Her eylem şiirdir her şiir eylem Dolaşır sevdanın damarlarında Mavera yolcusu biner burağa Mescid-i Aksa'nın yanar yüreği Ne mutlu sevginin yolcularına Sevilene çıkar tüm varışları Tutuşur elele mevsimler bir gün Çeker kervanını sonsuza dağlar Melâle adanmış diri bakışlar Hasrete boyuyor akşamlarını Sana kavuşmanın tiz hayalleri Bir hayat kılıyor rüyalarımı Bıraktığın yerde bekle ne olur Düşürme boşluğa avuçlarımı... * Nuri KAHRAMAN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT