BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öteki depremler

Öteki depremler

BİR deprem oldu mu tamam. Sarsıntı sırasında pencerelerden atlıyor; sokakta, arabada, meydanlarda sabahlıyoruz.



BİR deprem oldu mu tamam. Sarsıntı sırasında pencerelerden atlıyor; sokakta, arabada, meydanlarda sabahlıyoruz. Ama tedbirlimiz de az değil. Eşofmanla yatanlar, kapı eşiğinde “deprem çantası” bulunduranlar, otomobil bagajına elbise, ayakkabı, kazak koyanlar. Böyle hassas kardeşlerimiz de var. * * * Her birimiz otorite olup çıktık. Artçıydı, öncüydü, ta kendisiydi hesaplarını şırpadanak yapıveriyoruz. Yani, depremden sakınıp kaçınmayı yaman öğrendik. Okullar, itfaiye teşkilâtı, belediyeler, deprem tatbikatlarıyle haşır neşir. Kısacası, deprem bizi fena halde ayılttı. Tedbirler üstüne; îkaz îkaz, bilgi bilgi yorulmaktayız. * * * İyi güzel de... Şu yere batası enflasyon, evler yıkan bir deprem değil de ne? Her yıl onbin kişiyi toprağa gömen, ocaklar söndüren trafik kazâları deprem değil de ne? Ha bire büngüldeyip duran rüşvet kepazeliği deprem değil de ne? Beller büken, çoluk çocuktan utandıran işçi emekli maaşları hangi depremden daha az kıyıcı? Lâf işte. Biz de oturmuş, Işıkara Hoca’nın depremiyle oyalanıyoruz. Oysa, ondan beter düzinelerle ejderha suratlı deprem var, her gün can evimizden sarsıyor, yırtıyor, kırıyor. * * * Ama biz sâdece 17 Ağustos ile 12 Kasım 99 depremlerini “Deprem” saymaktayız.Unutmayalım... Bankalar operasyonu da zehir zemberek bir depremdir. Ve son Ermeni soykırımı masalının Fransız meclisinden geçip kanunlaşması, İngilizlere aktarılması. Bunların yanında Işıkara Hoca’nın depremleri devede kulak kalıyor. Efendim, kimse depremleri önceden kestiremez imiş. Hadi ordan. Sosyal ve ekonomik bağırışlı depremler aylar öncesinden farkedilir. Nerde o farkediciler? Ülkeleri sarsan asıl sarsıntılar bu dediklerimdir. Enflasyon sâdece geçimsizliklere, adlî olaylara değil, yıkılmalara da sebep. Öteki sebep ise eğitimdeki kötürümlük ve istikametsizliktir. * * * Televizyon tartışmalarına zaman zaman üniversite gençliği de katılıyor. Dikkat ettim, büyük çoğunluk; hınçlı, öfkeli, saldırgan, ümitsiz. Ülkesini, insanını, kültürünü, yatırımcısını, üreticisini, işverenini hatta kültürünü devamlı küçümsüyor. Değerlere, sermayeye, işadamlarına düşman kesiliyorlar. Alın size ürkütücü bir deprem daha. Bu gençler hangi ellerce, hangi kafalarca bu hâle düşürüldü? Onları sevgisiz, saygısız ve saldırgan yetiştiren hocalar kim? Demek, eğiticiler de depremin ta kendisi. En dehşet verici sarsıntı belli ki üniversitelerde.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT