BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Baas rejimi

Baas rejimi

Zaman zaman iç politikada "Baas" rejiminden söz edilir. Elbette Baas rejimi özlemi içinde olanlar da vardır. Ama Türkiye'nin geleceği ve güçlenmesi, demokrasi, insan hakları, çok partili rejim ve milli, manevi değerlere saygı ile mümkündür. Oysa Baas rejimi nedir?



Zaman zaman iç politikada "Baas" rejiminden söz edilir. Elbette Baas rejimi özlemi içinde olanlar da vardır. Ama Türkiye'nin geleceği ve güçlenmesi, demokrasi, insan hakları, çok partili rejim ve milli, manevi değerlere saygı ile mümkündür. Oysa Baas rejimi nedir? Kısaca özetleyelim: Baas ideolojisi kırklı yıllarda annesi Yahudi, babası Fransız olan Michel Eflâk adlı bir teorisyen tarafından ortaya atıldı ve özetle Arap milliyetçiliği savunuluyordu. Eflak'a göre bütün Araplar bir bayrak altında toplanacak ve diğer Müslümanlarla ipler koparılacaktı. O yıllarda Ortadoğu ülkelerinde Nasır sosyalizmi konuşulmaktaydı. Bu iki hareket önceleri birbiriyle uğraştılar ama sonra ne değişti bilinmez aniden birlik oldular. Aslında ikisinin de ortak vasfı "devletçi baskıcı" olmalarıydı. Michel Eflâk'ın ırkçı "Diriliş Partisi", Ekrem Havrani'nin "Sosyalist Partisi" ile birleşti ve bu ittifak "Hizb-el Ba's el Arabi el iştiraki" adıyla anıldı. Kısaca "Baas" adıyla tanınan hareket sadece Suriye'de legaldi. Lâkin Baasçılar diğer Arap ülkelerinde gizlice teşkilatlandılar ve her türlü ayaklanmaya katıldılar. Zamanla görüş ayrılıkları çıktı ve hızla derinleşti. Baasçılar çeşitlense bile iki özellikleri hiç değişmedi: "Halka karşı mesafeli olmaları ve ihtilalcilikleri." Nitekim önce Bağdat'ta sonra Şam'da yaptıkları darbelerle yönetimi ele geçirdiler. Baasçıların ilk işleri karşı devrime meydan vermemek için özel birlikler kurmak oldu. Baas içinde zaman zaman milliyetçiler, zaman zaman da sosyalistler güç kazandı ama her iki taraf da halkına yaklaşamadı. Baasçılar büyük şaşaa ile yaptıkları toprak reformundan hüsranla çıktılar. Bırakın arazi sahiplerini, ırgatlar bile eski günlerini aradılar. Tüccarlar sıkıntıya düştü, işsizler huzursuz oldular. Sermaye ve gayrimenkul sahipleri zor günler yaşadılar. Gün geldi Baas, Baaslıktan çıktı. Hatta hareketin fikir babalarından Michel Eflâk sürüldü, Ekrem Havrani zindana tıkıldı. Hele İsrail karşısında utanılacak bir mağlubiyet alınca iş çığırından çıktı. Amerika, Yahudilerin yanında olunca yörede sol rüzgarlar güçlü esmeye başladı. Marksist Baasçılar, ılımlı solcuları (Baasçı olsalar bile) cendereye aldılar. Ancak Suriye ordusu SSCB ile yakınlaşmanın bu kadarını tehlikeli buldu ve yönetime el koydu. Savunma Bakanı Hafız Esad hem Devlet Başkanlığını aldı, hem de Baas Partisi Genel Sekreterliğine atandı. Sonraki yıllarda Suriye tekrar sola kaydı, Irak ise İran'a karşı destek alabilmek için batıcılığa oynadı. Ama ikisinde de sülale iktidarı vardı. Yönetim halkından uzaktı. Michel Eflâk 1989'da Paris'te öldü. Ama Baas onu bile aştı. Parti 8. olağan kongresinde Müslüman aydınları sindirme kararı aldı. Günümüzde Baas'ın sadece adı kaldı. Suriye'nin aile şirketi gibi yönetildiği mâlum. Irak'ta da durum farklı değil. Savunma Bakanlığı Saddam'ın yeğeni Ali Hasan el Mecid'den, İçişleri Bakanlığı Saddam'ın üvey kardeşi Watban el Hasan'dan, Genel Güvenlik işleri Saddam'ın üvey kardeşi Sakawi el Hassan'dan, Politika Danışmanlığı Saddam'ın üvey kardeşi Barzan el Tıkrıti'den, Askeri Sanayii Saddam'ın damadı ve yeğeni Hüseyin Kemal el Mecid'den soruluyor... Irak istihbarat servisi "El Muhaberat"ı ise Saddam'ın oğlu Gazi Hüseyin yönlendiriyor. Küçük oğlu Uday ise medya ve sporla ilgileniyor. Önümüzde enteresan bir örnek var. Hafız gitti, Beşar geldi, Suriye'de Esat hanedanlığı devrilmedi. Hasılı Saddam ölse bile bu kadro yeni bir Saddam çıkarmakta zorlanmaz. Ama Baas ideolojisini sorarsanız; o çoktan öldü. Bizde dirilmese bari!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT