BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Edebiyatçının ölümü

Edebiyatçının ölümü

Bir edebiyatçı öldüğünde, söz vadisine gam düşer... Kelimeler boğulacak gibi olur. Hayal gemilerinin direkleri çatırdar.



Bir edebiyatçı öldüğünde, söz vadisine gam düşer... Kelimeler boğulacak gibi olur. Hayal gemilerinin direkleri çatırdar. Düşünceler ince ince sızlar. Kitaplar isyanları oynar... Her edebiyatçının ölümünde bunlar gelir aklıma. Necati Cumalı'nın öldüğünü işittiğimde de aynı şeyleri düşündüm. Söz vadisinde çöreklenip düşüncelerimi kâğıda dökmeğe koyuldum. Siz, şarkıcıların, dansözlerin, mankenlerin "yazar" sıfatıyla köşelere kurulmalarına, hep kendilerinden bahsetmelerine, mahremiyetlerini ortaya dökmelerine bakmayın. Dünyanın en zor işidir yazarlık. Yirmidört saat fikir işçiliği yapmaktır; düşünceleri ince ince örmek; hayatı kelimelerle yeniden kurmaktır. Azgın hırslar, kahrolası çıkarlar, küflenmiş siyasetler uğruna hep köşeye sıkıştırılmağa çalışılan; içi boşaltılmış insana yeni donanımlar sunmak; hayatla ölüm çizgisinde ona soluk kazandırmak, aydınlık ufuklar uğruna sürekli çabalamaktır. Evet, zor iştir yazarlık! Bir yudum mutluluk için bir ömrü kalem ucunda tüketmektir. Her zaman sancılı, her zaman rahatsız olmaktır. Kendi rızasıyla "çile"ye soyunmaktır. Edebiyatçının çektiğini ancak edebiyatçılar bilir. Onun için, bir edebiyatçı öldüğünde bütün edebiyatçıların yüreğine bir kor düşer. Yorgun yüreklerden binbir anlam taşıyan bir "ah" çıkar. Seksen yıllık ömründe altmış yılı yazmağa ayırmış Cumalı.. Gecesi var, gündüzü var. Söylemek dile kolay, tam altmış yıl!.. Sevgili ve çalışkan arkadaşım Mehmet Nuri Yardım'ın Kaknüs Yayınları arasında çıkan "Romancılar Konuşuyor" isimli bir kitabı var elimde. Kendisiyle yapılan bir mülakatta şöyle diyor Cumalı: "Ben, edebiyatı gelişmiş ülkelerdeki gibi güvenli, rahat bir hayata ulaşamadım" Altmış yılın karşılığına bakın! Birçok değerli esere imzasını atan (yani bu ülke için görevini yapan) bir yazara bu ülke ne yazık ki arzuladığı güveni ve refahı sağlayamamış! Yalnız Cumalı mı? Sanatı gelişmemiş, edebiyatı çorak, müziği kısır döngü içinde olan bu ülkede bu işle uğraşanlar hep aynı kaderi paylaşıyorlar. Yalnızlık ve ilgisizlik... Ölünce de (o da kısmetse) birkaç tören... Edebiyatçının ölümü suyun bir yerlerde kesilişi, insanlığın bir an soluksuz kalışıdır. Soluksuz ve umutsuz... Toplum böyle daha mı iyi oluyor? İçeriksiz ve donatımsız... Necati Cumalı'ya Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT