BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paris'e gitmeyeceğim

Paris'e gitmeyeceğim

Geçen yıl seyrettiğim bir filmde, baş rol oyuncusunun ağzından: "İnsan, yenilenmek için Paris'e gitmeli, orada bir süre yaşamalıdır" sözünü işittiğimden beri ilk fırsatta Paris'e gitmeyi tasarlıyordum. Ta ki sözde Emeni soykırımı yasa tasarısı Fransız Parlamentosu'nda resmen kabul edilinceye kadar...



Geçen yıl seyrettiğim bir filmde, baş rol oyuncusunun ağzından: "İnsan, yenilenmek için Paris'e gitmeli, orada bir süre yaşamalıdır" sözünü işittiğimden beri ilk fırsatta Paris'e gitmeyi tasarlıyordum. Ta ki sözde Emeni soykırımı yasa tasarısı Fransız Parlamentosu'nda resmen kabul edilinceye kadar... Şimdi hiç hevesim ve isteğim kalmadı. Çünkü, parlamentosu bu kadar abuk işlerle uğraşan, parlamenterleri oy avcılığı uğruna tarihi gerçekleri saptıracak kadar kaypak olan bir ülkeyi artık görülmeğe değer bulmuyorum. Onca hayran olduğum Hugo'ya ve Maupassant'a rağmen Fransa'ya saygı duymuyorum. Paris'i hayallerimden ve programımdan çıkarıyorum. Ne Eyfel Kulesinde görkemli manzarayı temaşa, ne Montmartre'da gezinti, ne Louvre'da sanat dünyasına dalış, ne de Seine nehri kıyısında oturmak; hiçbiri ama hiçbiri gözümde değil! Paris, içimde yaşanmadan bitti. Başkanı, Milenyum Toplantısında, dünyada yeni bir ahlak anlayışının geliştirilmesini öneren ülkenin şu ahlaki çöküntüsüne bakın! Kendi zaaflarına bakmadan, tahrik ve iftiralara kapılıp bir başka devletin tarihini yargılama cür'etini gösteriyor. Bu iş çamur atmakla oluyorsa, o zaman bütün devletler birbirinin tarihini parlamentolarına getirsin. Elde edilecek şey, insanlık arasında barış ve dostluğun ebediyen kalkması, kinlerin ve düşmanlıkların serpilip boy atmasıdır. Olacak şey mi? Şu yere göğe koyamadığımız Avrupa zihniyetinin geriliğini ve zavallılığını anlayın! Bizim aleyhimize ne türlü mesele varsa, ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar. Biz de bunları önleyici tedbirleri zamanında almıyor, iş işten geçtikten sonra feryadı basıyoruz. Bu sözde soykırım meselesi yıllardan beri başımızı ağrıtır durur. Şu iftiraları kökünden kurutacak çalışmaları yapmayız. Hep "bir şey olmaz... bir şey olmaz" teraneleriyle kendimizi avuturuz. Krizler ve skandallar Türkiye'sinin ipe sapa gelmez gündemlerine takılıp kendimizi tüketiriz, ne iş yapacak, ne uzağı görecek halimiz kalır. Varsa yoksa dedikodu, o şunu dedi, bu bunu dedi havaları... Ardından tehditler, ardı arkası kesilmeyen gözaltına almalar... Soygunlar, vurgunlar... Bizim iç çekişmelerimiz düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürüyor. Görüyorsunuz, su uyuyor; düşman uyumuyor. Artık kendimize gelelim. Tek yürek olarak meselelerin üzerine gidelim, aklın gerektirdiklerini yapalım. Bizi soykırımla mı suçluyorlar; Osmlanlı arşivlerini açalım, belgeleri toplayalım... Gerçekleri dünyanın yüzüne vuralım. Hemen, şimdi, hepimiz... Üzerimize düşeni yapalım. Sizi bilmem, ama benim ilk anda ne yapacağım belli. Paris'e gitmeyeceğim...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT